Gece Modu

 

“Bir madeni para ile en fazla ne alabilirsiniz ya da ne yaratabilirsiniz?” sorusunu sorgulayan, bizlere bambaşka duygu seli kapısı açan, metafiziksel tarihi romanlarıyla uluslararası üne kavuşan Fransız roman yazarı, şair, denemeci ve kısa öykü yazarı dil sihirbazı Marguerite Yourcenar; eserlerinden derleyip toparladığımız 22 alıntı ile karşınızda!

 

 

Öncelikle alıntılara geçmeden, kısaca Yourcenar’ımızı tanıyalım.

 

Marguerite Yourcenar, 1903 yılında Brüksel’de doğdu ve 1987’de Northeast Harbor, Maine’de yaşamını yitirdi. Yourcenar, gönüllerde taht, beyinlere ise örs dağıtan dil cambazlığı ile Düş Parası, Ateşler, Hadrianus’un Anıları, Bir Ölüm Bağışlamak, Doğu Öyküleri gibi pek değerli eserler üretmiştir.

Yourcenar’ın kurgusunda yer alan temel figürler, toplumun talepleri ile kendi tutkuları arasında parçalanmaktadır. Yapıtlarında sunduğu karakterlerin çoğu ise erkektir.

Özellikle, İtalya’da Mussolini’ye suikast girişimi hakkında yazdığı Le Denier du Rêve (Düş Parası) adlı romanında, kadın ruhunun farklı görünümleri altında farklı sosyal sınıflardaki yaşamları inceler. Kısacası; para karakterler arası geçiş yaparken, birbirine bağlı olan hikâyenin konu değişmesiyle okuru şaşırtmaktadır.

1968’de L’oeuvre au Noir (Zenon) adlı eseriyle Femine Vasacesro Ödülü’nü aldı. 1980 yılında (Acadêmie Française) Fransız Akademisi‘ne seçilerek bu kurumun ilk kadın üyesi oldu. Dünya Savaşı sırasında Marguerite ve babası Londra’nın banliyölerinde yaşadı. Babası ile birlikte Latince ve Yunanca dillerinde klasik eserler okudu.

Yourcenar babasından kalan mirasla, on yılını Paris lezbiyen sahnesinde edebi arayışlar ve aşk işlerinde geçirdi. Yourcenar, birkaç ülkeden kısa öyküler koleksiyonu olan Oriental Tales’ten (1938) ‘Wang-Fo Nasıl Kurtarıldı’ hikâyesinde, sanatçının dünyasındaki rolünü inceledi.

1- “Bu şehir hayaletlere, katillere, uyurgezerlere aittir. Neredesin, hangi yatakta ve hangi rüyadasın?”

2-  “Yaşamla ilgili bir aldatmaca, ölümü öngöremez; aslında, yaptığı her bir işlemle ölümün var olduğunu reddeder.” 

3-  “Hâlâ benden daha akıllı birisinin ölümüne kadar mutlu kaldığını düşünüyorum.”

 4- “Sevginin keşfedilmesinin şiirin keşfedilmesinden daha zarif olduğuna emin değilim.” 

5-  “Kanunlar geleneklerden daha yavaş değişir ve zamanın gerisinde kaldıklarında tehlikeli olsa da gelenekleri beklediklerini varsaydıklarından daha tehlikelidir.”

 6- “Bir delilik, bir kaderi inşa etmek için neredeyse her zaman gerekli.”

7-  “Yıldızlar varken takdire şayan düşünceleri beslemek zor değil.” 

8- “Yazılı kelimeler bana insan sesini dinlemeyi öğretti, değişmeyen büyük heykeller bana bedensel hareketleri takdir etmeyi öğretti.”

9-  “Yaptığımız her şey kaderimizi daha iyi veya daha kötü için etkiliyor. Doğduğumuz koşullar da muazzam bir etki yaratıyor; Dünyaya zaten hesabımıza gönderdiğimiz sorumlu olmadığımız borç ve kredilerle geliyoruz: bu bize alçak gönüllülüğü öğretir.”

10-  “Hiç kimse sonsuzluğu anlayamaz. Biri sadece varlığını tanır.”

11- “Kötü gibi iyi olanın bir rutin haline geldiğini, geçici olarak dayanma eğiliminde olduğunu, dışarının içeriye nüfuz ettiğini ve zaman verilen maskenin yüzün kendisinin geldiğini biliyordum.”

12– “Kişinin esas doğum yeri, kendine zihinsel olarak baktığı ilk yerdir. Benim ilk yurdum kitaplardı.”

13- “İyi bir gönülçelen teknik, bir şefkat objesinden asla sahip olamayacağım bir diğerine geçerken bir kolaylık ve aldırmazlık ister ancak benim onları terk etmemden daha sık onların beni terk etmesi, insanın herhangi bir sevgiliye nasıl doyabileceğini anlamamamdan olmalı. Her bir yeni aşkın bize getirdiği zenginlikleri sayma ve değiştiğini görme ve belki de olgunlaştığını görme isteği, zaferlerin çokluğundan korkmak ile bağdaşmaktadır.”

14- “Tanıdığım birini terk edebileceğimi sanmıyorum, ve kurgusal karakterlerimi terk etmeyeceğimden eminim. Eğer halüsinasyon başka bir anlama gelmiyor olsaydı halüsinasyon diyebileceğim bir belirginlikle onları görüyorum, duyuyorum…Yaratığımız bir karakter, bir arkadaşın ölebilme ihtimalinden daha fazla ölmez. Karakterlerim sayesinde birçok paralel hayat yaşadım.”

15- “Dünya büyük… Şans eseri insan kalbini yaşamın tam ölçüsüne yükselten kişinin gönlünü hoş tutar.”

16- “Zalimlik, yapacak hiçbir şeyi olmayan, uyuşturucu ya da at yarışı seven kişilerin lüksüdür.”

17– “Evrenin bir parçası olan insan, cennete hükmeden aynı yasalar tarafından yönetildiğinden, acemiliklerimizi yanı sıra başarılarımıza da katılan o duygusuz sempatiler için yaşamlarımızın ana fikrini yukarılarda bir yerde aramak hiç de saçma değildir.”

18- “Kadınları tutkuyla önemseyen erkekler, kendilerini en azından tapınakla ve kendi tanrıçalarına gelince ise onlar da kendilerini tapınma aksesuarlarıyla ilişkilendirir. ”

19- “Ancak, genel olarak, şimdiki zamanın çizgilerini görmeyi reddetmemiz, yalnızca gurur veya apaçık bir cehalet veya korkaklıktan kaynaklanmaktadır.”

20- “Hastalık bize ölümü yaklaştırır ve bu yüzden iyileşmeyi dileriz ki, bu yaşamak istemenin bir çeşididir. Ama fiziksel acıyla artan zayıflık ve acı çekiş, iyileşmeye çalışmaktan zamanla bezdirir; kişi kesilen nefes alışlardan,  gücünü azaltan şeylerden, çabuk geçen heveslerden ve bir sonraki hareket için sürekli uzanıp beklemekten yorgundur.”

21- “Her yaşam ölümle ve yol ayrımlarıyla sonlanır ve her ölüm büyük bir acıyı beraberinde getirir ki ölen kişiyi tanıma şerefinden alıkoymaktan ziyade acıya katlanmak çok daha iyidir. Her nasılsa dünyamız her bir ölüm sonrası kendini yeniden inşa eder ve her durumda kimsenin sonsuza kadar kalmayacağını biliriz. Dolayısıyla yaşam ve ölüm bizi el ele yönetir diyebiliriz, sıkı sıkıya ama usulca…”

22- “Biz hep ‘sevinçten delirmek’ deriz. Halbuki ‘acıyla uslanmak’ demeliyiz.”

 

 

Kaynakça

1- YOURCENAR, Marguerite: “Yangınlar”, Chicago Press Üniversitesi (1994).

2- YOURCENAR, Marguerite, Matthieu Galey:“Açık Gözlü: Matthieu Galey ile Sohbetler”, Boston: Beacon Press (1984).

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin