Gece Modu

Keşke ölüm düşüncesini tamamen kafamdan atabilsem, diye düşündü. Ancak bunun, yağmurun yağmasını engellemeye çalışmaktan farkı yoktu.

Eleanor Coerr: 29 Mayıs 1922 doğumlu Kanadalı yazar. En bilindik kitabı Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu..

Her şeye rağmen umudunu yitirmeyen Sadako’nun gerçek yaşam öyküsü..

Sadako’nun umut dolu hikayesini anlatan bu kitap, çocuk kitabı raflarında yer alsa da Küçük Prens, Sol Ayağım gibi her kesime hitap eden bir yapıt. Kitabın ön sözünde de belirttiği gibi 1943-1955 yılları arasında Japonya’da yaşamış olan küçük bir kızın gerçek öyküsünü anlatan bu kitap, birçok ders ve öğüt içermekte. Dili oldukça sade ve çarpıcı. Tarihin karanlık sayfalarından biri olan 2. Dünya Savaşı dönemi ve sonrasındaki yıkım dolu hayatlara küçük bir pencere açmış denebilir. Sadako o dönemdeki milyonlarca çocuktan sadece biri.

Sadako; koşmayı çok seven, hayat dolu bir kız çocuğudur. Okulun atletizm takımında başarılar kazanan bunun için çaba gösteren, ailesini çok seven, arkadaşlarıyla çok iyi geçinen bu güzel kız, Hiroşima’ya atılan atom bombasından etkilenen mağdurlardan biridir. Günün birinde ağrılar ve baş dönmeleri başlayan Sadako’nun teşhisi konur, lösemidir. Hastaneye yatan küçük kız umudunu hiç kaybetmez, arkadaşları ziyaret ettikçe, ailesiyle güzel vakiler geçirdikçe hayata hep biraz daha bağlanır. Bir Japon geleneği olan ”hasta biri eğer kağıttan bin turna kuşu yaparsa dileği gerçekleşir” totemine bağlanır ve hayata tutunmak için başlar turna kuşu katlamaya. En büyük tutkusu olan atletizmden bile onu mahrum eden bu hastalığı yenmek için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır. Malesef 644 tane katlayabilir.. Bu küçük yüreğin cesaretini ve umudunu anlatan kitap ders kitabı niteliğindedir.

“Atom bombası-ona yıldırım da derlerdi- Hiroşima’yı bir çöle çevirmişti.”

“Ölmek insanın canını yakar mıydı? Yoksa uykuya dalmaya mı benziyordu?

Sadako bin adet tunasıyla beraber gömülmesi için kalan 356 turna da sınıf arkadaşları tarafından tamamlanır. Cenazesinden sonra ilkokul arkadaşları Sadako’nun mektuplarını ve günlüğünden bir kitap oluştururlar. Bu kitaba da Sadako hastanedeyken ona hediye ettikleri oyuncak bebeğe ithafen Kokeşi adını verirler. Kitap, Japonya’nın her yerine dağılır ve Sadako’nun hikayesini duymayan kalmaz. Arkadaşları öncülüğünde Japonya’nın her yanından toplanan para ile Sadako ve atom bombası yüzünden hayatını kaybeden tüm çocuklara ithafen bir anıt yaptırılır. Sadako’nun da granitten yapılmış heykeli de bu ”Hiroşima Barış Pakında” bulunmaktadır. Sadako’nun anısına ayrıca, Katlanmış Turna Kulübü kurulur. Bu kulübün üyeleri,her 6 Ağustos’ta -Barış Gününde- Sadako’nun heykelinin altına binlerce kağıttan turna kuşu bırakırlar. Bir de dilek tutarlar;

BU BİZİM HAYKIRIŞIMIZ

BU BİZİM DUAMIZ;

HAKİM OLSUN DÜNYAYA BARIŞ!

”Kuşlar bir mucize yaratabilir.”

Ülkelerin yanlış stratejileri ve ”hep daha çok”a olan yönelimin sonuçlarını her gün daha fazla yaşıyor, hissediyoruz. Savaş sonrasındaki bedelleri maalesef masumlar ödüyor. Küçücük bedeniyle bir felsefeye dönüşmüş Sadako milyarlarca insandan sadece biri. Umarım bu küçük kızın hikayesi tüm insanlığa ders olur. Ne demiş Oktay Abdal ”Hiroşimalar olmasın!”

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin