Lev Tolstoy ve İsmet Özel’in Metinlerinde Bir Ölümün Ölmeyenlerinin Psikolojisi Üzerine Bir Bakış

Gece Modu

    Lev Tolstoy, İvan İlyiç’in Ölümü isimli kitabına İvan İlyiç’in ölüm haberinin adliye sarayındaki iş arkadaşlarına gelmesini anlatmakla başlar. İvan İlyiç’in ölümüne iş arkadaşları pek fazla şaşırmamakla ve üzülmemekle birlikte asıl merak konusu olanın İvan İlyiç’den boşalan koltuğa kimin geleceği konusuna kafa yormakla hemfikir gibidirler. Fakat yazar bu noktadan sonra başka bir konuya dikkat çeker. Bu konu ise “bir ölümün ölmeyenlerinin psikolojisidir.” Bir ölüme tanık olup ölmeyen insanların psikolojisini şöyle özetler Tosltoy: “Bu ölüm, geride kalanlarda bir yandan memuriyetle ilgili olası yükselme, yer değiştirme hesaplarına yol açarken, bir yandan da ölenin yakın bir dost olduğu durumlarda hemen hep olduğu gibi “ölen ben değilim, o” duygusundan kaynaklanan bir sevinç de yaratmıştı.” Evet, ortaya çıkan duygu gizli de olsa bir sevinçtir, geride kalanlar için. Cenaze törenine katılıp buruk bir rol sergilerken, zihinlerinde boşalan mevkiyle ilgili ihtimal hesapları yapmaktır.

  İsmet Özel Üç Frenk Havası şiirinin ilk bölümünde yine bir ölümü ve ölüme tanık olanlardan bahseder:

Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için
çünkü mahvına sebep nihayet bir sinektir
ama Fanya Kaplan
nasıl öldü diye sorarsak sanırım
işimiz fazlasıyla ciddileşir

Bize ne başkasının ölümünden demeyiz
çünkü başka insanların ölümü
en gizli mesleğidir hepimizin
başka ölümler çeker bizi
ve bazen başkaları
ölümü çeker bizim için

  Ölümden korkumuz ve onun hakkında hiçbir şey bilmeyişimiz bizi ölüme meraklı hale getirir. Yakınımızdaki ölümler ürpermemize veya yaşıyor oluşumuzu kutsamamıza neden olabilir. Yaşamaktan başka bir şey bilmeyen bir varlık olan insan, tek bilinmeyenli denklemin yani hayatın matematiğinin aslında çok karmaşık değil fakat çözümsüz olduğunu anlamasıyla umutsuzluğa kapılsa bile ölüm o istese de istemese de her zaman hayatının merkezindedir. Başkalarının ölümü, ölümü anlamamızı sağlayamaz ama onu hiç unutmamıza rağmen bir kez daha anımsamamıza neden olabilir. Bir kez daha yaşıyor olmanın verdiği haz ile ölümü düşünür ve onunla bir kez daha karşılaşıncaya kadar paspas altı ederiz-tabii bir sonraki ölen biz değilsek-

   İşte bu iki yazar/şair hayatın gerçeği olarak ölüme birçok eserlerinde yer vermişlerdir. Bu eserlerinde ise yine birer asır arayla aynı meseleyi dert edinmiş ve okuyucuya sunmuşlardır.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin