“Perili Ev’in Sırlarını Çözün!” – The Haunting Of Hill House

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Netflix’in gün geçtikçe artan popüleritesine hepimiz aşinayız. Bizlere sunduğu yapımların kalitesini de göz ardı edemeyiz. Son zamanlarda bizlere sunduğu kaliteli bir yapım da The Haunting of Hill House. Psikolojik gerilim türündeki bu dizi tüm bölümleriyle 12 Ekim’de yayına sunuldu. Hakkında biraz daha bahsetmek gerekirse; “The Haunting of The Hill House” aslında Shirley Jackson’un 1959 yılında yayımlanmış romanı.  Kitap yayımlandıktan sonra korku ve hayalet temalı hikayelerin temelini oluşturmuş ve korku edebiyatı içersinde kendine kayda değer bir yer bulmuş. Kitap daha önce de farklı şekillerde beyazperdeye uyarlanmış fakat bu yıl bir dizi olarak bize tekrar sunuluyor ve başarısıyla ağzımızda müthiş bir tat bırakıyor.

Benim bu diziyle tanışmam ise Stephen King’in dizi hakkında attığı bir tweet’i görmemle oldu. Stephen King gibi çağımızın korku edebiyatı ustasından böyle bir yorum okumamın ardından vakit kaybetmeden diziyi izledim. Hikayenin işlenişi, yapımın ve oyunculukların kalitesiyle dizi beni kendine hayran bıraktı. Özellikle Carla Gugino’nunki… Kitabı okumadığım için sadık bir uygulama olup olmadığı konusunda bir fikrim yok fakat birçoğuna göre sadık bir uyarlama değil. Buna rağmen dizinin kendi yarattığı dünya sizi içine sürüklemesine yetiyor.

Biraz konusundan kabaca bahsedecek olursak; ülkedeki en ünlü perili evde yaşamış olan Crain ailesi’nin gerilim ve psikolojik tahlillerle dolu hikayesini izliyoruz. Dizi hikayeyi bizi zamanda geriye götürerek anlatıyor. Hill House’un öncesini yani ailemizin o evde yaşadığı zaman başına gelenleri ve ailenin bugünkü yaşantısını gözler önüne seriyor. Steve, Shirley, Theo, Luke ve Nell ailenin çocukları. Olivia ve Hugh da ebeveynlerimiz. Ailemizin Hill House’a taşındıkları günden o evi terk ettikleri güne kadar neler yaşadıklarını, evin onlarda bıraktığı izleri, Olivia’nın nasıl etkilendiğini ve bunun sonucunda her birinin bugün nasıl bireylere dönüştüklerini görüyoruz. Dizi daha ilk bölümünden öyle bir merak içerisinde bırakıyor ki izlemekten kendinizi alamıyorsunuz. Olayların nasıl çözümleneceğini, evi neden terk ettiklerini, ölü olarak tanıdığımız ama Hill House zamanlarında hayatta olan Olivia’nın neden öldüğünü ve  bunun gibi daha bir sürü şeyi merak ediyor, sorularınıza bir cevap bulabilmek için soluksuz bir şekilde izliyorsunuz.

Her yeni bölümde bir karakter işleniyor denilebilir. Örneğin Nell karakteri bir bölümde, küçük bir kızken ve şimdiki haliyle bütünleştirilerek anlatılıyor. Hill House’da neler yaşadığını, nelere şahit olduğunu ve tüm bunların onda bıraktığı izleri görüyoruz. Böylelikle her karakterle bağ kuruyorsunuz. Kimisini çok seviyor kimilerine ısınamıyorsunuz fakat bu şekilde olay hepsinin gözünden önünüze serilmiş oluyor. Kimi zaman sizi öyle geriyor ki ekran başında nefesinizi tutarak izliyorsunuz. Olay bir aile üzerinden anlatıldığı için dram olmazsa olmaz tabii. Kimi sahnelerde göz yaşlarınızı tutamıyorsunuz. Zaten tam olarak bir “korku” yok dizide. Daha çok psikolojik gerilim ve dram ağır basıyor.

Beni en çok etkileyenler, başta Olivia karakterine hayat veren Carla Gugino olmak üzere oyuncuların başarısı, karakterlerle olan uyumları ve hikayenin en sonunda çözümlenmesi ve şaşırtması oldu. Ne yazık ki bazı yapımlar sona doğru ve hatta belki de en başından kendini belli ediyor ve genelde tahmin edilebilir oluyor. Fakat bu dizide durum böyle değil. Olaylar çözümlendikçe son sahnesine kadar sizi şaşırtmaya ve kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Bana göre, Netflix’in son zamanlardaki en iyi yapımlarından biri olan bu diziyi sizlere şiddetle tavsiye ediyorum !

Fragman için; https://www.youtube.com/watch?v=G9OzG53VwIk

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Yıl 1993: Çağdaş Türk Edebiyatında Kadın Yazarlar

Edebiyatımızda yetmişli yıllarda çok dikkat çekici bir kadın yazarlar patlaması oldu. Hemen hemen çeyrek yüzyılını tamamlamak üzere olan bu patlama, Türk edebiyatına, özellikle de...

Virginia Woolf Hakkında 5 Madde

"Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!” Virginia Woolf Tam adı Adeline Virginia Woolf...

LOU ANDREAS – SALOME ‘ARAYIŞLAR’

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...