Şairler Ölmez: Bir Karanfil Elden Ele

“Bir şairin gözleri kapanınca dünyada görülecek şeyler azalır.”

Henüz bir ay önce kaybettiğimiz felsefeci ve şair Oruç Aruoba, Cemal Süreya’nın ölümünün ardından böyle demiş. Oruç Aruoba’nın bu güzel sözlerine edebiyatımızın pek çok önemli ismi de katılmış olacak ki, yıllar boyunca hep birbirlerinin ardından şiirler yazmışlar. Böylece edebiyatımızda, kimseler fark etmeden, birbirlerinin ölümü üzerine yazılan şiirlerden güzel bir zincir oluşturmuşlar. İşte ben de bu yazımda sizlere, bir karanfili elden ele uzatan* şairler üzerine kısa bir derleme yaptım.

1) Edip Cansever – Turgut Uyar

Kimilerine göre Türk edebiyatındaki “en son ve en özgün atılım” olarak nitelendirilen İkinci Yeni’nin iki önemli ismi Edip Cansever ile Turgut Uyar. Yalnızca iki büyük şair olmakla kalmayıp, çok yakın iki dost da olmuşlar.

- Advertisement -

Bu dostluk da şüphesiz düşüncelerini, duygularını, şiirlerini, zamanlarını paylaşmalarıyla zamanla büyümüş. İşte Edip Cansever, Turgut Uyar gibi bir dostu, 1985 Ağustos’unda kaybedişinin ardından “Turgut Uyar” isimli şu şiirini yazmış:

Kocaman bir avlunun ortasında durdu durdu
İçindeki bomboş avluya bakarak
Gökyüzünden arada bir oraya
Ölü bir kuş ya düşüyor ya düşmüyordu.

Görseydi içinin olmadığını
Çekip onca çelenkten bir sap karanfili
Koymak ister miydi hiç
Bu ikindi vaktinin hırçın vazosuna.

Güzleri kullanırdı o kadar sevmese de
Dünyayı kullanırdı açıp da penceresini sonsuza
Su içse suya benzerdi biraz
Konuşsa

Üç beş kişi birikirdi herhangi bir köşebaşında
Yolu düşse de başka mor-sarı bir akşam kahvesine
Ne kadar eşleşirdi Van Gogh’un bakışıyla.

Sevgiler gönderirdi nedense utanırdı da bundan
Gönderir gönderir geri alırdı bir gücenikliği sonra.

Dün müydü, yüzyıllar mı geçti, bilmiyorum ki
Bir yaz sonuydu yalnız denizi sıyırıp geçtik
İki tek votka içtik varmadan Aşiyan’a
Konuşmadık hiç, nedense hiç konuşmadık
Az sonra kalkıp gitti o
Kalakaldım ben oracıkta
Kapadım gözlerimi ardından gene birlikte olduk
Garson! bize iki tek votka daha.

2) Cemal Süreya – Edip Cansever

İkinci Yeni’den bahsetmişken adını anmadan geçemeyeceğimiz bir başka isim de Cemal Süreya. Zira o da tıpkı Edip Cansever ve Turgut Uyar gibi İkinci Yeni’nin, şiirdeki yenileşmenin başını çeken şairlerden olmuş. Üstelik bununla da kalmayıp Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın, hatta bu yazımızın konusu dışında kalan Ece Ayhan, İlhan Berk, Ülkü Tamer, Tomris Uyar gibi pek çok büyük şair ve yazarla çok yakın dostluklar kurmuş. Üstelik bu isimlerle birlikte oturdukları ve adına “Ölmeme Günü” dedikleri rakı sofralarının üstüne de şöyle demiş:

“Ertesi gün için bir şey diyemem ama rakı içtiğin gün ölmezsin.’’

Ancak Cemal Süreya, Turgut Uyar’ın ölümünün yalnızca 9 ay sonrasında Edip Cansever’i de kaybetmiş. Turgut Uyar’ın gidişinin ardından bir şiir yazan Edip Cansever için de Cemal Süreya kalemi eline almış, “Edip Cansever” adlı şu şiirini yazmış:

Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.

Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.

3) Metin Altıok – Cemal Süreya İçin Beş Şiir

İkinci Yeni şairlerinin çok değil bir kuşak sonrasına geldiğimizde, Metin Altıok gibi bir başka önemli şaire rastlıyoruz. Metin Altıok, şiiriyle İkinci Yenicilere dahil olmasa da şüphesiz böyle güçlü bir akımın, böyle güçlü şairlerin hakim olduğu edebiyat dünyasında bu isimlere büyük saygı duymuş. 1990 yılında Süreya’nın ölümünün ardından da “Cemal Süreya İçin Beş Şiir” başlığıyla birbirinden güzel beş şiir kaleme almış. Bunlardan “Misilleme” başlığıyla yazdığı şiirde, kendisine de bir gönderme yaparak Süreya’yı şöyle anlatıyor Metin Altıok:

Sen ki şiirin kilit diliydin
İmgeyle gerçek arasında
Gidip gelen pericik
Sen Cemal Süreya
Benzersiz ve depreşik
“bir misillemeydin” dünyaya.

Şimdi sen öldün ya
Sanki eksilmiş gibi
Her şey yarı yarıya
Kuşkuyla bakıyor herkes
Çevresindeki eşyaya
Görünmeyen bir yan arıyor.

Sen ağıtını kendi yakan
Mazlumun süren kökü
Bak ürperiyor durgun sular
Ve doğuda bir yerde
Derin bir meşelikten
Avaz avaz geçiyor rüzgar.
Şimdi sen öldün ya
Yumuşacık bir çizgi
Ediniyor avuçlarına
Yeni doğan çocuklar
Artık sevda yazgılarını
O çizgiden okuyacaklar.

Bilmiyorum bir turnadan
Acaba kaç şiir çıkar
Ama senin şiirinden
Kalkan turnalar
Mutlaka bir halkın
Solgun tarihine konarlar.

4) Ataol Behramoğlu – Bu Yangın Yerinde

Metin Altıok’un Cemal Süreya için yazdığı bu şiirin ardından yalnızca üç yıl geçmesinin ardından, içinde Metin Altıok’un da olduğu, ülkemizin en acı katliamlarından Madımak Katliamı yaşanmış. Metin Altıok da yangında girdiği komadan kurtulamayıp birkaç gün sonra hastanede yaşamını yitirmiş. Bu acı olayın ardından ise Ataol Behramoğlu, Metin Altıok ve daha niceleri için “Bu Yangın Yerinde” şiirini yazmış.

Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek

Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak

Yalanla kirli havada
Güçlükle soluk alarak

Savunmak gerçeği, çoğu kez
Yalnızlığını bilerek

Korkağı, döneği, suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak

Toplanıyor ölü arkadaşlar
Her biri bir yerden gelerek

Kiminin boynunda ilmeği
Kimi kanını silerek

Kucaklıyor beni Metin Altıok
“Aldırma” diyor gülerek

“Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak”

Kuşkusuz şiir de, şairlik de elden ele bir karanfil. Kuşkusuz bütün bu şairler ölüm üzerine söylediklerinde de kendi pencerelerinde daima haklılar. Ancak Süreya’nın söylediğine ufak bir ekleme yapmam gerekirse; rakı içtikleri akşamı bilmem, ama kendileri gittikten yıllar sonra şiirleri okunan şairler ölmez.

* “Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.”

Edip Cansever

 

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Tayfun Tatar
Tayfun Tatar
Gömlek cebinde şiir, fotoğraf ve biraz da sonbahar taşıyan bir basit adam

Must Read

Bilişsel Kapitalizmin Merkezinde “Maddi Olmayan Emek”

Küreselleşmeyle birlikte tüm sektörleri etkileyen önemli değişimlerle karşılaşıyoruz. Yeni iş modelleri ortaya çıkıyor, eski düzenler yıkılıyor, üretim ve dolaşım sistemleri dijital bir görünüm kazanarak...