Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Hint mistik inanışlarının Fars edebiyatına tesiri ile oluşan Sebk-i Hindi, divan edebiyatını da etkilemesi (17.yy) kaçınılmazdır. Divan edebiyatının birincil kaynağı Fars edebiyatı olduğu düşünülürse bu durum çok tabiidir. Sebk-i Hindi öncelikle bir akımdır. Akımın en büyük özelliği bilmeceli bir tavır ile anlam katmanları oluşturmasıdır. Bu durum anlam kapalılığına sebep olmuş ve sözden daha önemli bir hale getirmiştir. Mazmunların (kalıplaşmış semboller), gözden kaybolması ve zor bulunması ile bilinmektedirler. Fakat bu kayboluş, Sebk-i Hindi ile bir adım öteye gitmiş ve zorluk seviyesi ilerlemiştir. Mazmunlar felsefi düşünceler ile sentezlenmiştir. Hayal gücünün doruklarda gezdiği Sebk-i Hindi akımı Fars edebiyatında Molla Camii’den divan edebiyatında Şeyh Galib’e kadar sirayet etmiştir.

Cüş-ı tufan-ı baharanı edip feve-a-feve

Mevc-i bahr-ı çemeni eyledi bir kef sünbül

(Şeyh Galib)

(Sünbül, bahar tufanını hızla harekete geçirir geçirmez, çemen denizinin dalgasını bir köpükten ibaret bıraktı)  (Dr. Ozan Yılmaz, Sebk-i Hindi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, s. 4)

Hayali sahnenin ne denli iç içe anlam yapısı olduğu görülmektedir. Divan edebiyatında çemen (çimen), sümbül baharın habercisidir. Galib hızla akıp giden bahardan bahsetmektedir. Bu noktada akla insan ömrünün kısalığını aktarmak arzulanmıştır. İkincil bir anlam aranmak istenirse çemen kelimesi şehrin yerine geçebilen bir kelimedir. Dolayısıyla aşığın, şehir içinde sevdiğini araması ve bunun ona gam ve keder sağladığı da düşünülebilir.

Mazmun kalıplarını bozmak Sebk-i Hindi anlayışı için önemli bir sanatsal ölçüttür. Divan şiirine yakın olan birisi yukarıdaki beyitteki “çemen denizi” tamlamasına dikkat kesilecektir. Yüzyıllar boyunca belirli benzetmeler üzerine kurulan edebiyatta ufak bir değişikliğin önem boyutu çok yüksek olacaktır. Tamlamanın yeniliği okuyucuyu düşünmeye itmektedir. Denizin kendini yeniler hali, çemeni (hayatı, insan varlığı) etkilemiştir. Tamlama, bu bakımdan hayatın geçiciliğini yansıtmış ve benzetmeyi sümbül aracılığıyla oluşmuştur.

Girdi miftah-ı der-i genc-i maani elime

Aleme bezl-i güher eylesem ithaf değil

(Nef-i)

(Gizli manalar hazinesinin kapısının anahtarını bende, o hazineyi avuç avuç saçsam bile israf etmiş olmam.)

Divan edebiyatında Şeyh Galib kadar Sebk-i Hindi etkisinde kalmasa da Nefi, Neşati, Nabi gibi isimler de Sebk-i Hindi’den faydalanmışlardır. Nef-i’nin beyti ilk okuyuşta şairaneliğini  över bir tavır aldığı anlaşılmaktadır. Fakat beytin anlam çeşitliliği vardır. Anlam bakımından aşıklığının derecesinin çok ileride olduğunu ve bu nuru etrafına şiirleriyle dağıttığı anlamını  çıkarmak da mümkündür.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin