Gece Modu

 

Yaşamının merkezine edebiyatı koyan belki binlerce şair gördü insanoğlu ama onun kadar genç yaşta parlayıp, dünya edebiyatına sert bir yumruk gibi ineni daha önce görmedi.  Asıl adı Jean Nicholas Arthur Rimbaud olan şair,  20 Ekim 1854 yılında Fransa’da doğdu. Babası, annesi Vitalie’yi genç yaşta terk etti ve babasız büyüdü. Henüz 8-10 yaşlarındayken gittiği okulda “küçük pis yobaz” lakabı üstüne yapışınca çareyi öğretmeni Ariste Lheriter’in de desteğiyle şiir yazmakta buldu. Eşcinseldi. O sıralarda okuduğu dergide şair Paul Verlaine ile yolları kesişti ve daha sonrasında aralarında belki de edebiyatın en büyük aşklarından birini yaşadılar.

Okulunda sevilmeyen, neredeyse hiç arkadaşı olmayan, dış dünya ile bağlantısını kesmiş bir çocuktu Rimbaud. Konuşmayı hiç sevemedi, bunun anlamsız bir çaba olduğunu düşünüyordu. Belki de çevresindeki insanların onu anlamayacağını daha o yaşında biliyordu ki yazdığı şiirler daha sonrasında “çağın ötesinde” diye başlayan cümleler ile anılacaktı. Bir şiir yarışmasında kazandığı saatini satıp şairlerin şehri Paris’e gitti. Cebindeki tüm parayı bitirdikten sonra evine döndü. Tüm bunları yaparken 16 yaşındaydı.

17 yaşına doğru adım adım ilerlerken dünya edebiyatının tamamına hâkimdi. Ama Verlaine ve Baudelaire dışında şair sıfatını taşıyan hiç kimse yoktu Rimbaud’ya göre. Kural tanımazdı, dünyayı umursamaz, olan bitene kulak asmazdı. Onun için sadece şiir vardı, salt şiir. Yeri geldi dizeleri yerle bir edip düzyazıya geçti, yine başarılı oldu.

Sadece dört yıl şiir yazdı. On altı yaşından yirmi yaşına gelene kadar Fransız edebiyatının en iyi şairlerinden biri olarak anılmakla kalmayıp modern şiiri kurdu. Döneminin en büyük şairlerinden Paul Verlaine, kendisinden on yaş küçük olan bu delikanlı için karısını terk etti. İki koca yıl beraber olduktan sonra Rimbaud ayrılmak istediğini söylediğinde silahını çıkarıp ateş etti. Kolundan yaralanan şair uzaklara kaçtı ve geçmişini hafızalarından silmek istedi. Bu sırada Verlaine ise cinayete teşebbüs suçundan hapisteydi.

Durmadı Rimbaud, hayatta kalmak için ve askere gitmemek için (asker kaçağıydı aynı zamanda) şehirden şehre sürükleniyordu. Son yıllarında kalçasındaki bir şişlik yüzünden hastaneye giden şair kalça kanseri olduğunu öğrendi ve bu yüzden bacağı kesildi. Aşırı morfin kullanımı ve kanserin gittikçe yayılmasıyla beraber Rimbaud’nun durumu ağırlaştı ve 10 Kasım 1891’de henüz 37 yaşındayken Marsilya’da hayata gözlerini yumdu.

Ölümünün arkasından birçok şair, yazar arkasından övgü dolu sözlerle bahsetti. Tristan Tzara, Albert Camus, Stephan Mallarme, Henry Miller, Paul Verlaine bunlardan sadece birkaçı.

Biz de edebiyatın aykırı şairini onun dizeleriyle anıyoruz;

“Tiksintilere açın burun deliklerinizi,
Boynunuzun ipini batırın zehirlere;
Çocuk enselerinize birleşmiş ellerini
Koyup şair: ‘Alçaklar, kudurun!’ diyor size.”

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin