Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



 

  • “Ne güzelmiş şu çamlar Melda” derdi. “Seninle evlenmeden önce böyle güzel değildi buralar.” (sayfa 7)

 

  • “Ben peki, dedi, birini mi arıyorum, yoksa bulunmak mı istiyorum? Aramak kelimesi içini acıttı. “ (sayfa 9)

 

  • “… kimseyi aramıyorum, biri beni bulsun istiyorum diye ilan vermiştim. Sonra büyük bir hata yaptığımı anladım, çünkü kaybolduğum yere insanların ulaşması imkânsız” diye başlıyordu mektup, “insan en azından kendisi için harekete geçmeli, öyle değil mi? Bulunmayı beklememeli.” (sayfa 12)

 

  • “Ama sizi gerçekten yanımda görmek istiyorsam, benim de size kaybolduğum yerleri anlatmam gerekir. Çünkü biliyorum: Eğer oraya gelemezseniz, asla tam anlamıyla birlikte olamayız.”   (sayfa 14)

 

  • “Emel’in yokluğu öyle ağırdı ki, şu hayatta inandığım ya da keyif aldığım her şey birer oyalanmaya dönüştü.” (sayfa 15)

 

  • “Melda arkasına yaslandı; fallara inanan bir başka Melda’nın içinden, elindeki fincanın dibine baktı. Orada, birbirine karışan yollar, üst üste yığılmış insanlar, köklerinden kurtulmuş ağaçlar gördü. Bir tek kendisi yoktu. Kendisi dediği varlığın kaç yıldır ortalarda olmadığını düşündü, bir cevap bulamadı. Kimbilir nerede, hangi umudun peşinde kaybolmuştu.” (sayfa 18)

 

  • “Kendime vereceğim bir iyi, bir de kötü haberim var. Kötü haber: Hayatımda hiçbir şey hayal ettiğim kadar iyi olmayacak. İyi haber: Hayatımda hiçbir şey hayal ettiğim kadar kötü de olmayacak. Ne harikayım ne berbat. Kibrit kutularının sırtındaki kelimeyim ben: Vasat” (sayfa 24)

 

  • “Tanımadığım bir şeyler çalıyor. Hoşuma gidiyor. Çünkü artık sırf tanıdık geldiği için izleyemediğim filmler, bakamadığım fotoğraflar, dinleyemediğim şarkılar var. Eskiden yoktu. Temas ettikçe hepsi anlamlarının ötesinde başka anlamlara bürünüyorlar.”  (sayfa 26)

 

  • “Herkes o kadar birbirinin aynısı ki, gelenler gidenleri ya da gidenler gelenleri aratmıyor. Galiba bu yüzden kalabalığın yalnızlıktan bir farkı yok.”   (sayfa 28)

 

  • “Ne diyebilirim, ben ile kendim arasında derin bir sessizlik var. Birlikte ağırlaştırılmış bir yalnızlık yaşıyoruz.” (sayfa 28)

 

  • “Dışarısı kalabalık. Dâhil olamayacağım hikâyeler geçiyor önümden.” (sayfa 30)

 

  • “Hem, diyorum, o konuşsun. Yürüdüğü gibi, baktığı gibi konuşsun. Biranın köpüğünü, kahvenin telvesini, çayın demini, kuşların sesini, bulutların rengini anlatsın. Elleri daireler çizerken kapıların gıcırtısından bahsetsin. Küçük parmağını çekyatın köşesine vurduğunu, kazağının kolunun kapı koluna nasıl takıldığını anlatsın. Uzun uzun… Şaşırayım.” (sayfa 32)

 

  • “Hiçbir şeyim yok. Hiçbir şeyim kalmadı.”

“Nasıl hiçbir şeyin kalmadı yahu?” dedi çatallı sesiyle, “Herkesin bir şeyi vardır be. En azından derdi, tasası vardır”  (sayfa 36)

 

  • “Dün gece bir rüyadan ağlayarak uyandım. İçinde ölüm ya da aşk yoktu, gençlik vardı. Öyle mutlu, öyle güzel bir rüyaydı ki, uyanınca yüzüme vuran gerçekliğe dayanamadım.” (sayfa 43)

 

  • “Belki çocukluk yıllarımızdaki kadar mutlu değiliz ama yine de keyfimiz yerinde. Zaten çocuk olsak sırf o geçidi görmek bile havalara uçmamıza yeterdi.” (sayfa 44)

 

  • “Gün olur, içinde yaşadığımız bu kalabalık yalnızlığı da bir rüyada görür müyüm, çok merak ediyorum Savaş. Gerçi çocukluk gibi rüyaların rüyası görülmüyorsa, böyle kâbusların da kâbusu görülmez diye düşünüyorum.” (sayfa 45)

 

  • “Medeniyet dediğin kibrit çakmayı bile unutturur adama” deyip dururdun ya oğlum, daha da betermiş. Bırak kibriti, kendimizi unuttuk. (sayfa 46)

 

  • “Öyle dertler… Bir de böyle dertler ve şöyle derler olmalıydı. Derdin yokluğu bile çeşit çeşitti demek?”     (sayfa 50)

 

  • “Resminle benim aramdaki durum seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım.”    (sayfa 91)

 

  • “Dişin ağrıyorsa çekersin, yıllarca içinde çürümesine izin vermezsin” dedi bu sefer içindeki ses, “Hayat artık içinde çürüyor Selim. Çek gitsin.”    (sayfa 98)

 

“Ne diyeyim, huzur tuhaf şey arkadaş, ancak kaybedecek bir şeyin kalmadığında gelip seni buluyor.”

Muhtelif Evhamlar Kitabı

Yapı Kredi Yayınları

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin