Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



   İlk kez 1606 yılında sahnelendiği düşünülen Macbeth, Shakespeare’in en önemli trajedilerinden biridir. İçerisinde ihanet, intikam, aşk, şiddet ve hırs gibi birçok evrensel temayı barındıran bu trajedi, akıllıca hazırlanmış bir takım benzetme ve sembolle de süslenmiştir. Oyundaki bazı diyaloglar derinlemesine incelendiğinde, ilk bakışta ana karakterlerden biri olan Lady Macbeth, Macbeth’in skandal cinayetinin arkasındaki azmettirici kişi olarak görülebilir.  Nitekim Macbeth’e karşı olan manipüle edici ve aşağılayıcı tutumu, Macbeth’in suçunun arkasındaki tetikleyici faktör gibi görünüyor. Sonuçta Macbeth sadece karısı onu zorladıktan sonra harekete geçiyor. Fakat Macbeth’in cinayeti işlemesindeki asıl dürtünün kendi hırslı doğasından mı yoksa sinsi karısının onu aşağılama ve baskı yoluyla tetiklemesinden mi kaynaklı olduğu kesin bir cevaba sahip değil. Oyun boyunca, Macbeth’i çoğunlukla harekete geçmek konusunda kararsızlığa düşmüş olarak görüyoruz. Oyunun önemli bölümlerinden biri olan 1. perdenin 7. sahnesinde, Macbeth kralı öldürüp öldürmeme konusunda kararsızken, Lady Macbeth devreye giriyor. Oyun boyunca çeşitli zamanlar yaptığı gibi, Macbeth’in erkekliğini hedef alıyor ve onunla alay ediyor:

LADY MACBETH. O işi yapmayı göze aldığınız zaman,

işte asıl o zaman erkektiniz; erdiğinizden daha

fazlasına ermek için daha çok erkeklik göstermeye hazırdınız. (Macbeth 1.7.49-52)

Macbeth’in en çok “eğer bir erkek olsaydın” üzerine odaklanması dikkate değer. Lady Macbeth’in özellikle cinselliğe yaptığı gönderme Macbeth üzerinde derin etki bırakıyor. Erkeklik hakkındaki bu vurgu oldukça önemli çünkü oyunda daha sonra görüleceği gibi bu tetikleyici bir mekanizma olarak işlev görecek. Ayrıca, oyun boyunca aktarıldığı gibi, bir “erkek” ancak savaş, ölüm ve kan yoluyla bir “adam” olabilir. Bu durumda şanlı bir savaşçı olarak bilinen Macbeth’in aslında kan ve ölümden korkmaması gerekir. Dahası, onu bütün bunlardan alıkoyan tek şey erdemidir. Bu noktada Lady Macbeth kocasının zayıf noktasını çoktan öğrenmiştir.

Cinayeti işledikten sonra, Macbeth akıl sağlığını kaybetmenin eşiğine gelir. Akıl sağlığını kaybederse tacını da kaybedeceğini çok iyi bilmektedir. Lady Macbeth de bunun farkında olduğu için işledikleri cinayet hakkında Macbeth’i yatıştırmaya çalışır:

LADY MACBETH. Olayı o kadar derin düşünme.

[…]

Böyle işlerde bu tür düşünmek yanlış;

yoksa insan aklını oynatır. (2.2.19-30-36)

Hem Macbeth’in hem de Lady Macbetch’in güce olan doyumsuzlukları oyun boyunca oldukça belirgindir ve bu konuda birbirlerini adeta beslerler. Lady Macbeth, yukarıda bahsedildiği gibi, Macbeth için bir kontrol mekanizması görevi görür. Shakespeare bir noktada Macbeth’in Duncan’ı öldürmeyi hiçbir zaman ciddi olarak düşünmediğini, hatta bu planı karısının aklına koyduğunu bile düşündürtür. Örneğin, Kralın Macbeth’in evini ziyaretiyle onurlandıracağını öğrenir öğrenmez, Lady Macbeth planları kurmaya başlar:

LADY MACBETH. Zamanı aldatmak için zaman gibi gözükün;

gözünüz, eliniz, diliniz hoş geldin desin. 

Görünüşünüz günahsız bir çiçek olsun,

siz onda gizlenen bir yılan. Gelenler için hazırlıklı olmalıyız.

Bu gecenin büyük işini bana bırakın. (1.6.70-75)

Burada ‘Yılan’ kelimesi kilit işlevi görür; çünkü Lady Macbeth’in olayların nasıl gelişmesini istediğine dair ipucu verir. Oyunun başında, Macbeth bir yılanın tam tersi gibi görünür çünkü bir yılan hain ve aldatıcıdır. Macbeth ise sadık ve adil olarak tasvir edilmiştir. Öyleyse Macbeth gibi bir adam, doğası bunun tersiykennasıl yılan gibi davranabilir? Bu soruyu cevaplamak için Macbeth’in aklının derinliklerinde neler yattığını bilmek gerekir. Belki de sadakatini aşan ve sonunda onu korkunç suçlara sürükleyen şey hırslı doğasının ta kendisidir. Macbeth gibi Banquo da, Cadıların kehanetinde bahsedilir, ancak o, Macbeth gibi kralına ihanet etmez. Kralı neden öldürmemesi gerektiğinin nedenlerini listeledikten sonra, Macbeth’in hırsı gerçek ve en öne çıkan azmettirici unsur olarak görülür:

MACBETH. Niyetimin sağrılarını dürtecek mahmuzum yok;

yalnızca atın üstüne sıçramaya kalkan tutkum var ki,

o da gereğinden fazla sıçrayıp öbür yana düşüyor. (1.7.24-27)

Bu satırlarda Macbeth, hırsının iyi niyetlerinden daha ağır bastığını itiraf eder. Hikayenin bu noktasında yılan yılan benzetmesi —her ne kadar belirgin olmasa da— bir kez daha önemli hale gelir çünkü bir yılan zehrini içinde taşır ve zehri onun doğasının ayrılmaz bir parçasıdır. Macbeth, karısının ona olmayı öğrettiği bir yılana dönüşür ve zihninin derinliklerinde zehir gibi duran bir hırsa sahip olur. Shakespeare oyun boyunca zehir benzetmesini yineler. Örneğin, doktorla konuşurken, Macbeth karısının tedavi edilmesini ister; ancak durumu tarif ediş tarzı, aynı dertlerden kendisinin de muzdarip olduğunu göstermektedir:

MACBETH. Öyleyse o derdini iyi et.

Hasta düşen zihne deva bulamıyor musun,

kökleşmiş bir acıyı bellekten söküp çıkaramıyor musun,

beynimize yazılıp kalan üzüntüleri silemiyor musun,

yüreğe çöken o zehirli irinle şişmiş göğsü tatlı,

unutturucu bir ilaçla temizleyemiyor musun? (5.3.42-48)

Shakespeare, zehir ve hırs arasında da bir benzerlik kurar. “Zehirli irin” önüne geçemediği hırsını sembolize eder. Burada zehirli irinin, pişmanlık duygusu olduğu da düşünülebilir. Ancak eğer Macbeth’in bahsettiği şey pişmanlık olsaydı, arkadaşı Banquo’yu ya da Macduff’ın ailesini öldürdükten sonra da aynı pişmanlığı göstermesi beklenirdi. Bu açıdan, Lady Macbeth’in aklını kaybetmesine neden olan ve Macbeth’i zalim bir zorba olma yoluna iten şey sadece ve sadece onları zehirleyen hırslarıdır. Bu durum için en iyi benzetme şöyle olurdu: zehirli bir yılan, panzehiri ürettiği için kendisini öldüremez. Panzehiri olmasaydı, yılan kendi zehrinden ölebilirdi. Macbeth’in panzehiri ise insancıl ve erdemli oluşuydu ve hırsı bunlardan üstün geldiğinde, zehri panzehirini alt etmiş oldu.

Sonuç olarak, her ne kadar Lady Macbeth, Macbeth’in eylemlerini kontrol ediyor gibi görünse de, onu kötü durumlara sürükleyen tek şey kendi doğası ve özgür iradesiydi. Kimse Macbeth gibi güçlü bir savaşçıyı manipüle edemezdi. Oyunun tam adından da anlaşılacağı gibi yaşananlar Lady Macbeth’in ya da Macbeth çiftinin değil, sadece Macbeth’in Trajedi’sidir.

KAYNAKÇA

Shakespeare, William. Macbeth. Çev., Orhan Burian. İstanbul: İ.T.Ü Edebiyat, 1999.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin