Marsha Norman’dan Toplumsal Gerçeklik: Getting Out

89
Gece Modu

  Modern Amerikan oyun yazarları, yarattıkları karakterler aracılığıyla Amerikan toplumu hakkında yorumlar yaparlar. Bu nedenle, birçok Amerikan oyun yazarı oyunlarını gerçekçi bir yol ile yazmıştır. Gerçekçilik akımı 1840’ta Fransa’da başlar ve Platonizm ve idealizme zıt olarak gerçekçilik, bulunan koşullar, yer ve zaman ile ilgilidir. Günlük yaşam ve sıradan insanların durumları ile ilgilenir. Kahramansı ve aristokrat yaşamının yapmacıklığı ile değil de orta sınıfın yaşamını bütün gerçekliği ile sergiler. O nedenle üst sınıfın ya da baskın olan ideolojiyi savunmak yerine, yaşanan günlük durumlara objektif bir perspektif ile yaklaşır. Bu nedenle birçok yazar eserlerini gerçekçi bir yol ile yazmayı seçmiştir. Gerçekçi oyunlar ise çağdaş yeri ve zamanı kullanır ve günlük problemlere odaklanır. Marsha Norman’ın gerçekçi bir eseri olan Getting Out buna bir örnektir. Oyunun yeri ve zamanı yazıldığı dönemde geçer ve sosyal problemlere odaklanır.

  Oyun dağınık görünümlü, bir odalı bir apartman dairesinde geçer. İçinde çift kişilik yatak ve bir sandalye dışında başka bir eşya yoktur. Sahnede ise iki tane yer vardır aslında; birisi hapishanedir ve geçmiş zamanı temsil eder, diğeri ise şimdiki zamanı gösteren bu odadır. Bu anlamda sahnede hem şimdiki zaman hem de geçmiş zaman aynı anda gösterilmektedir.

                                       

Söylenti Dergi e-sayısı Çıktı!

TEMA Vakfı yararına çıkardığımız e-dergimizin ilk sayısı yayında! 90 sayfa içine 40 farklı yazardan, şiir, öykü, deneme ve incelemeleri yayınladığımız e-sayımızı satın almayı unutmayın! Üstelik yalnızca 5₺!

  Oyun geç yirminci yüzyıl Amerikan toplumuna birçok yorum getirmiştir. Sosyal hayata bir yorum olarak, kadın sorununa da odaklanmıştır. 1960’ların sonlarına doğru ikinci dalga feminizmin güçlendiği gözükmektedir. Bundan dolayı ev içi şiddet, çocuk ve cinsel suistimaller gibi tartışmalar daha görünür hale gelmiştir. Bunun da etkisiyle oyun yazarları bu konuyu oyunlarına taşımışlardır. Kadın özgürlüğü hareketlerine rağmen kadın özerkliği, ataerkil toplum kuralları ve kurumlar tarafından baskılanmaktaydı çünkü hâkim olan ideoloji bu yöndeydi. Bu anlamda Norman’ın kadın karakterleri Amerika toplumumun ortalama, herhangi bir kadının yansımasıdır. Getting Out oyununda, Norman kadın karakter olan Arlie/Arlene’in toplum tarafından nasıl harcandığını göstermektedir. Birçok faktör Arlene’i bir kurban yapar. Bu faktörler, aile, eğitim ve hukuk gibi tüm kurumlarıyla birlikte sosyal sistemin kusurlarıdır.

  İlk olarak, ailesi ile ilişkisi, Arlie tarafından gösterilir ve geçmiş yaşamını oluşturur. Aile ilişkisi sembolik olarak oyunun sonunda Arlene’in anısı aracılığı ile gösterilir; Arlie kendini annesinin dolabına kitler. Bu anı aslında Arlie’nin hiç de olumlu olmayan aile değerleri içinde hapsolmuş, kilitli kalmış olduğunu gösteriyor olarak yorumlanabilir. Daha çocukken o babası tarafından tecavüze uğramış ve sessiz kalması için yine kendi babası tarafından para verilmiştir. Bu durum oyunda şu şekilde ima edilmiştir:

  “Okul müdürü: Eline ne tutuyorsun Arlie? Elini aç.

 Arlie: Bu benim param, kendim kazandım.

 Okul müdürü: (parayı alarak) Nasıl kazandın bu paraları?

 Arlie: Şey yaparak.

 Müdür: Ne yaparak?

 Arlie: Babam için.”  (1:18)

 Arlie, daha çok gençken erkek baskısı ile hem fiziksel hem de psikolojik olarak karşılaşmak zorunda kalmıştır. Babasının onu suistimal etmesi Arlie’nin hayatında birçok şeye neden olur. Arlie’ye cinsel ilişki karşılığında ödeme yapar. Küçük yaştan beri bunu yaşaması, geri kalan hayatında da kendini bu şekilde gösterir. Mesela arkadaşı Carl, onu cinsel memnuniyeti için ya da finansal kazanç için kullanır. Bu anlamda Arlie’nin Carl ile ilişkisi babasıyla olan ilişkisinin bir yansıması olarak yorumlanabilir. Çünkü Arlie’nin Carl ile olan ilişkisi babasından farklı değildir.

                                 

 Arlie’nin annesi onu mağdur durumuna getiren ikinci önemli faktördür. Annesi oyunda ataerkil toplumdaki baskılayıcı kadın rolündedir. Toplumda birçok kadının “marijinal veya diğer” konumunda olmamak için, güçsüz taraf değil de güçlü olan hâkim ideolojideki kurallara göre yaşadığı gözükmektedir. Bu nedenle annesi sosyal bütünlük içinde kalabilmek için ataerkil kurallar içinde yaşar. Bundan dolayı, kocasının kendi kızına tecavüz etmesine karşı sessiz kalıp, kocasını korur.

  Arlene aynı zamanda eğitim sisteminin de kurbanıdır. Okul müdürü “Dört yüz çocukla ilgilenmem gerekirken şu an burada senin tuvalet duvarına yazdığın yazıları silmekle uğraşıyorum. Yeter artık, sen seçimini normal okula gitmekten yana kullandın bundan dolayı artık oraya gideceksin.!” (1:19) der. Bu durumda da gözüküyor ki eğitim sistemi de Arlie’nin agresif ve uyumsuz davranışlarının nedenine inmek ve ilgilenmek yerine çözümü onu uzaklaştırmakta bulmuştur.

  Arlie sekiz yıl hüküm yemiş ve hapse girmiştir. Bu noktada Arlie, onun zihniyetini, hakim olan ideolojiye yani eril sisteme göre değiştirebilmek için kanunlar tarafından desteklenen, toplumdan ayrılan bir hücreye yerleştirilmiştir. Başka bir deyiş ile, zihni kurumsal normlara göre değiştirilmek için eğitilmiştir. Hapis zamanlarında bir hapishane papazı tarafından destek alır. Bu dini destek Arlie’nin, Arlene’e dönüşmesine oldukça katkı sağlar. Aynı zamanda Arlene olarak, kendi Arlie kişiliğini de toplumsal normlara göre kurban etmiş olur. Bu durum oyunda şöyle aktarılır:

 Arlene: ”Bu vaaz söyledi ki Arlie benim nefret dolu tarafımdı ve beni yaralıyordu. Tanrı onu benden almak için bir yol buldu… Arlie bana yaptıklarından dolayı ölmeliydi. Arlie’nin ölmesi tanrının isteğiydi bundan dolayı artık yumuşak başlı, uysal olmalıyım… uysallık.”(2:60)

                                           

 Bu noktadan sonra intihara karar verir ve intihar etmek için eline çatal alır. Bu nokta oldukça önemlidir çünkü intihar etme aracı çataldır ve bilindiği üzere çatal fallik bir semboldür. İntihar aracı bile, Arlie’nin gerçek benliğini erkek otoritesinin gücü ile yok etmesini temsil ediyor. Arlie o andan sonra kendini Arlene denmesini ister ve artık kendi kişiliğini yok edip, bambaşka bir kadın haline dönüştüğünü düşünür tıpkı aldığı rehabilitasyonların amaçladığı gibi. Bir diğer deyiş ile, artık ataerkil sisteme uyumlu bir insan olmuştur. Ancak yaşadığı acı dolu zamanlar bitmeyecektir çünkü hala eski mahkûm ismiyle anılan bir kadındır. Bunun sonucunda aradığı şeyi bulamamıştır. Kendisine yeni hayat yaratmaya çalışsa da rehabilitasyon onu pasif, uysal biri haline çevirmiştir. Bunun sonucunda aslında  Arlene kurumlar tarafından şekillendirilir, bu yüzden hayatı onların ellerinde istedikleri yöne çevirmek için bir araç halindedir. Bununla birlikte, bu kurumlar Arlene için sınırlı çözümler sunar ve sonuç olarak serbest bırakıldıktan sonra bile hayatı bu sınırlı yönlere hapsedilir. Oyunun sonunda ise komşusu Ruby sayesinde mutlu olmanın yolunu bulur ve kendini tekrar yenileyerek geleceğe daha pozitif bakmaya başlar.

  Son olarak, oyun Arlie/Arlene üzerinden topluma karşı bir yorum getirmiştir. Getting Out kadınlara karşı oluşturulan baskının bütün kurumlar tarafından desteklendiğini açıkça sergiler.

 

Kaynakça:

Norman, Marsha. Getting Out. Nelson Doubleday. Inc. Garden City, New York. 1978.

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin