Rus Edebiyatında Realizm ve Gogol’un Palto’su

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Gogol’u ve Palto’sunu hepimiz duyduk. Peki nasıl duyduk? Palto, neden bu kadar ünlendi ve sevildi?
Palto romanı bize daha önce rastlamadığımız bir tablo çizer. Bu romanda hep aynı huydan, zengin ve işveli karakter anlatılmıyor, toplumsal hayatın kıyısında bulunan silik bir karakter anlatılıyor. Bu hikayeden sonra gelen hiçbir hikaye aynı değil. Dönemin stabil, durağan ve bayağı edebiyatına aniden bir damga gibi vuruyor Palto. Çünkü gerçekleri öyle bir hissettiriyor ki, Platon’un sokağa ayna tutması gibi dünya üzerindeki tüm gerçekleri görüyor okuyucu. Peki Palto gerçekten büyüleyici mi? Hayır. Aslında onun başkarakteri sıradan bir devlet memuru. Peki nedir Palto’yu bu kadar vazgeçilmez yapan? Şöyle açıklayalım; Çünkü bu hikaye Rus ve dünya edebiyatını derinden etkilemeyi başaran ilk hikaye. Bunun en büyük sebebi okurun karşısına hiç beklenmedik bir şey çıkarmasıdır; Silik karakter ve Realizmin dorukları.
Palto öyle bir çığır açar ki, o hovarda, eğlenceye düşkün, züppe tipler yoktur artık Rus öykülerinde. Modern hayattan kaçamayan, hor görülen, aşşağılan bir memurdur çünkü Akakiyeviç. Sevdiği tek şey zevkle yaptığı işidir. Başka hiçbir şey ona güven vermeyecektir. O kadar zevk alır ki işinden karakterimiz, yazar bunu şöyle açıklar;

“Bu işte, yani mektupları temize çekme işinde sadece kendine ait, değişik, hoş bir dünya bulurdu.” diye tanımlar.
Akakiyeviç, kışın soğuğundan korunmak için bir paltoya ihtiyac duyan birisidir… O güç bela bir palto bulduğunda hayatı komiklikten bir trajediye sürüklenir. Bu sürükleniş öyle bir hava yaratır ki, okuyucu adeta kendini Akakiyeviç’in yanında hisseder. İşte bu şekilde ünlenmiştir Palto. Bu şekilde düşmüştür bizim en iyi bildiklerimizin diline…

“Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” sözüne gelirsek, Dostoyevski’nin, şu an dünya edebiyatında büyük bir yer kaplayan Rus edebiyatı için söylediği sözdür. Çok da haklıdır Dostoyevski. Bazı edebiyat tarihçileri Palto’yu ana rahmi olarak niyeler. Çünkü doğurgandır ve yaratmıştır da. Belki Gogol olmasaydı realist bir adım atılamayacaktı. Biz o Palto’dan çıkamayacaktık. Saf, girift hayallere bürünecek, bu işin içinden çıkamayacaktık…
“Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.”

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Aydınlığı Bir Ucundan Olsa Bile Gören Kadın: Sevgi Soysal

"Hayat bir denizdir, yüzme bilmeyen boğulur." "Korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak." Sadece yarından konuşmak isteyen; kuru dallardan, kurumaya yüz tutmuş öz...

Dogma 95: Breaking The Waves

Dogma 95 Nedir ?  Lars Von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılmış bir film yapım hareketidir. Hollywood sistemine karşı olan, sinema sanatında hikaye anlatım tarzının...