Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Sanatın ya da yaratıcılığın bazı psikolojik rahatsızlıklarla ilintili olabileceğini hiç düşündünüz mü? Araştırmacılar, sanat eseri üretebilme yetisi bulunan bireylerin psikolojik problemler yaşama sıklığı konusunda tam olarak fikir birliğine varamıyorlar.

Sanat, sözlük anlamına göre değerlendirildiğinde bir duygu ya da düşüncenin dışa vurumunda kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu yöntemlerdeki üstün yaratıcılık becerisidir. Bu cümlenin derinine inildiğinde sanatsal bir ürünün ortaya çıkması için sanatçı tarafından algılanan bir dünyanın var olması gerektiğini anlayabiliriz. Burada önemli olan ‘ben olmayan’ bir öze ulaşmaktır.

Sanatın ortaya çıkışı düşünüldüğü zaman, sanatın bir arınma biçimi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Aristoteles’e göre sanatın, tehlikeli duyguları ortaya çıkararak ruhu arındırma gibi büyülü bir etkisi vardır.

Yaratıcılık sürecini ele alırsak yaratıcı bireylerin en belirgin özellikleri özgürlükçü tutumları, konsantre olmaya yatkınlıkları, soğukkanlı bir gözlemcilik anlayışına sahip olmaları, başka insanlar tarafından çoğu zaman soğuk ve katı olarak değerlendirilmeleridir. Bunun yanı sıra bu kişilik özellikleri bazı bilişsel özellikler ile birleşir. Bunlar; ön yargılardan yoksun olma, fikirlere karşı açık bir duruş sergileme, takıntılı olma durumu ve mükemmeliyetçiliktir.

Araştırmacılar tarafından yapılan biyografik çalışmalarda özellikle manik-depresif duygudurum bozukluğunun sanatçılarda sıkça görüldüğü ortaya koyulmuştur. Özellikle şairlerde, bestekârlarda, ressamlarda, heykeltıraşlarda ve onların birinci dereceden akrabalarında bu rahatsızlığın görülme oranı; intihara meyilli olma olasılıkları normal insanlara göre daha fazladır. Jamison, yaratma sürecinde duygudurumun rolünü araştırdığı çalışmasında, yazarların ve diğer sanatçıların yüzde 38’inin psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğunu ve birçoğunun lityum ya da antidepresan kullandığını öne sürmüş ve kanıtlamıştır.

Şizofreninin de bununla bağlantılı olduğu düşünülmektedir ama kanıtların birçoğu bu savı destekleyecek nitelikte değildir.

Sonuç olarak; deli-dahi ve sağlıklı sanatçı çelişkisinde iki tarafın da savunduğu doğrular ve bu doğruları kanıtlayıcı veriler vardır. Kanıtlar arasında da birçok neden-sonuç ilişkisi olmakla beraber bu verilerin gerek sanat gerekse psikiyatri alanında yararlı olacağını düşünülmektedir.

Bunun yanı sıra yaratıcılık sadece psikolojik etkilerden değil, sosyal çevre ve cinsiyet gibi bazı değişimlerden de etkilenir. Kadınların erkeklerle aynı sanatsal yeteneklerle dünyaya gelmesine rağmen daha az sanatsal çalışmalar yapmasının belki de maruz kaldıkları toplumsal baskı ile alakası vardır.

Kaynakça:

http://www.journalagent.com/z4/download_fulltext.asp?pdir=kpd&plng=eng&un=KPD-47077

 

 

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin