Kurgu Üzerine Önemli Bir Deney: Kulesov Efekti

Yazarın Diğer Yazıları

The Crown’un 4. Sezonu Yayımlandı!

Netflix'in oldukça beğeni toplayan ve sevenleri tarafından yeni sezonu merakla beklenen "The Crown" 4. sezonu ile yayında!    http://www.youtube.com/watch?v=SohAlb-TRQs Senaryosunu Peter Morgan'ın kaleme aldığı, yapımcılığını ise Andy...

Joaquin Phoneix, Ridley Scott’ın Yeni Filmi Kitbag’de Napoleon’a Hayat Verecek!

Gladiator”, “Blade Runner”, “Hanibal” gibi birçok unutulmaz filme imza atan Ridey Scott geçtiğimiz günlerde yeni bir proje ile yeniden gündeme geldi. Başrollerini Matt Damon,...

Ratched Netflix’in En Çok İzlenen Dizisi Oldu!

Ratched yayımlandığı ilk ayında 48 milyon Netflix abonesi tarafından izlendi. Büyük ivme yakalayan yeni dizi Netflix’in 2020 yılında en çok izlenen dizisi oldu. Netflix resmi...

Black Mirror İncelemesi Bölüm 2: Nosedive

Black Mirror dizisi hayatımıza 2011 yılında girmiş ve aslında bundan 15-20 yıl sonraki dünyanın nasıl olacağı hakkında sinyaller de vermiştir. Dizi 5 sezondan oluşmaktadır. Her...
Kader Gürcüoğlu
Kader Gürcüoğlu
bilmekten çok öğrenmeyi kendine amaç edinmiş, biraz da fazlaca meraklı sıradan bir birey.

Sinema, belli olaylar ve olgular üzerine şekillenen bir sanat dalı olsa da aslında sürekli değişen, yenilikler ortaya çıkaran ve bu yeniliklere açık olan bir sanat dalıdır da aslında. Günümüzde bu değişim ve yenilik olaylarına daha çok rastlanmakta, geçmişte yapılan bir takım öncülükler sinemanın şu anki halini almasında büyük rol oynamıştır. Bunlardan en önemlisi Lev Kulesov tarafından yapılmış olan “Kulesov Efekti (Kuleshov Effect)”dir.

Dünyanın ilk film okullarından biri olan Moskova Film Okulu’nun kurucularından biridir Lev Kulesov. Sovyet Sineması’nın önemli isimleri arasına giren ve yanı zamanda bir film yapımcısı ve film teorisyeni olan Lev Kulesov ilk defa “montaj” kelimesini Vestnik Kinematografi (Sinema Haberleri) dergisinde, “Sinemada Sanatçının Görevleri” adlı makalesinde kullanmıştır: “Üzerine harfler yazılarak dağıtılmış ayrı küpleri bir araya getirerek, kelime veya cümle kuran çocukların yaptığı gibi, yönetmen de filmi yapmak için ayrı, birbirleriyle ilgisi olmayan, farklı an ve günlerde çekilmiş parçaları bir araya getirerek, dağınık pozları en uygun, anlamlı, eksiksiz ve düzenli bir şekilde sıralamalıdır. Bu da filmin montajını anlatan en basit, en ilkel semadır…”  1918 yılında Kulesov’un söylediğine göre içinde “montaj teorisinin şekillendirildiği “Mühendis Pryat’in Projesi” adli ilk filmini yapmıştır. Kulesov için montaj, pozların birbirine yapıştırılmasından çok, sanatsal bir düşünce tarzıdır.  Montajla ilgili bu düşüncelerin ardından Kulesov, “ Kulesov Efekti” diye adlandırdığı bir montaj deneyi yapmıştır.

Kulesov bu efekti şöyle anlatıyor; “Ben çektiğim sahneyi, aktör Mozjuhin’in ön planı olan sahneyle ve diğer değişik sahnelerle yer değiştirdim (çorba tabağı, kız, çocuk tabutu vb.), arkasından ve önünden gelen sahneye göre, bu bölümlerin değişik manalara geldiğini gördüm. Ayni karedeki insan yüzü farklı ifadelere bürünüyor. İki ayrı sahnenin birleşmesinden yeni bir mana, yeni bir temsil, bu sahnelerin hiç de ifade etmediği, üçüncü bir anlam ortaya çıkıyordu. Bu keşfim, beni hayrete düşürdü. Bundan sonra montajın ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu kavrayabildim.”

Bu deney hakkında konuşan diğer bir isim ise Alfred Hitchcock’tur. Bir Nevi Dipnot adlı YouTube kanalında, Ümid Gurbanov’un çevirisiyle yayınlanan videoda Hitchcock Kulesov Efektini olabildiğince basit ve anlaşılır bir şekilde şöyle anlatır: “…Üçüncü yolu “saf sinema” olarak adlandırmak mümkündür. Filmin kurgulanması ve farklı bir kanı oluşturmak için nasıl değiştirebileceği ile ilgilidir bu. Önce adama yakın çekim yapılır, sonra ise onun ne gördüğü gösterilir. Diyelim ki kucağında bebek tutan bir kadın gördünüz. Hemen ardından adamın gördüğüne nasıl bir tepki verdiğine bakıyoruz; Gülümsüyor. Öyleyse adamın karakteri nasıldır? Kibar biridir. Sempatiktir. Pekâlâ, şimdi ise çocuklu kadının olduğu kısmı filmden çıkaralım ama adamın olduğu iki kısım olduğu gibi dursun. Çıkan kısım yerine bikinili bir kız koyalım filme. Adam bakıyor bir bikinili kız var, adam gülümsüyor.  Adam şimdi nasıl biridir? Kart bir zamparadır. Artık bebekleri seven iyi yürekli bir beyefendi değildir. İşte film sizi böyle etkileyebilir.”

- Advertisement -

Yapmış olduğu keşifle sinema sanatının henüz tanınmayan imkânlarını da ortaya çıkara Lev Kulesov 1929 yılında “Sinema Sanatı” adlı kitabını yayımlamıştır. Kitabın ön sözü Kulesov’un öğrencileri olan v. Pudovkin, V. Fogel, L. Obolenski tarafından hazırlanmıştır. Kitabın ön sözü şu cümleyle biter; “ Biz film yapıyorsak Kulesov’un sinema sanatına yapmış olduğu katkılar sayesindedir.” Hem Sinema Enstitüsü’nde (VGIK) öğretmenlik yapan, hem de teori araştırmalarıyla uğraşan Kulesov, çalışma hayatında yaşadıklarını ve pedagoji alanındaki tecrübelerini Yönetmenliğin Esasları adli bir kitapta toplamış ve bu kitap birçok dile tercüme edilerek basılmıştır.

1969 yılında ise yapmış olduğu bir röportajda Kulesov Efekti’nin keşif hikâyesinden bahsetmiştir. Bir Nevi Dipnot adlı YouTube kanalında, Ümid Gurbanov’un çevirisiyle yayınlanan bu röportaj videosunda Kulesov şunları dile getirmiştir: “ Kurgu masasında geçirdiğim uzun saatlerin ve derleme yaparak, bir şeyleri bir şeylere bağlayarak yürüttüğüm çeşitli deneylerin sonucudur bu. Şöyle bir şey keşfettim: Bir kareyi başka bir kareyle ya da başka iki kareyle birleştirdiğinizde ortay çıkan sonuç her bir kareye kaydedilen görüntüden fazlası oluyor. Yepyeni bir şey çıkıyor ortaya. Bu karelerin hiç birinde olmayan bir şey. Artık bunu her filmci biliyor. En azından iyi yöntemler biliyor. Sinema dünyasının bundan haberi var. Peki, bu nedir, benim icadım mıdır? Felsefede “şans ve gereklilik” şeklinde bir anlayış vardır. Bunun “Kulesov Efekti” olması bir şanstı. Böyle bir “efektin” olması ise gereklilikti. Çünkü ziyadesiyle gelişmiş olan film yapma sanatı hâlihazırda yeni ifade biçimlerine ihtiyaç duyuyordu. Artık “sanat dışı bir form” olarak kalamazdı, artık olması gerekiyordu. Bir sanat formu olması gerekiyordu. Bunu benim bulmuş olmam sadece bir şanstı. Talih bana gülmüştü.”

 

KAYNAKÇA

www.youtube.com

https://www.filmloverss.com/

 

 

 

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Aydınlığı Bir Ucundan Olsa Bile Gören Kadın: Sevgi Soysal

"Hayat bir denizdir, yüzme bilmeyen boğulur." "Korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak." Sadece yarından konuşmak isteyen; kuru dallardan, kurumaya yüz tutmuş öz...

Dogma 95: Breaking The Waves

Dogma 95 Nedir ?  Lars Von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılmış bir film yapım hareketidir. Hollywood sistemine karşı olan, sinema sanatında hikaye anlatım tarzının...