Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



 

”Bırakın, müzikle öleyim.” (Mirabeau)

Rüzgâr esti yapraklar üzerinden, insan dinledi. Yağmur yağdı mağara tepelerine ve ağaç kavuklarına, insan dinledi. Irmaklar aktı bakir yamaçlardan aşağı şarıldayarak, insan dinledi. Kuşlar birbiri ardına ötüşüp durdu bilhassa sabah vakitleri, insan yine dinledi. Gök, gürültü besteledi; insan onu da dinledi. Sonra elinde ne varsa taş, kemik, ağaç. Vurup birbirine başlattı müziğin en “ilkel” halini.

Doğanın akustiği ilham verdi insana ve hayata bağlanmanın yepyeni bir yolunu gösterdi ona. Filizlenmeye başlayan ruhu çok sevdi bu sesleri. Hayvanının derisini yüzdü, ağaç kavuğuna geçirip gerdi. Bitkileri bağladı birbirine sağa sola vurup ses çıkardı, haz aldı. Alet yaptı, sesi bir başka tınıya geçirdi. Sonra bu tınıyla haberleşti, dua etti, ibadet etti. Tanrısına da bir hediye bahşetti böylece, onun gönlünü kazanmak istedi.

Zaman, tınılar arasında akıp gitti. Antik Yunan’a geldi, müzik orada ciddi bir işti. Bu işe bir de bedenler girdi, dans geldi. Tanrıyı düşünen, kahraman gören, başarı kazanan, âşık olan, evlenen, cenazeye katılan herkes ya dans etti ya şarkı söyledi. İnsan müzikle ruhunu sulaya sulaya yeşertti. Şair oldu sözleri sesle kesiştirdi, destanları anlatırken müzikle senfonikleştirdi. Pisagor: “Matematik ile müzik kardeştir.” dedi. Platon: “Müzik ile ruh aynı oranda oluşmuştur.” diye ona cevap verdi.

Müzik, zaman arasından başka diyarlara geçti. Mısır’ı gördü, Sümerlere gitti, oradan Çin ve Hindistan’a geçti, Roma’ya heves etti bir de oraya gitti. Roma’da Boethius seslere isim verdi, kâğıda işledi. Coğrafyalar müziği evriltti, binlerce alet türetti. Üfledi, çekti, bıraktı, vurdu ses türetti, müzik üretti insan. Topluma müzik eklemlendi, sosyal hayata etki etti, etkilendi.

                                                          (Boethius)

Sözü yetmedi insanın kimi zaman, müzik yetişti. Yalnız uyudu yatağında, sabah müzik yanı başına ilişti. Hastalandı, dört duvar içinde kaldı; müzik iyileştirdi. Kalbi kirlenen müzik ile temizledi. Yeni doğan bir bebek bile ninni ile eğleşti. Acı, sevinç, üzüntü, hayal ses oldu. İnsan zihninde müziğe dönüştü.

“Müzik temelde bizde belli bir oranda güç kazanan yaşam duygusunun özünde gizli olan acıyı anlatır; müziğin verdiği heyecanın yapısında da bu acıdan uzaklaşıp onu uzaktan izleme düşüncesi vardır.” (Nietzche)

Ortaçağ’da Saint Ambrise söyledi, Barok’da Vivaldi, Bach sese geldi. Klasik dönemde Mozart, Beethoven durur mu? Onlar da esti gürledi. Dönem “Romantik”leşti. Chopin, Tchaikovsky aşka geldi. Çağdaş dönem girdi içeri. Rodrigo mest etti. Ve diğerleri… Hem çaldı hem söyletti.

Ve işte şimdi müzik her yerde. Savruk bir yürüyüşte, azgın bir dalganın vuruşunda, yaralı bir geminin batışında, küçük bir kız çocuğunun rüyasına dokunuşunda…

Ne diyor Shakespeare:

Eğer müzik aşkın gıdasıysa, durmadan çalınız!

       ERDEM EROL

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin