Denizden geliyoruz, deniz mi çay mı diyorlar. Çay diyorum. Sen der gibi. Çay içmek hayatta kalmayı kutlamak gibi bir şey. Tüm içkileri tüm sevdiğin şeyleri bir kenara attığın an çay elinde oluyor. Senin olmadığın gibi. Her Cuma aynı şey oluyor, sen her Cuma bir kez daha gidiyorsun benden. Ben her Cuma biraz hüzünlüyüm. Ağlamıyorum belki yorulduğumdan. Beynim uyuşmuş olabilir hatırlamıyorum çünkü. Ardına bakmadığından belki aklımda bir tek gidişin var. Gidişin ve yaprakların düşüşü… Üzerime çok yağmur yağdı, kimin umurunda? Ben kaldım orada ve aynı zamanda gittim. Çok uzaklara. Herkesin gözü önünde yalnızdım. Sen gibi ya da olduğum gibi. Oralar hep dağınık. Odam gibi değil. Sokaklar gibi. İnsanlar gibi. Sen gibi. Darmadağın ve paramparça.
Benim umut dolu cümleler yazacak vakitlerim yok. Bir yağmur yağar ben heyecanlanırım. Bir kitap okurum sevinirim. Yeşili görürüm huzur bulurum. Ama umutlanacak bir şey yok. En azından aşka değecek bir umut yok. Hayat bile kendi başını almış gidiyor en önde. Ben mi umutlanacağım. Çiçeklerimin toprağını havalandırıyorum arada bir. Kendimi de onlarla. Çay demliyorum bolca. Oturup kendimle karşılıklı içiyorum. Kendimden başkasına çay demlemiyorum. Çünkü biz seninle karşılıklı çay içmiştik soğuk havalarda.
Kendime bir kolonya buldum. Huzurun bir tarifi yoksa o kolonya olabilir. Sen gibi. Kokladıkça dolaştığımız Kuzguncuk sokakları geliyor burnumun ucuna. Sızlatmıyor. Onu yanımdan ayırmıyorum. Ne zaman özlesem seni, ne zaman telaşa kapılsam hemen ona sarılıyorum. İnsanı küçücük bir şişe mutlu edebilir mi deme, öyle bir ediyor ki. İnsanoğlu hemen her şeye bağlanmasını biliyor zaten.
Bağlanmış umutları yeşertmeyi bilmeyen yok. İnsanız ya, yaşayacağız bir şekilde. Mecburuz da. Bir otobüs nasıl hareket saati geldiğinde yol almak zorundaysa biz de o kadar zorundayız yaşamaya. Düştükten sonra zamanı gelince kalkıp yürümeye devam edeceğiz. Basit düşüşler olmayacak hiçbir zaman. Bisikletten düşmek bile zor gelir insana. Ama yaşam tarafından düşürülmek çok daha zor. Ağlayamazsın, yara bandı fayda etmez. Hangi yarayı örteceksin ki hem? Ayrılık gibi bir şey bu düşüşler. Dönüşü olmaz düşüşlerin. Belki tekrar tekrar düşersin ama aynı tadı vermez.
Gün gelir düşmelerin bile bir kıymeti olur.

Dilhan Keskin

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin