Kendimle ne zaman baş başa kalmak istesem karların yağmasını beklerim. Karların böyle bir yanı var.
Bütün anıları unuttuğumuz yerlerden ağır ağır indirirler avuçlarımıza. Kimi ucu yırtık sarı fotoğraflarına bakıp gençliğini düşünür, kimi siyah beyaz fotoğraflarda kaybettiğini.

İşte bu karlı akşam saatlerinde, üst sokağın köşesinde bu durumlar için yapıldığını tahmin ettiğim parka gider, tek başıma otururum. Önceleri fark etmedim ama ne zaman karları temizleyip kendime oturacak yer açsam, bir çocuk koşarak parka gelir oynamaya başlar. Hayatımdaki tesadüfi durumlardan biri diye geçiştirdiğim bu olayı her gidişimde yaşamaya başlayınca, parka daha sık gitmek isterim. Güzel ülkemin tehlikeli saatlerinde tek başına ne yapıyor burada diye düşünürüm. Bir ara konuşmak istedim ama bu sefer kendi yalnızlığımı kaybetmek korktum. Hiç konuşmayarak oynamaya devam etti. Ben orada yokmuşum gibi davrandı hep, sanki benim neden orada olduğumu bilirmiş gibi.

Hala kar tanelerinin her birini meleklerin indirdiğine inanırım.
Melekler beyaz olur çünkü, annemden biliyorum. Kafamı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum, hiç bulunmadığım yerlere kendimi koyup hayal kuruyorum. Saatlerce böyle durabilirim sıkılmadan. Kimse yokken kendimi daha iyi hissediyorum. Gözüm, adını bilmediğim sarışın çocuğa kayıyor, sarı montunun altından uzun atkısının püskülleri sallanıyor. Yere çömelmiş kendi dünyasını kuruyor parka. Eldivenlerine yapışan kar tanelerini üzerine siliyor gizlice sonra devam ediyor kardan adamına. O buradan gidene kadar gitmek istemiyor canım. Saatlerce tek kelime etmeden parkta kalıyoruz. Ne çok ortak yönümüz var diyorum içimden. Ben de sevmem konuşmayı, yapamam saatlerce yapmaya çalıştığı kardan adamı.

Ayaklarım üşümeye başlıyor. Evlerin lambaları sönüyor birer ikişer, gökyüzü daha da aydınlanıyor. O an beni anılarımdan uyandıran bir ses duyuyorum. Biri bana adımla sesleniyor. Çocuk oyunu kesip ayağa kalkıyor, beceremediği kardan adama bakıyor son kez ve sesin geldiği yöne gidiyor elveda demeden.

O gittikten sonra ellerimi cebimde saklayıp ağır ağır yürüyorum caddede. Bilerek uzatıyorum yolları, erken varmamak için eve.
Başımı yukarı kaldırıp meleklerin bana değmesini bekliyorum.
Ve ben ne zaman kendimle baş başa kalmak istesem, karlı bir akşam bu parka gelip hiç konuşmadan çocukluğumu izliyorum.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin