Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep “ötekileştirilmiş” ve “tutunamamış” bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan şüphe etmeyeceğimiz eserler -şu anda o kadar aşinayız çünkü onlara- yazıldığı dönemde satılmamış, kalın olduğu gerekçesiyle depodan dahi çıkarılmamış, sahnelensin diye sunulan oyun “beğenilmemiş”, “sahnelenmeye değer görülmemiş” ve daha birçok aksilik, olumsuzluk…
Yaşadığı dönemde layık görüldüğü tek ödül, “TRT Roman Ödülü” olan bir yazar.

Oğuz Atay, 12 Ekim 1934 Kastamonu doğumlu Türk yazar, inşaat mühendisi, akademisyen ve bir de tutunamayan. Ankara Maarif Koleji’ne -bugünkü Ankara Koleji- gitti. İTÜ İnşaat Mühendisliği’ni kazandı. Kendini geliştirdi, günümüzde Yıldız Teknik Üniversitesi olarak anılan  İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde öğretim görevlisi oldu. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazdı.

1971 yılında iki cilt halinde yayımlaman “Tutunamayanlar” ile adından söz ettirdi. Bu kitap eleştirmen Berna Moran tarafından “Hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak tanımlandı.

Tutunamayanlar’ı edebiyatımız için önemli bir eser yapan ne yazıldığı dönemde ikinci baskısının yapılmamış olması, ne de şu anda seksen beşinci baskısının yapılmış olması. (ocak ayından beri başka bir baskı yapıldıysa seksen altı) Onu bu kadar değerli kılan “ilk” olması. Belki de bu yüzden anlaşılmadı döneminde. Oğuz Atay belki de bu yüzden sağlığında göremedi eserinin “çok okunanlar listesinde” olduğunu.

Türk edebiyatının ilk postmodernist romanı olarak nitendiriliyor Tutunamayanlar. Peki neydi postmodernizm? Nasıl oluyordu postmodernist eser?

Postmodernizm hakkında Dilek Doltaş şöyle diyor: “1970’lerden başlayarak bugüne kadar Batı modernizminin ve onunla ilgili aydınlanma ve hümanizm projelerinin politik güç ve çıkar amacına hizmet eden normlarını sorgulayan, onun düşünce yapısını çözen, çelişkilerine, çarpık ve kendine dönük norm ve yaklaşımlarına ışık tutan en önemli eleştiri yöntemidir.” 

Kitabın “zorluğu” da buradan geliyor aslında. Kurmaca içinde kurmaca, diyalog içinde diyalog barındıran kitabı okurken “Bu cümleyi Turgut sesli mi söylüyor yoksa iç sesiyle mi konuşuyor?” dediğim çok oldu. Anlatıcı tek kişi değil çünkü. Birden fazla anlatıcı ve birden fazla bakış açısıyla oluşturulan kitap alışık olmadığım bir tür olduğundan beni epey yordu.

- Advertisement -

Aman oğlum Turgut dikkat et. Mantıki neticeler oyununa kapılma sakın. ‘Ne yapıyorsun orada Turgut?’ ‘Düşünüyorum.’ Olmadı işte. Kendini ele verdin galiba. Yok canım insanlar kendi söyledikleriyle ilgilidir çoğu zaman.” Şu cümlelerle sanırım değindiğim konu daha da netlik kazanıyor. Turgut burada kendi iç sesiyle konuşuyor, sonradan adına Olric diyeceği. Belki de hayali arkadaşı demeliyim.

Üzerine sayısız makale yazılan, birçok tezin konusu olan eser günümüzde hak ettiği değere kavuşmuş görünüyor. Eseri “Türk edebiyatının modernleşme çalışmalarının en başarılısı” olarak yorumlayanlar da haklı çıkmış oluyor.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....