Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Hacettepe Üniversitesi’nde Psikoloji okuyan, yine Psikoloji üzerine yüksek lisans yapan ve daha sonra Felsefe üzerine doktorasını yaparak Psikoloji-Felsefe konularında tam olarak uzmanlaşmış olan Oruç Aruoba, kitaplarında da bunu okuyucularına oldukça iyi yansıtan bir yazar olmayı başarmıştır.

Oruç Aruoba’nın kitaplarına şiir kitabı demek çok spesifik kaçar bence, daha genel olarak şunu söyleyebilirim ama: Oruç Aruoba, kitaplarında belirli konular üzerinden dağınık ama bütün konuşmalar yapar, sizinle konuşur, düşünmenizi sağlar, onun düşünceleriyle arkadaşlık etmenizi hatta genişletmenizi ister.

“de ki işte” onun şimdiye kadar okuduğum en anlamlı kitabıdır. Ölüm, yaşam ve felsefe üzerine öyle güzel cümleler sunar ki size kendinizi yaşamınızı, ölümü, felsefeyle ilgilenmiyor olsanız bile felsefeyi de sorgularken bulursunuz. Bu kavramların hepsini hem yüceltir hem de yerin dibine sokar, hiçbir anlamları yokmuş, konuşmaya bile değmezmiş gibi ve hepsine aynı zamanda kitabında yer verir,üzerine düşünür, evrenin en önemli kavramları onlarmış gibi…

Oruç Aruoba en güzel onun cümleleriyle anlatılabilir:

Ölüm (de) ;

“Ölümü bilen, onun bilincinde olan bir yaşam,
yaşam sürecinin her anında ölümü yaşama katarak,
yaşamı bilinçli kılar – ölümü yaşamdan koparmadan,
ama ölümün yaşamı kaplamasına da izin vermeden,
ölümü, her an, yaşam kılar.”

“Yaşam, yaşayan insanın kendinden kaçmasıdır;
çünkü onun ‘en-kendi-olduğu’, ölümdür-
yaşamı da,bunun bir değillemesidir yalnızca…”

“Kişi ölümden sonra ger, kalandır.
Kişi, ölümün yok edemediğidir.
Kişi, ölümden sonra da yaşayandır.”

Yaşam (ki);

“Yaşamın, çatışma olacak – kendinle ve bütün
ötekilerle çatışmalar yaşaman…
Yaşan,kendiyle çatışmadır – çarpışma, savaşma : ki,
sonunda da, tabii, kaybetmektir – savaşı da, kendini de…”

“Yalnızca neyi aradığını bilmeden
yaşamakla kalmayacaksın,
bulduğunda, aradığının o olup olmadığını da
bilmeyeceksin – kurduğunda, kurduğunun
‘sahici’ yaşamın olup olmadığını da…
Yaşamını, hiçbir şey bilmeden yaşayacaksın.
Yaşamını, bilmeden yaşayacaksın.
Yaşamın, bilmediğindir.”

“Yaşamın, bir şeyler, yitirmenin süreci olacak
– sonradan da, bu yitirdiklerinin aslında
yitirmemiş olduğunu öğrenme süreci…

Yaşadıkların, yitmeyecekler – yaşayacaklar.

Bir şeyleri yaşamışsın, gerçekten yaşamışsan,
onları yitiremezsin artık – istesen bile
istemesen bile; yaşar artık onlar…

Yaşadıklarınsın. – “

“Yaşadığın her an,
her yaşadığın an,
yaşar.”

Felsefe (işte);

“Felsefe yapmak, kişinin, gelmeyeceğini bildiği birisini
beklemesine benzetilebilir.”

“Felsefede önemli olan düşüncenin kendisi değildir-
bütün düşünülebilir düşünceler, zaten,
şu ya da bu biçimde, daha önce düşünülmüştür;
önemli olan, düşüncenin dile getiriliş biçimidir-
‘yeni’ anlam ancak orada bulunabilir.”

“Felsefe, anlamsızlığı anlamlılığa itme çabasıdır-
gitmeyeceğini, gidemeyeceğini bile bile…
Felsefe, anlamsızlığın bilinçli anlamıdır; ya da,
anlamın bilinçli anlamsızlığı…”

“Felsefe direnmektir – dünyaya.”

“Felsefe sessiz – sedasızdır.”

“Felsefe, zorunlu yalnızlıktır.”

“Felsefede en son söylenebilecek şey,
en sonda, hiçbir şeyin söylenemeyeceğidir:-
işte,bu…”

ÖLÜM DE YAŞAM Kİ FELSEFE İŞTE

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin