Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben, sana sunduğum tek gerçeklik savaşım.”

Adını pek duymadık, yazarını da. Çünkü akıl ve akıl sağlığı üzerine irdeleyici kitaplar toplum sözleşmesinde yoktur. Bu kitap 1964 yılında yayınlanmıştır, on altı yaşındaki bir kızın gözlerinden “hastalık” kavramını irdeler. Şimdi olduğu gibi Prozac toplumu değildir onunki, akıl hastalığıdır anlatılan.
Nedir hakikaten hastalık?

Bir hasta kime göre hastadır?

Gerçek hastalar nerededir, kendini hasta zannedenler nerede?

Greenberg’in kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı bu kitap, “akıl hastaları ütopyası” üzerine pek çok ipucu taşırken, toplumun yerleşik değer yargılarına çarpıcı bir eleştiri de getiriyor, böylece normal ve anormal kavramını sorgulamaya götürüyor bizi. Greenberg’in yarattığı ütopyayı belki şu an biz yaşıyoruz. Yıllar sonra değişen, değiştikçe aslında aynılaşan “hastalık kavramı” her yerde. Bu kitabın en özel sayfalarından yapılan alıntıları çoğu film repliklerinde görebilirsiniz…

Çoğu kişinin ağzından duyarız bu cümleyi. Bir beklentinin adımlarıdır, bir hissin çığlıklarıdır. Bir düş yıkılmasıdır “Sana gül bahçesi vadetmedim ben.” Gerçekten öyledir. Kimse bize dikensiz bir gül bahçesi vadetmez.

“Bütün hasta insanların hastanelerde olduğunu mu sanıyorsun sen?”

 

“İşte o küçük Belki yine ortaya çıkmış, küçücük bir kıvılcımı zorlu bir ateşe dönüştürmeyi başarmıştı.”

 

“Bir keresinde kendine korkunç işkenceler yapan bir hastam olmuştu. Ona neden böyle şeyler yaptığını sorduğum zaman “Bunları bana dünya yapmasın diye.” karşılığını vermişti. Sonra “dünyanın neler yapacağını görmek için biraz bekleseniz” demiştim. O da “Anlamıyor musunuz? Eninde sonunda oluyor bunlar, bu şekilde hiç olmazsa kendi yıkımımı kendim yönetiyorum.” diye yanıt vermişti.”

“Cehennemin eşiğine gelmiş kişilerin şeytandan ödü kopuyordu; zaten cehennemin içinde olanlar içinse şeytan özel biri değildi.”

 

“Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim. Ve hiç bir zaman huzur ya da mutluluk vadetmedim. Sana ancak bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım. Ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. Ben yalan şeyler vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır… Üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur.”

 

“Kimileyin bu odada, anne ve babalar, karı-kocalar, o korkunç ve iğrenç hastalık gerçeğini nefretle yadsıma yoluna gidiyorlardı. Kimi zaman da, garip bakışlı yakınlarını alıp geri götürüyorlardı. Korku ya da iyi niyet yüzünden varılan bir yargı ya da uzun bir acı ve mutsuzluk sürecinin kendinden sonraki kuşakta sona ermesini istemeyen başıboş bir kıskançlık ve öfke tohumuydu bunun kaynağı.”

“Bu olgunluğun, küskünlüğün, sınırlarını henüz belirleyemediğim bu hastalığın bir yerinde gizli bir güç var.”

“Tohumu verimli bir toprağa ekip beslerler. Gün ışığı, su ve gıda hepsi verilir. Diller döküp “bize katıl, bize katıl” diye haykırarak kabuğundan çıkması için onu kandırmaya çalışırlar. Tatlı şarkılar ve yakınlık duygusu. İlk filiz oluşmaya başlar ve ellerinde asit dolu bir sulama kabıyla filizin tepesine dikilir… beklerler.”

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin