Processed with VSCO with kp2 preset
Gece Modu

 

“Küresel bir dönüşümün tam ortasındayız. Bunun anlamı şu: Küresel bir pazar ekonomisinin sancılı oluşum sürecine tanık oluyoruz. Son 30 yıldır neoliberalizm bu sistemi biçimlendirdi. Pazarlar açıldı ancak fikri telif hakları yalnızca küçük bir azınlığın gelirin çoğunu elde etmesine sebep oldu. Ayrıca iş gücü arzının dörde katlandığını gördük. Bu da demek oluyor ki ekstra 2 milyar insan. Küresel emek piyasanın parçası haline gelmiş” diyor Guy Standing bir TedX konuşmasında. Standing oldukça önemli bir kavramdan bahsetmek için anlatıyor aslında bunları. Bu kavram yeni olmasına rağmen herkesin çok yakından bildiği, öznesi olduğu, en azından bir öznesini tanıdığı prekarya kavramı. Köken olarak İngilizce precarious’dan (güvencesiz, belirsiz, istikrarsız, tehlikede) gelmekte. Kavram oldukça kapsayıcı lakin Standing yine de kavramı 3 başlıkta ele alıyor; atacılar, ilericiler ve göçmenler. Her birinin kendine özgü güvencesiz telaşlarından bahsediyor. Aslında bu yeni kavramı bir yerlerden bir şeylere benzetiyor olabilirsiniz. Proletarya Marx’ın yıllar önce bizlere öğrettiği bir terimdi ve şimdi bunun bir benzeri olan prekaryadan proletaryanın yeni karşılığı olarak bahsediyor.

Sanayi toplumu ismi artık günümüzü tam anlamıyla karşılamasa da, onun mirası olan birçok şeyi hala 2019 dünyasında kullanıyor, anlamaya çalışıyor, onun sorunlarına hala çözümler arıyoruz.  Proletarya da sanayi toplumunun bize miras kavramlarından biri. Marx’ın bu kavramı işçi sınıfı hakkında çok daha fazla şey söyleyebilmek ve bunu rahatça yapabilmek için kullandığını görebiliyoruz. Prekaryada da aynı söylem rahatlığı yaratılmaya çalışılmış. Bu sınıf proletaryanın günümüze evrilmiş hali gibi. Adeta fabrika işçisi büyükannelerin, satış danışmanı torunu bize anlatıyor. Aslında bu iki işçilik hali arasında pek fark yokmuş gibi düşünsek de oldukça önemli farklılıklar olduğunu görebiliyoruz. Standing sık sık güvencesizlikten ve bu güvencesizliğin yarattığı stres, karamsarlık ve öfkeden bahsediyor. Bu öfkenin de kontrol edilemediğinde, aşırı milliyetçi, aslında akla mantığa sığmayan ideolojilere kaydığından bahsediyor. Biz de bunu aslında dünya liderlerine bakarak kolayca onaylayabiliyoruz.

Prekaryanın güvencesizliği öyle sıradan bir güvencesizlik ya da belirsizlik değil. Prekaryanın bırakın 40 yıl sonrasını yarınının bile belli olmadığını gündelik varlık gösterdiğini söylüyor yazar. Yani aşina olduğumuz “ne iş olsa yaparım” anlayışının “ne zaman olsa yaparım”’a evrildiğini söyleyebiliriz. Her anı boş ve her anı sancılı bir sınıf bu. Yukarıda isimlerini geçirdiğim atacılar, ilericiler ve göçmenler kısmına tekrar dönecek olursak Türkiye üzerinden gitmek bize daha tanıdık geleceğinden daha kolay olacaktır.

Standing, atacılardan sürekli geçmişe özlem duyanlar ve geçmişteki yaşam pratiklerinin oldukça doğru ve rahat olduğunu düşünenler olarak bahseder. Atacılar geçmişteki rahatlıklarının nasıl ve neden yok olduğunu düşünürler ve bu rahatlığı yok edenlerin siyasetçiler, popüler kültür ve göçmenler olduğunu söylerler. Onlar için göçmenler evlerine dönse ve eski yönetim anlayışı tekrar gelse her şey daha iyi olacaktır. Türkiye de bu basamağı genelde orta yaşın üstünde güvenceli bir iş ve hayat hayaliyle, bir üst kuşağın pratikleriyle büyümüş insanların oluşturduğunu söyleyebiliriz. Yani bu insanların az da olsa bir güvenceleri vardır lakin kendilerinin ve çocuklarının tehlikede olduğunu düşünürler. Türkiye’deki atacıların da kavramı tam karşılar şekilde göçmenlerle alıp veremedikleri bir türlü bitmez ve milliyetçi ideolojiye daha yakınlardır diyebiliriz.

Türkiye’nin genç nüfusunun yüksek olması doğrultusunda ilericiler diye adlandırılan prekarya basamağının yoğunluğa fazladır.

Standing’e göre ilericiler üniversite okumuş ya da hala okumakta olan, kendini farklı alanlarda geliştirmeye çalışmış fakat sürekli değişen popüler ihtiyaçlar yüzünden ne yapacağına bir türlü karar verememiş, anne babaları gibi sigorta güvencesi bile olmayan öfkeli bir gruptur. Bu grup proletaryayla olan farklılığın altını belirgin bir şekilde çizer. Proletarya hiçbir zaman ağır eğitim süreçlerinden geçmemişti ama prekarya diplomalı işsizler diye bahsedilen kesimi temsil ediyor. Yine Türkiye için bakacak olursak ilerici prekaryayı oluşturan sınıf en az 17 yılını okulda geçirdiğini görüyoruz ki bu süre 20-21i bile buluyor artık. Bu sürecin bütün amacı güvenceli bir hayatmış gibi görünse de, ilerici prekaryanın içindeki öfkeyi en yukarı çıkaran dönem diyebiliriz. Bunun doğrudan göstergesi ise hem dünyadaki tutsak öğrenci oranı 3’te 1.

Üçüncü grup ise göçmenler. Göçmenler aidiyet anlamında büyük problemler yaşıyorlar. Neredeyse bulundukları her yerde ırkçılığa uğruyorlar. Her gün onlara  “burası sizin değil evinize dönün!” diyen bir çift çatık kaşla karşılaşıyorlar ve işin daha da fenası dönüp baktıklarında dönebilecekleri bir evlerinin bile olmadığını görüyorlar. Aslında atacılarla çok fazla ortak noktaları olmasına rağmen atacılar tarafından iş alanlarını gasp eden, ekonomik anlamda haksız kazanç elde edenlermiş gibi görülüyorlar. Türkiye’de ise milyonlarca göçmenin olduğunu düşünürsek en az bir kez herkesin göçmenlerle ilgili söylenmiş ırkçı bir söyleme, eyleme şahit olduğunu tahmin etmek güç değildir.

Şöyle bir toparlayacak olursak, prekarya güvencesizliğin (ki bu güvence sosyal güvencenin ötesinde hayati bir güvence anlamı taşıyor) çok iyi bir anlatımı olmuş. Bugün daha eski kavramların karşılayamadığı neredeyse her anlamı karşılıyor. Elitleri mutlu etmeye çalışan ve bu bağlamda oldukça güçlük çeken, bugün öğrenciyken yarın işçi olan belki de her ikisini de aynı anda yapan, kendini kültürel ve sosyal anlamda daima geliştirmeye çalışan ama pek de mümkün olmayan kişileri karşılayan oldukça kapsayıcı bir kavram. Küreselleşmenin dahiyane(!) sonuçlarından biri. Aynı zamanda proletaryanın karşı çıkan, adalet arayan tavrının yeni temsilcisi desek prekaryanın hakkını vermiş oluruz. Prekaryanın ilerleyişini, şekil alışını, değişimini, yükselişini görmeye devam edeceğe benziyoruz. Hem de uzakta değil; büyük bir kısmımız için kendi geleceğimizde, belki de bugünümüzde.

KAYNAKÇA

Standing, G.(2014).Prekarya Yeni Tehlikeli Sınıf. İstanbul

TedxTalks, What is the Precariat, 16 Şubat 2017,https://www.youtube.com/watch?v=nnYhZCUYOxs, 0:26-01:09

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin