Gece Modu

Büyük Rus yazar Nev Nikolayeviç Tolstoy’un kaleme aldığı Üç Ölüm adlı eser Holstomer, Çömlek Alyoşa, Balodan Sonra, Köyde Şarkılar ve Üç Ölüm olmak üzere toplam beş hikayeden meydana gelmektedir. Bu hikayeler sade ve akıcı bir dille kaleme alınmıştır. Aşağıda sırasıyla hikayelerin tanıtımlarına yer verilmiştir.

Holstomer

Holstomer adlı hikayede yaşlı ve alacalı bir atın hayatı anlatılmaktadır. Hikayede daha çok iğdiş diye bahsedilen bu atın yaşadığı çiftlikteki genç atlar kendisini yaşlı olduğu için küçümsemekte ve ona kötü davranmaktadırlar. Holstomer, bir gün genç atlara kendi hikayesini anlatmaya karar verir, böylece Holstomer’ın hayat hikayesi okuyuculara anlatılmaya başlanır. Doğumundan itibaren alacalı oluşuyla ilgili yapılan yorumlardan, annesiyle olan ilişkisinden, sevdiği attan ayrılmak zorunda kaldığında mutluluğunu kaybetmesinden, elden ele gezerken çektiği çilelerden, sakatlanmalarından, gördüğü kötülüklerden bahseder. Kendisine yapılan kötülük ve kabalıkların sebebini anlayamaz ve merak eder. Hikayesini anlattıkça genç atların gözünde değeri artan ve saygı kazanan Holstomer, insanları ve yaşamı her fırsatta sorgular. İnsanların her şeyin üzerinde mülkiyet iddiasında olmasını saçma bulur. Kendisine benim atım diyen kişileri anlayamaz çünkü o yalnızca Tanrı’ya ve kendisine ait olduğunu düşünmektedir.
”Benden, canlı bir attan söz ederken”atım” demeleri tıpkı ”toprağım”, ”havam”, ”suyum”, kelimeleri kadar garip geliyordu bana.”
      Her şeye “Bu benim!” diyenlerin mutlu olduğunu gören Holstomer insanların adına çok üzülmektedir. Hayatı acılarla ve hüzünlerle dolu olan bu atın hikayesi okuyuculara, yaşamı ve insanların davranışlarını sorgulatmaktadır.


Çömlek Alyoşa

Çömlek Alyoşa adlı hikayede evin en küçük çocuğu olan, annesinin komşusuna götürmesi için verdiği çömleği kırdığı için annesinden dayak yiyen ve bu yüzden arkadaşları tarafından Çömlek Alyoşa denilerek dalga geçilen bir çocuğun hikayesi anlatılmaktadır. Hayatı boyunca babasının ve efendisinin sözünden çıkmayan Alyoşa’nın hayatındaki tek farklılık aşık olmasıdır. Alyoşa,çok sevdiği Ustinya ile evlenmek istemektedir. Fakat babası Ustinya gibi biriyle evlenmesini istemez. Alyoşa’ya kendisinin ona uygun birini bulacağını söyler. Babası razı olmadığı için evlenmekten vazgeçen Alyoşa bir gün iş kazası geçirir. Düşüp yaralandığında bile efendisi kızacak diye endişelenmektedir. Günden güne kötüleşen ve iki gün boyunca yatan Alyoşa’nın yanına papaz getirirler.

” -Ne o, ölecek misin yoksa? diye sordu Ustinya
  -Ne olmuş? Hep yaşayacak mıydık da? Bir gün ölmek de gerek, dedi Alyoşa her zamanki gibi bir çırpıda. Sağ ol bana acıdığın için Ustyuşa. Bak evliliğe razı gelmemeleri daha iyi olmuş,yoksa boşa gidecekti. Şimdi her şey yoluna girdi.”
Papazın yardımıyla dua eden Alyoşa, ölür ve geride hüzünlü bir hikaye bırakır.


Balodan Sonra

Hikaye, herkes tarafından saygı duyulan yaşlı bir adam olan İvan Vasilyeviç’in arkadaşlarına, gençliğinde gittiği bir baloyu ve bir gecede nasıl aşık olduğunu anlatmasıyla başlar. Baloda bir kız dikkatini çeker. Dikkatini çeken bu güzel kız etrafa tatlı tebessümler bırakmaktadır. Kız albay babasıyla dans ettiği zaman, babasının yüz hatları ve tebessümünün aynı genç kızınki gibi olduğunu fark eden İvan, kızın babasına da hayranlık ve derin bir sevgi duymaya başlar. Güneş doğmaya başlarken hâlâ gözüne uyku girmeyen İvan çıkıp dolaşmaya karar verir. Yürürken kendini kızın evinin yakınlarındaki tarlanın kenarında bulur. Uzaktan sinir bozucu ve ürkütücü bir trampet ve flüt sesi gelmektedir. İvan, sesi merak eder ve o tarafa doğru ilerler. Uzakta iki asker, ortalarında askerler tarafından sürekli sırtına vurulan ve acılar içinde merhamet dilenen bir asker kaçağı vardır. İvan, cezalının çıplak sırtını görür. Kıpkırmızıdır.Askerin haline çok üzülür ve dehşete kapılır. Çünkü yanlarında kızın babası Albay da vardır. Baloda gülümseyen ve merhamet dolu bakan Albay ‘Yeni sopalar getirin!’ diyerek öfkeden kudurmuş halde başını çevirince gençle göz göze gelir ama hiç oralı olmaz. Genç de o korkunç bakışların değmesiyle kendini suç işlemiş gibi hisseder ve korkar. O günden sonra ne zaman kızı düşünse aklına kızın zalim babası da gelir ve kızla bir daha karşılaşmamak için elinden geleni yapar.
”Diyorsunuz ki insan neyin iyi neyin kötü olduğunu kendiliğinden anlayamaz, her şey çevreye bağlıdır, çevreyse insanı kemirip bitir. Oysa ben her şeyin tesadüflere bağlı olduğunu düşünüyorum.”

Köyde Şarkılar

Hikaye, sabahın erken saatlerinde insan ve armonika seslerini duyan ve köydeki asker uğurlamasını izleyen bir adamın düşüncelerini anlatmaktadır. Etrafı gözlemleyen ve az da olsa hüzünlenen bu adam yolda bir arkadaşına denk gelmektedir. Askere gidenlerden birinin de onun oğlu olduğunu öğrenir. Ve o an :  “o unutulmaz, puslu sabah vakti gözümün önünde cereyan eden şeyin dehşetini sadece aklıma değil, tüm varlığımla duyabildim.” der.

Üç Ölüm

Hikaye zengin ve hasta bir kadının at arabasında kocasıyla olan seyahati ile başlamaktadır. Kocası tarafından sevilen ve değer görülen bu kadın ölüm döşeğindedir. Doktoru seyahat sırasında öleceğini kocasına söyler.Kocası her ne kadar bu seyahati sonlandırmak istese de hasta kadın buna izin vermez, hâlâ iyileşme umutları vardır. Sonrasında olaylar gelişir ve hasta kadın vefat eder. Hikayenin ikinci bölümünde ise yaşlı, insanlar tarafından değer görmeyen fakir bir adamın hayatı anlatılmaktadır.Yaşlı Hvyodor Amca daha yaşarken yürüyemediği için kullanmadığı botlarını, öldüğünde mezar taşı yaptırılacağı sözünü alarak Seryoga adlı gence verir. Yazar, ölümün zengin- fakir, yaşlı-genç, sevilen- sevilmeyen insanları ayırmadığını, her canlının bir gün ölümü tadacağını sade bir üslupla anlatmak istemiştir.
” -Sen bir meleksin! dedi kuzen öperek.
   -Hayır, buradan öp, yalnızca ölülerin eli öpülür. Tanrım! Tanrım!”
Hikayede kıyıda köşede kalmış üçüncü ölümü merak edenler, kitabın detaylarında o ölümü bulabilirler, sevgiyle.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin