1-“Koynumda çırılçıplaksın

şehir, akşam ve sen
Aydınlığınız yüzüme vuruyor
Bir de saçlarınızın kokusu.

Bu çarpan yürek kimin
Sesleri soluklarımızın üstünde küt küt atan
Senin mi, şehrin mi, akşamın mı,
Yoksa benimkisi mi?

Akşam nerede bitiyor nerede başlıyor şehir?
Şehir nerede bitiyor sen nerede başlıyorsun?
Ben nerede bitip nerede başlıyorum?

9 Temmuz 1959” (s. 17)

2- “Bütün kapılar kapalı üstüme
Bütün perdeler inik
Ne bir mendil mavilik
Ne bir avuç yıldız

Bizi burada mı bastıracak ölüm
Biz bu şehirden gülüm
çıkamayacak mıyız?

3 Ağustos 1959, laypzig” (S. 25)

3-“Korkuyor Adnan Menderes
Ölülerden korkuyor.
Kore dağlarından geliyor kimi
apaçık gözleri dumanlı
kaytan bıyıkları kanlı
yaşları yirmi

Korkuyor Adnan Menderes
ölülerden korkuyor
hele çocuk ölülerinden .
Karınları davul gibi, boyunları çöpten ince,
Kırıyorlar Adnan Bey’in mutfak camlarını
her gece mezarlarından çıkınca…

Korkuyor Adnan Menderes
dirilerden korkuyor
hele çarıklılardan
hele kasketlilerden.
Kasketliler hayını bağışlamayı bilmez.

Korkuyor Adnan Menderes
kocaman yanakları
sarkıyor yağlı, sarı.
Korkuyor Adnan Menderes
üç saate indi uykusu.
Korkuyor Adnan Menderes
hiçbir korkuya benzemez
halkını satanın korkusu.

1959” (s. 31)

4-“Seni düşünürüm
anamın kokusu gelir burnuma
dünya güzeli anamın.

Binmişim atlı karıncasına içimdeki bayramın
Fır dönersin eteklerinle saçların uçuşur
Bir yitirip bir bulursun al al olmuş yüzünü.

Sebebi ne
seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
Sen böyle uzakken senin sesini duyup
yerimden fırlamamın sebebi ne?

Diz çöküp bakarım ellerine
ellerine dokunmak isterim
dokunamam
arkasındasın camın.
Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
alacakaranlığımda oynadığım dramın.

7 Ağustos 1959” (S.33)

5-“Kar kesti yolu
sen yoktun
oturdum karşına dizüstü
seyrettim yüzünü
gözlerim kapalı.

Gemiler geçmiyor uçaklar uçmuyor
Sen yoktun
karşında duvara dayanmıştım
konuştum konuştum konuştum
ağzımı açmadım.

Sen yoktun
ellerimle dokundum sana
ellerim yüzümdeydi.

Aralık 1959” (S.40)

6-“Kırdılar tazecik yeşil dallarımızı
Kırdılar kitap tutan ellerimizi
Kanına girdiler çocuklarımızın.

1960 Nisan” (s. 52)

7-“Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
Yürürken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,
Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne…

8 Eylül 1960” (s. 62)

8-“Geliyor sıram
ansızın atlayacağım boşluğa
Ne çürüyen etimden haberim olacak
Ne gözlerimin çukurunda dolaşan böceklerden

Durup dinlenmeden ölümü düşünüyorum
Sıram yakın demek

10 Eylül 1961, laypzig” (S. 103)

9-“Trafik memuru dikilmiş durur
el kol kımıldar kaşlar çatık
Sopalarının ucunda hürriyetlerimiz
Trafik memurları dikilip duracak
Sokaktakiler birbirlerini sevmeyi öğreninceye kadar.

23 Mayıs 962, Moskova” (S. 137)

 

10-“Sevebilirim,
hem de nasıl,
dile benden ne dilersen,
canımı, gözlerimi.

Kızabilirim,
ağzım köpürmez,
ama devenin öfkesi halt etmiş benimkinin yanında,
devinin öfkesi, kinciliği değil.

Anlayabilirim
çok kere burnumla,
yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak
ve dövüşebilirim,
doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum her şey için, herkes için,
yaşım başım buna engel değil,
ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı.
Şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni.
Yazık.

Şubat 1963, Tanganika, Maranga Oteli” (S.177)

Nazım Hikmet- Son Şiirleri (1959-1963) Şiirler:7 | YKY Yayınları 21. Baskı

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin