Gece Modu

Hayatından Parçalar

30 Mart 1910’da İstanbul’da doğan sanatçı, Galatasaray Lisesi’nde okumuş, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. Milli Eğitim Basımevi Tashih Bürosu’nda görev yapmıştır. Sonraları kalp hastalığı nedeniyle evine çekilerek Varlık Yayınevi’nin yayın işleriyle meşgul olmuştur. 29 Ocak 1957’de İstanbul’da kalp hastalığından yaşamını yitirmiştir.
Ziya Osman Saba’nın hayatı ile ilgili bilgi için, Şairdir. Saba “nesir veya hikâyemsi yazılar” ifadesiyle nitelediği düzyazılarında Otobiyografik bilgiler verir
Öykülerinde Hayatından İzler
“Bir Kurban Bayramı Hikâyesi” başlıklı yazısına, şöyle başlar:
“Bir zamanlar annem olmuş, babam olmuş, büyükbabam, büyükannem olmuş o insanlar; bacakları arasında dolaştığım, kucaklarına tırmandığım, ellerinin temasını hâlâ saçlarımda hisseder, birlikte gelemeyeceklerini bildikleri korkulu bir diyara yolculuk eder gibi verdikleri nasihatleri hâlâ işitir gibi olduğum o insanlar…”
Bir Kurban Bayramı Hikâyesi adlı öyküde, çocuk Ziya Osman Sabah kurbanını ne kadar çok sevdiği ve ondan ayrılamayacağının hikayesini anlatmaktadır. Buradaki önemli husus aile kültürü, din gibi kültürel kavramların bir çocuk için nasıl algılandığının anlatılmasıdır.
Çoğu yazarımızın aksine Ziya Osman, mutlu bir aile ve çocukluk hayatı geçirdiği anlaşılabilir. Ayrıca o yıllara bir özlem içerisinde olduğu eserlerinde görülebilir.

Yalnızlık ve Eşya

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi adlı öykü, Ziya Osman’ın kalabalıklar içindeki yalnızlığı ve İstanbul sokaklarını tasvir etmektedir:
«Karşımdan insanlar geliyor, arkamdan insanlar geliyor. Arkamdan yürüyenler nihayet beni geçiyorlar, karşımdan gelenlerin bazılarıyla bir an bakışıyoruz; bazıları beni görmüyorlar, benim de görmediklerim oluyor, bana sürtünenler, çarpanlar oluyor. Erkekler, kadınlar, uzun boylular, kısa boylular, yaşlılar, gençler, güzeller, çirkinler, zenginler, fakirler… Kocalı kadınlar, henüz nişanlılar, yalnızlar, kolunda sevgilisi olanlar, anneleri yanında yürüyen küçük çocuklar var. »
Değerli değersiz birçok eşyayı insanların mutlu olmasını sağlayacağını düşünen yazar, her fırsatta lirik bir tavrı da eksik etmeden yalnızlık hissini vurgulamaktadır.
“Ya şu mağazadaki mavi kolye. Tanıdığım kızlardan şu en mavi gözlüsüne ne kadar yaraşacak! Fakat o kız benim sevgilim değil ki!” (Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi)
Özlem
Ziya Osman Saba, hikayelerinde çocukluğuna karşı özlem duymaktadır. Çocukluk dönemini ailesiyle olan zamanlarını özleyen şair, bu durumu hikayelerinde dile getirmektedir. “Okumak” adlı hikayesinde, okumaya ilk başladığı zamanları ve ilk dış dünyayı tahayyül etmeyi öğrendiğini anlatmaktadır. Babasının kitap kültürünü aşıladığını minnet duyguları içinde ifade etmektedir. Lirik bir anlatıma sahip olan Ziya Osman Saba, okuduğu kitapların kapaklarının artık değiştiğini görmek dahi onu üzmektedir.

Yabancılaşma Meselesi

Birçok hikayede yalnızlık unsuru işleyen Ziya Osman ilk bakışta yabancılaşmış bir yazar gibi karşımıza çıkmaktadır. Burada önemli olan Ziya Osman hikayelerindeki insan sevgisi ve giremediği topluluklara olan özlemidir. Yazar insanlara yaklaşmayı samimiyetle istediğini dile getirmektedir. Dolayısıyla yabancılaşma meselesinin altın kuralı burada bozulmuştur.
Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi hikayesinin sonunda şairin fotoğrafını çekmeyen fotoğrafçı, yalnızlığının ve o gülen, mutlu olan insanlar gibi olamayacağını anlamaktadır. Her ne kadar bu durumu istemese de belki değişen yaşama uyamamasından belki de entelektüel kişiliğinin onu yalnızlaştırmasından kaynaklı sorunları bulunmaktadır.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin