Gece Modu

 

  Kitabın ilk kez okuyucuyla buluştuğu 1925 yılından bu yana değişmeyen birtakım şeyler var: Kadınları ikinci planda tutma arzusu ve gözünü para bürüyen insanlar!

  Kitapta tüm bunları, Pervin adlı bir genç kızın günlüğünden okuyor ve o dönemin yaşam tarzına konuk oluyoruz.

Dev Lotr Testi

  İzmir’de yaşayan fakat her daim farklı bir şehir hayali olan Pervin ile birlikte yolumuz, İstanbul’a düşüyor. Şehir hakkında yaşadığı ilk hayal kırıklığını ise günlüğünde şu sözlerle ifade ediyor:

“Muntazam, parlak, geniş bir yer göreceğim diye beklerken bunaltıcı, sönük, miskin bir şey karşısında bulunma hüsranı insanı harap ediyor.”

“İşin komik tarafı, eğer İstanbul halkı hayattan ve eğlenceden yoksun olduklarını bilseler, şikâyet etseler, insan dayanır. Hâlbuki oradaki herkeste, ‘yaşıyoruz ve eğleniyoruz’ fikri mevcut ki, işte beni ağlatacak kadar güldüren de budur!”

  Yaşadığı bu izlenimin ondaki etkisini bir kenara bırakıp hayatını paylaşabileceği bir bey ile tanışabilme hayalleri kuruyor Pervin. İstanbul’da olduğu süreç boyunca amcasının evinde kalıyor ve orada tanık olduğu yaşam biçimi, hayal ettiği gibi sonuçlanmıyor. Her şeye amcasının egemen olduğu ve kadınların geri planda durduğu atmosferi iliklerine kadar hissediyor.

  Bu tabuları yıkacak bir bey ile tanışma arzusu duysa da, bunun bir o kadar imkânsız olduğunu düşünüyor Pervin. Taki evlerine gelen misafir Behiç Bey’i tanıyana kadar.

  Amcasının, bu bey ile yaptığı ‘kadınlar ve yaşam koşulları’ temalı konuşmasına kulak kesiliyor ve ilk kez yüzü gülüyor Pervin’in. Hayatını paylaşabileceği beyin tam karşısında olduğunu hissediyor. Bunda en büyük etken, Behiç Bey’in ataerkil bir yaklaşımdan ziyade kadın erkek eşitliliğini savunan fikirleri öne sürmesi oluyor.

 Üzerinden çok zaman geçmiyor ki Pervin, annesinden bir mektup alıyor. Büyük bir kısmet bulduğu ve onunla evlenmesini istediği için İzmir’e dönmesini talep ediyor mektupta. Şöyle de ekliyor:

“Şimdiye kadar bütün çıkan kısmetlerini reddetmekte belki mazur olabilirdin fakat artık on dokuz yaşını bitirmek üzere olduğunu unutma…”

  Pervin, kadınların içinde bulundurulduğu bu duruma anlam vermekte zorlanıyor. Onların da hayat arkadaşları olacak kişiyi kendilerinin tanıma şansına sahip olduğuna inanıyor. Bu durumun İstanbul’da yaşanmadığını düşünerek bu şehre gelmesi de, ona en büyük hayal kırıklığı oluyor. Fakat Behiç Bey’i tanımak, ona tüm bu kırıklıkları unutturuyor. Günlüğünü tekrar alıyor eline ve yazmaya başlıyor:

“Bir genç kız, hayatını ortak edeceği ve teslim edeceği erkeği tanımalı, bilmeli, sevmeli… Hiç olmazsa, evlilikte yalnız servet gibi, namus gibi dış görünüş değil, hayatın esasını oluşturan ahlak ve görenekler göz önüne alınmalı.”

  Toplumumuzdaki bu acı gerçekler, Pervin’in günlüğü vasıtasıyla yüzümüze vurulurken şu sözlerle de devam ediyor:

“Biz bu kaba çevre içinde, gaflet ve karanlık arasında, hayatlarımızın en parlak genç kızlık senelerini heba ve ziyan ettikten sonra, bir gün bilmediğimiz, tanımadığımız, hatta hiç görmediğimiz bir erkeğe hayatımızı teslim etmek zorunda kalırız. Bütün hayatımız genellikle bir erkeğin zulüm ve kahrıyla harap olup yıkılır! Nasıl olur da biz kadınların da bir kalbimiz, bir duygumuz, bir arzumuz olduğunu düşünmüyorlar; onur ve hayattan tat almak yalnız erkeklere veriliyor ?”

  Yazdığı bu satırlardan kısa bir süre sonra Behiç Bey ve Pervin arasında bir sevda çemberi oluşuyor. Duygularına karşılık aldığını öğrenen Pervin, bunu takip eden haftalarda hiç üzülmediği kadar üzülüp hiç kırılmadığı kadar kırılıyor. Öğreniyor ki, Behiç Bey yakında bir başkası ile evleniyor. Sebebini onun sözlerinden öğrenmesi ise daha da acı oluyor :

“Zengin olsaydı belki alırdım, kız kötü de değil, hoşuma gidiyor. Fakat yaşamak için insana hayat gereklidir, hayal değil.”

  Genç kızın kalbi o an tamir edilmemek üzere kırılıyor. İzmir’e dönüp ailesinin onun için razı olduğu bir bey ile evlenmeye karar veriyor.

Toplumumuzda sıkça yansımalarını gördüğümüz bu durum, ne yazık ki 94 yıl sonra da farklı kesimlerde aynı şiddetiyle sürüyor. Mehmet Rauf’un, belki düzelmesi umuduyla kurguladığı bu roman, yıllar sonra da yüreğimizde sızı olarak kalmaya devam ediyor.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin