Sanatçısına Sırdaş Olmuş Eserler: Gizemli Tablolar

İçe dönümden dışa vuruma bir yolculuk olan sanat bir olgu değil bir dil, bir ifade biçimidir. Herhangi bir sanat dalında, sanatçının kendi duygu halinin dışa vurumu olarak kendi ruhundan yarattığı eserin karşısında, her birimiz farklı şeyler hisseder ve farklı etkiler altında kalırız. Eserde mutlak bir algı söz konusu olsa da, kişiler üzerinde uyandırdığı duygu, geçirdiği enerji ve beğeni hali görecelidir.

Üretenden tüketene açılan, ardı gizemli bir kapıdır sanat…

Harika!, mükemmel!, saçma!, sevmedim!, bayıldım! gibi yüzeysel söylemlerden çok daha fazlasıdır aslında, derindir.

İşte, hikayelerinden bihaber yaptığımız yorumların, o gizemli kapının ardında saklı hikayelerin sığınağı olan tablolardan bazıları:

  • Isabella de’Medici’nin Portresi / Bilinmeyen Sanatçı
- Advertisement -

Sanatçısı bilinmeyen ve tesadüfen keşfedilen bir Rönesans tablosu…

Önceleri her ne kadar sanat eleştirmenleri tarafından bu tablonun gerçeğinin bir kopyası olduğuna inanılsa da, tablonun 19. YY’da tekrar boyandığı bilgisine ulaşılmıştır. Tabloda yer alan portrede görünen daha kemikli bir burun, açık bir alın, geniş bir çeneden ziyade… Sevimli bir orta çağ genç kızı, bakımlı bir kadına dönüştürülmüştü.

Portrenin orjinalinin nasıl göründüğü X-Ray’ler ile ortaya çıkarılmış ve restorasyon çalışması sırasında üst katmandaki boyalar büyük bir titizlikle kazınmış, portrenin orjinal hali ortaya çıkarılmıştır.

 

  • Korkunç İvan Oğlunu Öldürüyor / Ilya Repin ( 16 Kasım 1581)

Sergilendiği dönemde ilerici eleştirmenler tarafından övülürken, tutucu kesim tarafından eleştirilere maruz kalmış olan tablo, 1885’te Rusya’nın ileri gelen ressam ve heykeltıraşlarından biri olan İlya Replin tarafından yapılmıştır. Eser, ressamın en meşhur tablolarından biridir. Rivayete göre Repin, bu eseri yapmaya karar verdikten sonra her sabah mezbahaneye giderek oradaki hayvanların gözlerini izlemiştir.

Tarihe, ürperteci ve soğuk bir şekilde adını yazdıran IV. Ivan ve onun hiç de masum olmayan tablosu. Sanatçı, aslında bu tabloda, Çar II. Aleksandr‘ın suikastı ile Nikolai Rimsky-Korsakov‘un suitinden ilham almıştı. Oğlunu öldürme anı ise Repin’in hayal gücünün ürünüydü. Bütün bu senaryoyu yaratması 3 yılını almıştı.

Ancak yapmak istediği tabloyla ilgili görüntüleri kafasında bir türlü oturtamıyordu. Ta ki İspanya‘ya gidip orada bir boğa güreşini izleyene kadar. Kan ve kumla kaplı o görüntüyü, boğanın öfkesi ve acısıyla harmanladı. İşte tablonun fikri tam o an ortaya çıktı. Repin çalışmaları söz konusu olduğunda oldukça takıntılıydı. Öyle ki rüyalarında bile suikast ve çeşitli işkence sahneleri görüyordu. Neyse ki dostları sanatçının deliye dönmesini engellemişlerdir.

  • Eşit Olmayanların Evliliği / Vasili Pukirev

Rus ressam Vasili Pukirev tarafından 1863’te yapılmış bu eserin birçok farklı hikayesi var. Bunlardan biri de, sanatçının kendi hayat dramasından yola çıktığıdır. Buna göre tablodaki gelin, Pukirev’in özlem duyduğu gelin, yaşlı damat ise soylu Alexey Markovich Poltoratskiy‘dir.

Dikkatli bakacak olduğumuzda, damadın arkasında bulunan yaşlı bir kadın görüyoruz. Kafasında bir çelenk, üzerinde ise bir gelinlik var. Düşününce, düğünde gelinlik giymesi gereken tek kişi gelin iken bu yaşlı kadın kimdi ve neden gelinlik giymişti? Bilim insanları bunun Alexey’in ilk karısının ruhu olabileceğini öne sürmüşlerdir.

 

  • Primevera / Sandro Botticelli

İtalyan ressam Sandro Botticelli tarafından 1470’lerin sonlarında yapılmış olan bu tablo Lorenzo de’Medici‘nin isteği doğrultusunda bir düğün hediyesi olma düşüncesiyle ortaya çıkmıştı. Tablo, yalnızca antik bir olay örgüsü içermekle kalmıyor, aynı zamanda yolda olan evliliğe dair de küçük bir mesaj içeriyordu.

Tabloda, peçesinden de anlaşıldığı üzere Venüs utangaç evli bir kadındı, damat ise soylu ve ilahe bir kadınla evlenmeyi seçmişti. Bu şekilde mutlu bir hayatı olacaktı. Üç güzeller ise hayattaki 3 şeyi temsil ediyordu; güzellik, neşe ve zarafet. Merkür, başlıca erkek özellikleri olan hassasiyet ve güzel konuşma özelliklerini temsil ediyordu. Aşk Tanrısı Cupid‘in gözlerinin bağlı olması ise aşkın gözü kördür’ mesajını veriyordu.

 

  • Don Ramón Satué’nün Portresi / Francisco de Goya

İspanyol sanatçı Francisco de Goya tarafından 1823’te yapılmış olan ve çok sonraları keşfedilen yeni çalışmanın bir Fransız generali, hatta Napoleon Bonaparte‘ın kardeşi Joseph‘in resmi olabileceğine inanılıyor.

Yeni bir röntgen teknolojisi ile yapılan çalışmalar esnasında, bilim insanları portrenin altında üniformalı bir adam olduğunu gördüler. Bu portre tamamlanmamıştı ve bu sebeple de resmi betimlemek neredeyse imkansızdı. Goya’nın, aslında ilk başta Napoleon Bonaparte’ın kardeşi İspanya Kralı Joseph Bonaperte‘ın portresini çizmeye başladığı ancak hükümetin gücünü kaybetmesinden sonra resmi tamamlamadan üzerine yeni bir portre çizerek tamamladığı öne sürüldü.

  • Mavi Oda / Pablo Picasso

1901 yılında Pablo Picasso’nun Mavi Dönemi’nde yapmış olduğu tabloda, Picasso’nun tablolarını kızılötesi teknolojisiyle incelemeye alan bilim adamları tarafından yeni bir gizem keşfedilmiştir. Resmin yatay çevrilmesi halinde eli çenesinde ve düşünceli görünen, üç parmağında üç yüzük bulunan, sakallı bir adamın görülmesi sanat camiasında büyük yankı uyandırmıştır.

Bu resimde papyonlu ve takım elbise giymiş yaşlı bir adam tasvir ediliyordu. Picasso’nun birçok düşüncesi ve fikri vardı ancak yeni tuval alacak parası yoktu. Bu nedenle eski bir resminin üzerine yeni bir şeyler çizdiği düşünülüyor.

  • Be Be (Hz. İsa’nın Doğuşu ) / Paul Gauguin

Tahiti’li bir kadın nasıl olur da Hz. İsa’nın doğuşuyla ilişkilendirilebilir?

Fransız ressam Henri Paul Gauguin’in bu tabloyu yapmasında ki en etkili sebep şuydu; Gauguin hiçbir zaman inançlı biri olmamıştı, daha çok agnostik bir insandı. Tahiti’de yaşadığı sırada ise İncil’e merak sarmıştı. Bu sürede Gauguin, Maori kabilesinden Pahura adında bir kadını sevdi. Ondan bir de erkek çocuğu doğmuştu. Bu tabloda da oğlunun doğduğu o anı betimlemişti. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra Gauguin, hem sevgili eşi Pahura’yı hem de oğlunu kaybetti. Üstelik o gün Noel günüydü…

 

  •  Rahibe / Ilya Repin

Sanat eleştirmenlerine kendilerini sorgulatan tablo: Rahibe, neden Repin’in erkek kardeşinin karısı Sophia Shvetsova‘ya benziyor? Sorunun cevabı ise sanatçının günlüklerinde saklı.

Repin, ilk önce bir kadın portresi yapmaya başlamıştır. Daha sonra, tabloyu yapmaya devam ettiği süre içerisinde Repin ve Sophia arasında bir tartışma yaşanır. Bu duruma oldukça sinirlenen sanatçı bu resmi yeniden yapmaya karar verir. Sophia’ya süslü kıyafetler yerine rahibe kıyafetleri giydirir, yelpazeyi ise tespihle değiştirir.

Bilim insanlarının tahminleri doğrulamak için tabloyu X-ray ile incelemeleri üzerine bunun doğru olduğu ortaya çıkmıştır. Repin, düşünüldüğü şekilde, eski tablonun üzerine yenisini yapmıştır.

 

  • Gelinin Hazırlığı / Gustave Courbet

Fransız ressam Gustave Courbet gerçekçilik ilkesini benimsemiş, günlük hayatının bütün detaylarını tablolarına yansıtan bir sanatçıydı; cenazeler, dokuma sanatı, köylü kızlar, öğle vakti şekerlemeleri…

Bu tablosu ise diğer tablolarının arasında kaybolup gitmiş ve hiçbir sanat eleştirmeni bu tabloya ilgi duymamıştı.

1960 yılında, X-ray ile dikkatli şekilde incelendiği esnada, aslında tabloda yer alan hiçbir gelin olmadığı görüldü. Ana kahraman çıplaktı, etrafındaki kızlar ise siyah elbiseler giymişti. Daha sonra ise bunun gelinin hazırlığı değil ölü bir kızın hazırlığı olduğu ortaya çıkmıştır.

 

  • Elçiler / Hans Holbein

1553’te Alman ressam Hans Holbein tarafından yalnızca bir sipariş üzerine, ikili bir portre halinde yapıldığı düşünülen eser, aslında görünenden çok daha fazlasını içeriyordu.

İki gerçek elçinin tasvir edildiği tablodakilerden soldaki, dönemin Londra’daki Fransız elçisi Jean de Dinteville, resmin sağındaki ikinci kişi de Dinteville’in arkadaşı ve Lavaur piskoposu olan Georges de Selve‘dir. Arka planda bulunan nesneler aslında din adamları ve bilim insanları arasındaki anlaşmazlığa dikkat çekmektedir. Kırık ud, açık zebur, küre, güneş saati ve kitaplar da bunu doğrular niteliktedir.

Ön planda yer alan tuhaf şekil, ölümü simgeleyen bir kafatasıdır ve bu şekil tabloda çarpık bir biçimde görülmektedir. Tabloya düz baktığınızda kafatası çok belirgin değildir ve dikkat çekmez. Ressamın anlatmak istediği ölümün önemli bir olgu olmadığıdır. Ama tabloya farklı açıdan bakarsanız ölüm sıradan şeyleri çarpıtan gerçek bir olgu haline gelir.

 

  • Açık Pencere Önünde Mektup Okuyan Kız / Johannes Vermeer

Hollandalı barok ressam Johannes Vermeer’in ilk çalışmalarından biri olan eserin hikayesi her ne kadar sıradan ve önemsiz gibi görünse de öyle değildir. Meyve çanağındaki elmalar Adem ile Havva’nın suçlarını simgelerken, açık cam özgürlük arzusunu simgeler. Ancak semboller bunlarla da sınırlı değildir. Yeni teknolojiyle yapılan incelemeler sonucunda sanatçının tabloya koymak istemediği, sonradan çıkarttığı unsurlar ve üst tabaka boyanın altında nelerin gizlendiği ortaya çıkmıştır. Resme tekrar bakıldığında ise, orjinalinde duvarda Cupid olduğu görülüyor ancak her nedense sanatçı bunun üzerini kapatıyor.

Söz ettiğimiz gelişmiş teknoloji sayesinde rastlanan başka bir detay da, ressamın ilk başta resme perde koymamış olduğu. Üzerinde Türk halısı serili olan masanın üzerinde ilk başta bir meyve tabağı durmaktaymış, daha sonra Vermeer bu tabağı silecek şekilde kalın bir perde koymuş resmin sağ tarafına ve bu perdeyle de resme bambaşka bir boyut getirmiş.

 

  • Otobüs / Frida Kahlo

Meksikalı ressamın 1929 yılında yapmış olduğu Otobüs resminin iki önemli açıklaması var;  hayatının aşkı Diego ile birlikte olduktan sonra onun etkisiyle resimlerinde politik imgelere yer veren Kahlo, bu resimde toplumun farklı kesimlerinden kişileri yan yana göstermiştir. En solda alışveriş çantası taşıyan bir kadın, ikincisi kıyafeti ile bir işçi, onun yanında çocuğunu emziren bir kadın, yanında kıyafetinden ve elindeki para kesesinden de anlaşılacağı gibi kapitalizmi temsil eden zengin bir adam ve onun yanında da Frida genç bir kadın olarak kendini resmetmiş.

Resmin tek açıklaması bu değil, bu aynı zamanda Frida’nın kaza yapmadan önce içinde olduğu otobüs. Frida Kahlo 17 yaşındayken bir kaza geçirdi. İçinde bulunduğu otobüs bir tramvay ile çarpıştı. Omurgada üçlü kırık, kalça kırığı, kaburga kırığı gibi birçok travma geçirdiği için ileride çocuğu olmayacaktı. Bu kazayla ilgili anılar da Frida’ya hayatı boyunca işkence edecekti. Umutsuz olduğu anlarda resim yaptı. ‘Otobüs’ de böyle ortaya çıkmıştı.

‘Hayatımda iki ciddi kaza yüzünden acı çektim; birincisi tramvay’ın beni yere serdiği kaza, ikincisi ise Diego.’

 

 

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Must Read

Atiye 2. Sezon İncelemesi

Atiye, ilk açıklandığı günden beri merak uyandıran, oldukça ilgimizi çeken bir yapım olmayı başarmıştı. Atiye 2. sezon incelemesine başlamadan önce hem karakter gelişimlerini hem...