Muazzam Muazzez Kitabından 26 Alıntı

Muazzez İlmiye Çığ, Türk Sümerolog. Bir asrı geçkin yaşamına dair  tüm tecrübelerini, hayatına dair bilinmeyenleri, arkadaşlarını, ailesini kendi cümleleriyle bu kitapta anlatıyor. Sedef Kabaş’ın sorduğu sorulara verdiği cevaplar sayesinde  hem onun tecrübelerle dolu hayatına tanık olacak;  hem de tarihle ilgili yepyeni şeyler öğrenebileceksiniz. Soruların uyandırdığı merakın kovaladığı cevaplar sayesinde bir çırpıda okuyacağınız bu kitap için bir öngörü niteliğinde olacak 26 alıntı ile sizleri baş başa bırakıyoruz.

1-“Yoktu bir rol modelim. Ben anneme ve babama benzemeye de çalışmadım. Her şeyi ben olarak yaşadım. Kimseye özenmedim. Düşünüyorum, hata mı yaptım kimseyi model almamakla diye ama yok hatırlamıyorum, gerçekten olmadı bir modelim.” (42.sy)

2-“ Ev temizliği ya da sofranın kurulması sadece annemin ya da benim başıma kalmazdı, kardeşlerimle birlikte yapardık. Bizim evde erkek-kız ayrımı yapılmazdı.” (43.sy)

3-“Yokluğu bilmeyen varlığın kıymetini bilemez. Babam ilk öğretmen olduğunda Bursa Armutlu’ ya tayin olmuştu. Ben 3 yaşındaydım, bir masada ekmek kırıntılarını teker teker topladığımı hatırlıyorum. Bugün bile bir lokma ekmeği attırmam. Sofrada ekmek kalsın istemem. Herkes yiyeceği kadar almalı.”(43.sy)

- Advertisement -

4-“Okullarda mutlaka müzik, spor ve sanat becerilerini geliştirici dersler olmalı. Çocuklar sınav kaygısıyla berbat bir uygulama olan test çözüyorlar sürekli. Öğretmenlik yaptığım yıllara geri dönüp bakıyorum, öğrencilerime telgraf makinesi yaptığımı hatırlıyorum. 3. sınıf çocukları telgraf yazdılar sınıfta.”(52.sy)

5-“Bazı şeyleri kadere bağlıyorum. Hayatıma dair pek çok açılım oldu. Bu kader mi? Yoksa planlanmış bir yol mu? Bilemiyorum… Mesela üniversiteye gitmeyi hiç düşünmemiştim. Öğretmendim, aldığım para ile aileme bakıyordum. Arkadaşım Hatice özellikle ısrar etti, üniversiteye gidelim diye, ondan sonra “peki” dedim. Üniversiteye girdiğimde Sümeroloji, arkeoloji, Hititoloji bilimleri çıktı karşıma.”(61.sy)

6-“Toplam beş dil biliyorum. Fakültede dört yılda dört dil öğrendim. Hititçe, Akadca, Sümerce ve Almanca. Hititçeyi çok sevdim. Zaten asıl branşım Hititoloji’ydi. Akadcayı da çok iyi öğrendim. Tabletleri çok hızlı okurdum. Almancayı da çok sevdim, Almanca okuduğum ilk kitap Rüzgâr Gibi Geçti romanıydı.”(62.sy)

7-“Hiçbir zaman ilerisi için hayal kurmadım. Hayatın akışına inandım… Bu biraz insanın karakteriyle ilgili. Kimisi planlı yaşamayı sever, kimisi de tam tersi. Ancak bazen ne kadar planlasan da hiç beklenmeyen olaylar olabiliyor hayatta. Planlayıp da yapamazsan büyük hayal kırıklığına uğrarsın. Onun için benim düşüncem “ hayatı akışına bırak, yapabildiğini yap.” Ama bugün için elinden gelenin en iyisini yap…”(67.sy)

8-“Gençleri eleştirenlere çok kızıyorum. Şimdiki gençler kötüyse bunun sorumlusu büyükler. Biz gençlere ne verdik ki? Spor sahaları mı yaptık? Kütüphaneler mi açtık? Eskiden ne güzel halkevleri vardı. Bunlar kapatıldı. Çocuklar ve gençler burada toplanır, sohbet eder, sosyalleşirdi. Gençlerin sosyalleşeceği yer yok.” (67.sy)

9-“Biz müzeye giren ilk üniversite mezunları idik ama müzecilik nedir okumamıştık. İlk başladığımızda bizim Sümeroloji hocasının Alman bir öğrencisi F.R. Kraus vardı. 1937’de tabletler üzerinde çalışmak üzere getirtilmiş. Gelince şunu görmüş; tabletlerin üzeri kazılardan çıktığı gibi duruyor, üzerleri çamur, toprak…”(74.sy)

10-“33 yıl bana az bile geldi. Zevkliydi ya da ben çok sevdim. Tabletleri tasnif edip arşivleyince yurtdışından gelip müzede çalışmak isteyenler çoğaldı. Sümerler, Akadlar, Hititler üzerine araştırma yapan bilim insanlarına yol açtık, onlara müthiş kaynak sağladık, destek olduk.”(77.sy)

11-“Atatürk’e şehri gezdirirken, bir kilisenin önünden geçiyorlar. Biri “ Henüz bu kiliseyi yıkamadık” diyor. Bunun üzerine Atatürk kızıyor ve eski eserlere asla dokunmayın diyor. Atatürk tarihe önem veren, medeniyetler tarihinin bilinmesi ve araştırılması gerektiğine inanan bir insandı.”(90.sy)

12-“Tarih konusunda bilgi sahibi olabilmek ve sanat ile ilgili ufkunuzun genişlemesi açılarından çok önemli. Genel olarak halk eğitimi için de çok gerekli. Halk yaşadığı toprakların tarihini bilirse ülkesine daha çok sahip çıkar.”(92.sy)

13-“Atatürk yüzlerce kitap okumuş. Okuduğu Fransızca bir kitapta “Sümerler Orta Asya’dan gelmiş olabilirler, dilleri ise Türk dillerine benzer” yazan bir cümle görmüş, altını çizmiş ve yanına eski Türkçe ile “mühim” yazmış.”(96.sy)

14-“Denilene göre, geçmişini bilmeyenin geleceği de yoktur. Tarihi sevmezdim öğrenciyken ama çok çalışırdım. Tarih öğretmenim de beni çok severdi. Sınıfta kimse parmak kaldırmazdı, ben bilir cevaplardım. Boyum da, yaşım da diğer arkadaşlarımdan ufaktı. Dikkatini çekerdim tarih öğretmenimin.”(102.sy)

15-“Gençleri çok seviyorum; enteresan ama gençler de beni seviyor. Lise öğrencileri ve üniversite öğrencileri bana o kadar sevgiyle yaklaşıyorlar ki, şaşırıyorum. Hatta soruyorum da, çocuklar neyimi seviyorsunuz, ihtiyarlar pek sevilmez diyorum. Gülüyorlar… Yani artık dostlarım gençler oldu.”(118.sy)

16-“Elbette, benim en sevdiğim Sümer atasözü: “Biliyorsun, niye öğretmiyorsun.” Bu atasözü adeta benim yaşam felsefem… Bildiklerimi makaleler, kitaplar, seminerler ile başkalarına da öğretmeye çalışıyorum. Bunun dışında benim çok inandığım bir başka Sümer atasözü de şu: “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.”(133.sy)

17-“Kanaatim, tüm araştırmacılar karşılıklı belgelere dayanarak, korkmadan, çekinmeden doğruyu ortaya çıkarmaya gayret etmeli. İsteyen inancında devam eder. Gerçeği bilmek isteyenler de okur, araştırır. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu da bulmaya çalışır.”(141.sy)

18-“Yirmi üç kitap yazdım. İlk kitabımı neredeyse 80 yaşında yazdım. Yani hayatta hiçbir şey için geç değil. Yaşlandım, benden geçti artık dememek lazım.” (151.sy)

19-“Eğer sevecensen, bir sıkıntın olduğu zaman önün açılıyor; sevecen değilsen ne halin varsa gör diyor Allah. Bu inanç eski Türklerin inancı imiş. Çok hoşuma gitti.” (174.sy)

20-“Bilim için çalışanların birbirlerinin ellerini tutması gerekir. El ele vermek çok önemli. Akademisyenler ya da serbest çalışan bilim insanları birbirlerini takip edip eleştirebilir, yardım edebilirler. Kıskançlık yer yerde olduğu gibi bilimde de olabilir, ancak gerekirse teşekkür edilebilmeli. İlerlemenin, kalitenin en iyi yolu budur.”(176.sy)

21-“Yaşam enerjim var, doğru. Son zamanlarda bazen öleceğim diye aklıma geliyor, ama “Hadi be sen de!” diyorum kendi kendime. Buraya, yazlığa gelirken kaç türlü iş getirdim ama yapamadım. Ve neden yapamıyorum diye çok sıkıldım… Ama yine de iş getirdim. İnsanın hayatta bir işi, ideali, meşgul olacağı bir konusu olmalı. Bu insanı canlı tutuyor, motive ediyor.”(180.sy)

22-“Hiç unutmam, ben gençken 80 yaşlarında bir hanıma sordular hayat nedir diye. “Kızım açın şu pencereyi, dışarı bakın, işte o hayattır” dedi. Doğru, bence de aç bak pencereden, ne görüyorsan hayat odur.”(182.sy)

23-“Ben durmadan çalıştım ve yaptığım işten zevk aldım. Hâlâ da yapıyorum ve zevk almaya devam ediyorum. O yüzden de ya sevdiğin işi yapacaksın ya da yaptığın işi seveceksin. En mühimi bulunduğun durumdan  memnun olabilmek…”(182.sy)

24-“ Ben geçmişe ait hiçbir şeyi düşünmem. Geçmişte yaşamıyorum yani. Onun için de fazla detay hatırlamam. Hayat ‘anlar’ dan ibaret. Yani bugünü yaşayacaksın, bugünün hakkını vererek yaşamak lazım. Bazı insanlar geçmişe dönük olurlar ve bugünü de kaybederler. Ben ne ileriyi, ne de geriyi düşünüyorum. Bugünü yaşıyorum çünkü ileride ne olacağını bilmiyorum ki…”(184.sy)

25-“Ben hiç ilaç sevmem. Uzun yıllar hiç ilaç almadım. Tabii şimdi bu yaşımda aldığım bazı ilaçlar, vitaminler var ama bence en büyük ilaç beyin. “(185.sy)

26-“Atatürk aydınlanmasının bitmez tükenmez bir neferi ve savunucusu olarak hatırlanmak isterim. Hayatım boyunca bir kadın ve bir birey olarak elde ettiklerimin, yani aldığım eğitimin, sahip olduğum iş imkânlarının Cumhuriyetimiz sayesinde olduğunun bilincinde oldum.”(191.sy)

Sedef Kabaş, Muazzam Muazzez, Halk Kitabevi, İstanbul, 2016.

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Must Read

Dönemine Damga Vurmuş Beş Usta Sanatçı

Pablo Picasso, Tarsila do Amaral, Salvador Dali, Frida Kahlo ve Remedios Varo'yu kapsayan beş usta sanatçıyı çocukluklarıyla, kariyerleri ve eserleriyle sizlere tanıttık. 1. Pablo Picasso Pablo...