Gece Modu

NÜMAYİŞ

Türk Dil Kurumu’nda iki anlamı var nümayişin. Birincisi gösteri, ikincisi gösteriş. Beni yazmaya itense;

Gösteriş kısmı.

 

İnsanlar eskiden beri seviyorlar mıydı nümayişi yoksa bu, büyüdükçe mi fark edip  gözüme batmaya başladı bilmiyorum. Tanıdığım insan sayısı artıp çeşitlendikçe, farklı şeyler görüyorum onlarda. Keşfediyorum. Bu benim kendi zihnimde gördüklerimden oluşturduğum bir şema. Bir de okuduklarımdan oluşturduğum şema var. Bu ikisini harmanladığım zaman insanoğlunun çok vahim durumlar içinde olduğunu görüyorum. İnsanların nümayiş dediğimiz kelimede kayboluşlarını…

 

Zeynep…  Geceleri kocaman yatağında tek başına tavanı izlerken elem içinde.

… Çevresinden mutsuz, hayatından mutsuz, gülmek içinden gelmiyor. Çok güzel kıyafetler giyiyor ama çok güzel yerlere gidiyor. Toplumun kargaşasında boydan boya savruluyor, gülücükler saçıyor. Zevahiri toplamak zorunda hissediyor. Ama içinden Zeynep işte yeis ve keder zulmediyor.  Bütün bu vaziyet içinde Zeynep hala nümayiş peşinde.

Ben isterdim ki Zeynep yatağına girdiğinde bugün de güzel bir gündü desin. Yalnızca insanın kendi kalbinde hissedebileceği kelimelerle ifade edilemeyecek huzuru hissetsin isterdim. Ama Zeynep nümayişin büyüsüne kapılmış; mutsuzluğun sebebini bile merak etmiyor, özüne bakmıyor.

Hakan mesela!

O kadar şaşaalı yerlerde dolaşıp durup, bin liralık takımlar giymiyor. Çok da sevmediği bir işte çalışıyor. Amacı sadece para kazanıp hayatını idame ettirebilmek. Gözü yükseklerde de değil üstelik! Sabah uyanıyor, işe gidiyor, öğle yemeği yiyor, işe tekrar dönüyor, işten çıkıyor, arkadaşlarıyla birkaç kadeh yuvarlamaya gidiyor. Eve geliyor, yatağa giriyor. Mutsuz, mutsuz, mutsuz! Bu arada bütün yaptıklarını filtreli halleriyle paylaşıyor. Sanki filtre gözlerine sahte bir parıltı bırakıyor. Bunu gören kuzeni Ahmet diyor ki kendi kendine; “Ne güzel yaşıyor bu Hakan ya! “ Özeniyor, keşke diyor. Fakat Hakan’ın holdeki aynasında filtre yok, bilmiyor. Hakan holdeki aynasına baktığında çalıntı ışığını göremiyor; amaçsızlığını, ışıksızlığını görüyor.

Ben isterdim ki Hakan işe keyifle gitsin, o kadar eğlensin ki filtreli fotoğraflar, videolar çekmeyi unutsun. Kuzen Ahmet merak etsin. “Hakan neler yapıyor acaba iyi mi?” diyip arasın Hakan’ı gülüşüp eski ve yeni günlerden konuşsunlar. Ondan duysun filtreli, filtresiz.

Çevremizde gördüğümüz her şey nümayiş sanki. Tüm insanlar nümayiş içinde, nümayiş peşinde, nümayiş etrafında, nümayiş, nümayiş!..  Ama mutsuz. Köşeye çekildiklerinde, içlerini açmaya başladıklarında bütün foyaları ortaya çıkıyor. Bunu söylemekten utanç duyuyorum fakat nümayiş altındaki zavallılıkları açığa çıktığında, başka birine dönüşüyorlar.

Ah, güzel insanlık bütün ruhunuzu, gerçeklerinizi almışsınız atmışsınız çöpe. Boş bedeninizi artıklarla doldurmuşsunuz, çiçeklerle değil. Nümayişle, filtrelerle sadece ve sürekli istemekle sizin olan güzel hayatı mahvediyorsunuz. Gözlerinizi dünyaya kapattığınızda kısacık hayatınız sona erdiğinde filtreli ama mutsuz gülümsemeler kalacak.

 

             Filtresiz rengarenk hayatlarımıza gülümsemek dileğiyle…

 

1 YORUM

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin