Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Servet-i Fünun sanatçıları arasında Natüralizm yani doğal roman yazma geleneğini sürdüren Gürpınar 1864’te doğmuş ve Heybeliada’da yaşamını sürdürmüştür.
İstanbul’un iç mahallelerini kişi,mekan ve dil canlılığıyla romanlarında anlatmaya özen göstermiş ve “halk için roman yazma geleneği” yürütmüştür.
“İnsanlar saçma inançlardan uzaklaşıp ne kadar az aldanırlarsa, insanlık şereflerine o kadar yaklaşmış olurlar.” diyen Hüseyin Rahmi’nin ilginç bir yaşamı olmuştur.
Heybeliada’da, annesiyle beraber küçüklükten itibaren hamama gider. Kadınların içinde kaldığı için örgü ve dantel örmeye başlar. Yatak örtüleri, lifler, masa örtüleri, el işleri tamamı şu an müze olan evinde kendisine aittir. Yalnız kaldığında zamanlarda reçeller yapar kavanozlarda zamanını böyle geçirir. Hiç evlenmez Hüseyin Rahmi, yazdığı romanlarda da toplumsal mesajları göze çarpar.
Refik Ahmet Sevengil, Gürpınar’ı anlattığı bir yazısında şöyle der: “Şimdiye kadar hiç evlenmemiştir. Bir gün sebebini sorduğum zaman önce sıkıldı. Çocukluğunda aralarında büyüdüğü eski İstanbul hanımlarından öğrenilmiş bir mahcubiyet edası ile kızardı, sonra galiba suali cevapsız bırakmış olmamak için gülümsedi: Yattığım odada başka nefes istemem, sinirlenirim; bunun içindir ki misafirlikte de kalamam…”
Annesiyle ve teyzesiyle küçüklükten itibaren altın günlerindeki muhabbetlerde yetiştiği romanlarının adından dahi bellidir: Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani…

‎Kapıya mendilsiz dokunmaz, kimseyle tokalaşmazdı. Peçetesiz evden çıkmayan titiz bir insandı.

“Daima cahillikle, tutuculukla,en çirkin duygularla, düşmanlıkla birbirimizi yedik, boğuştuk.” (Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç)
Fikirlerini; yanlış Batılılaşma, ruh hastalıkları, aile içi geçimsizlikleri, ahlak bozuklukları gibi konularda okuyucuya anlatır.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin