Gece Modu

Bu yazı Söylenti Dergi Okur Köşesine gönderilen yazılar arasından seçilmiştir. Eğer siz de yazınızın yayınlanmasını istiyorsanız Söylenti Dergi Okur Köşesi Yazı Gönderim Sayfasından yazınızı gönderebilirsiniz.


1946 yapımı siyah beyaz bir film olan Şahane Hayat (It’s a Wonderful Life), sizi hem ağlatıp hem güldürecek aynı zamanda içinizi ısıtacak sıcacık bir film, bu nedenledir ki onu sık sık yılbaşında izlenmesi gereken filmler listesinde görüyoruz. Başrol oyuncusu James Stewart, George Bailey karakteriyle o kadar güzel bir oyunculuk sergilemiş ki izlemeye doyamıyoruz.

Bu film kendinden başka herkesi düşünen George Bailey’nin hikayesi aslına bakılırsa. Daha ilk sahnelerde kardeşi (Harry) ile karda kayarken Harry’nin suya düşmesi üzerine George hiç düşünmeden onu kurtarmak için suya atlar ve bu kahramanca hareket, bir kulağının duyma yetisini kaybetmesine neden olur. George Bailey’nin genel olarak çok iyi, liderlik özelliği olan, adil, cesur, fedakar, yardımsever gibi iyi olan tüm sıfatları kendinde barındırdığını görebiliriz. Herkese yardım etmeye her an hazır olsa da yardım etmediği bir kişi vardır, o da kendisi. George senelerdir umutla, yılmadan kasabadan ayrılıp dünyayı gezeceği ve üniversiteye gideceği günü iple çeker. Başkalarına yardım etmek için bu hayallerini sürekli erteler ve bu hayallerini bir türlü gerçekleştiremez ki zaten film de hayallerinden vazgeçmesi üzerine şekillenir. Hayalleriyle hiç bağdaşmamasına rağmen babasının işini devralır, ekonomik buhranın ve onu batırmaya çalışıp tüm kasabayı tekeline almaya çalışan filmdeki tek kötü karakter olan Bay Potter’ın yarattığı türlü zorlukların altından başarıyla kalkar bu küçük şirketle. Ancak üst üste gelen talihsiz olaylar yüzünden George artık dayanamaz hale gelir ve intiharın eşiğinde köprünün kenarında sallantıdayken bulur kendini. O sırada koruyucu meleği Clarence cennetten gelir ve George’un dilediği ‘hayata hiç gelmemiş olma’ isteğini gerçekleştirir ve eğer o hayata gelmemiş olsaydı neler olacağını kendisine gösterir. Artık George’un hayatını kurtardığı insanlar hiç kurtarılmamış, ucuz fiyata ev verdiği insanların hiçbir zaman evleri olmamış, Bay Potter’a karşı ayakta duran ve güçsüzleri savunan birisi olmamıştır ve hatta artık kasabanın adı dahi Bedford Falls değil, Pottersville’dır.

George tüm bunları gördükten sonra aslında çok sevdiği insanların her birinin hayatı için kendi hayatının ne kadar değerli olduğunu görmüş olur. George Bailey gibi biz de insanların hayatına ne kadar etki ettiğimizi bazen fark edemiyoruz ve elimizdekilerin kıymetini anlamamız için farklı bir bakış açısından bakmamız gerekebiliyor. Hayatta zaman zaman umudumuzu yitirebiliyoruz ve bu anlarda bizi hayata bağlayan ve hayatımızı değerli kılan, bizi seven kişilerin varlığı bizim kurtuluşumuz olabiliyor. Örnek vermek gerekirse filme George umutsuzluğa kapılmış, parasının olmadığını ve hapse gireceğini düşünmüşken kasabada hayatına dokunduğu tüm insanlar ona yardım etmiş ve parayı toparlamışlardır. İşte burada asıl önemli olan şeyin para değil sevginin gücü olduğu mesajı vurgulanmaktadır.

Filmde genel olarak ilgimi çeken ayrıntılardan biri ise George’un hiç kimseden yardım talep etmemesiydi. O herkese her an yardım eli uzatmaya hazırken kimseden yardım istememesi ele alınması gereken bir konu. Yardım istese hayatı çok daha kolay olabilecekken bunu asla yapmıyor, belki gururuna yediremiyor ama ben yardım isteyebilmenin de öneminin işlendiğini hissettim.

Peki biz zor durumda kaldığımızda hiç çekinmeden yardım isteyebiliyor muyuz? Ya siz yeryüzünde hiç var olmasaydınız hayatına küçücük de olsa dokunduğunuz insanların yaşamlarında nasıl değişiklikler olurdu hiç düşündünüz mü? İşte bu film bizi kâh ağlatıp kâh güldürürken bir yandan da kendimize bu soruları sormamıza neden olduğu için yeri asla değişmeyecek olan filmlerdendir.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin