Saramago’dan Uçsuz Bucaksız Bir Öykü: Bilinmeyen Adanın Öyküsü

“Bir adam kralın kapısını çalmış ve ona demiş ki, bana bir tekne ver.”

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli bir yazar olan Jose Saramago’nun “Yola çıkmayı hayal etmek bile, bir hedefi gözetmek, bir amaca ulaşmak, bir kavuşmayı özlemek kadar güzel, gerekli, büyüleyici ve heyecan verici olabilir.” diye tanımlanan bir öyküsüyle karşılaşıyorsunuz bu kitabı elinize aldığınızda.

Bir gün denizle hiçbir ilişkisi olmayan bir adam, kraldan tekne istemeye gidiyor. Kararlı ve uzun denilebilecek bir süreçten sonra kraldan karavela türünde bir tekne alıyor. Derken, saraydaki temizlikçi kadın, kahramanımızla birlikte gitme kararı vermesiyle asıl olaylar başlıyor. Kitabın sayfalarında bilinmeyen adaların kalmadığına inanılan bir dönemde bilinmeyen bir ada arama cesaretine sahip bir adamla böyle bir cesareti görüp hayatını değiştirebileceğine inanan bir kadının öyküsünü okuyoruz. İki kişinin sayfalardaki yolculuğu bu şekilde başlıyor.

Kısacık, sımsıcak bir öykü. Ancak, içinde psikolojik, romantik ve toplumsal alt metinler yer alıyor. Hiçbir şekilde bir ülke ismi geçmiyor, diyaloglar virgüllerle ayırılmış; düzensiz gözükse de kendini sevdiren diyaloglar okuyorsunuz. Çünkü, hayalinizdeki konuşmalar okunduğu gibi basit bir etki yerine derinden etkileyen sahnelere yer veriyor zihninizde. Zaten, kısa öykülerle karşılaştığım zaman önce bir durup düşünme ihtiyacı seziyorum her zaman. Çünkü farkındayım ki, kısa ve öz olan yapıtlar daha sarsıcı olabiliyor; uzun uzun anlatılan metinlere göre…
Üslubu çok akıcı ve basit, anlatılanlar ise basit gözükse de dediğim gibi konusu ve anlatımından dolayı düşündükçe derinleşiyor.

- Advertisement -

Üstelik, içinde Birol Bayram’ın öylesine güzel çizimleri var ki… Siz sayfaları okurken resimlere gözünüzle dokunmak yerine, ellerinizde dokunmak istiyorsunuz. Çünkü, kitabın işlenişi gibi resimler de “bambaşka.”

Kitabın son sayfasını okuyorsunuz,
kitabı bitiriyorsunuz
ve
kitabın içinden bir türlü çıkamıyorsunuz bir süre.

Sahi, bilinmeyen bir ada gerçekten var mıydı?
Yoksa gerçeklerden kopma isteğinin arayış nedeni miydi?
Yepyeni bir karar vermekle beyaz sayfa açıp kazanıyor muyuz
yoksa
geçmişte yazdıklarımız gibi kaybediyor muyuz?
Hepimizin bir bilinmeyen adası var mıdır; içlerinde erkek ve kadının şarap gibi barındığı?

Yapacağınız bir yolculukta kahveniz ile birlikte bu kitabı da yanınıza aldığınızı temenni ederek bilinmeyen adadaki umut dolu kitapları diliyorum…

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Zeynep Gizem Eskici
Zeynep Gizem Eskicihttp://instagram.com/siyahbeyazkutuphane
"küçük hanım yine hayaller peşinde... küçük bir hanım olamayan küçük hanım"

Must Read

Bir Tarık Tufan Romanı: Düşerken | 18 Alıntı

Kendilerine kaçacak yer arayan İshak ve Jülide'nin düşerken denk gelen hikayelerini, kaçışlarını ve Tarık Tufan diliyle ''yaralarını'' okuyoruz. Bizim de ''düşerken'' okuduğumuz romanın alıntılarını...