Kumarbaz – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Dostoyevski, 1821 yılında Moskova’da doğmuş, günümüzde belki de en çok tanınan yazarlardan biri. Kitabını okumamış olsa bile çoğu insan bir şekilde kendisinden haberdar. Kumarbaz ise yazıldığı süre ve Dostoyevski’nin yazarken içinde bulunduğu durum sebebiyle ilgi çekici, etkileyici ve bazı şeyleri öğretici bir eser. Roman 1867 yılında, Dostoyevski’nin, Suç ve Ceza romanından sonra yayınevi ile yaptığı anlaşma dolayısıyla 25 gün gibi kısa bir sürede yazılıp, yayımlanmıştır. Roman, 1997 yılında, yönetmen Karoly Makk tarafından sinemaya uyarlanmıştır. 2012 yılında ise İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Oyuncuları Tiyatro Topluluğu tarafından oyunlaştırılıp, sahnelenmiştir.

Ama yararlı sayılmayan herhangi bir zevk ve eğlence bile insana vahşice sınırsız bir üstünlük duygusu tattırır.”  (sy. 35)

Varlık Yayınları’nın, romanın kapağında kullandığı yırtık iskambil kağıtları, Oda Yayınları’nın kullandığı resimle karşılaştırıldığında sadece hoş görüntüsüyle dikkat çekmekte. Oda Yayınları içeriği ve karakterlerin ”eğilimlerini” daha önde tutmuş gibi. Nihal Yalaza Taluy başarılı bir çeviri yapmış ancak bazı Fransızca cümlelerin çevirisinin yapılmayıp sayfa altında çevirisinin verilmesi, başlarda okurken tuhaf gelse de daha sonra alışılan bir durum.

Ana karakterimiz ve romanı anı şeklinde kağıda döken karakterimiz Aleksey İvanoviç, 25 yaşında bir öğretmen. Emekli bir generalin yanında çalışıyor ve generalin üvey kızı Polina Aleksandrovna’ya aşık. Ancak bu aşk hem kendisiyle çatışacak kadar ileri hem de Polina’yı öldürmek isteyecek kadar tehlikeli.

İnsan yaradılıştan acımasız oluyor, acı çektirmekten hoşlanıyor. Sizde bu, aşırı derecede var.” (sy. 35)

”Aslına bakılırsa, aşkımı serbestçe anlatabilmem konusunda bu kadar uygun davranması benim için en büyük hakarettir.” (sy. 20)

Cümleleri Polina’nın, Aleksey’in ona olan aşkına karşı nasıl bir tavır takındığının en genel açıklaması. Dostoyevski’nin kadın karakterlerini gururlu ve dominant yarattığını burada da görüyoruz. Aynı zamanda Dostoyevski’nin bazen tutarsız bir yazar olduğunu karakterlerin kendileriyle olan konuşmalarından ve takındığı tavırlardan anlayabileceğimizi düşünüyorum.

- Advertisement -

Gelelim romanın ismiyle romanın bağlantısına, Aleksey kendisini başlarda kumar bağımlısı olarak görmese de rulet masasında kazandığı miktar veya kaybettiği miktar arttıkça, dışarıya kapanmakta, kendi iç sesini bile duymamaktadır. Ve kumarı kucaklayan bir görüşe sahiptir. Sayfa 118’den alacağımız şu cümle gibi:

”İnsanın bazen en çılgınca, en olanaksız bir düşünceye kapılıverdiği, ona bel bağladığı olur. Öte yandan bu düşünce, kuvvetli, içi yakan bir arzuya sahip olduğunuz zamana rastlamışsa bunu kaderin size hazırladığı, önüne geçilmez bir alın yazısı gibi görürsünüz.”

Dostoyevski, bağımlılığı yalnız ana karakter üzerinden değil, romana farklı bir hava katan baboulenka yani büyükanne Antonida Vasilyevna üzerinden de çok başarılı bir şekilde işlemiş. Büyükanne bir gecede çok büyük bir kara geçer. Ancak bu kar bir daha asla gerçekleşmeyecektir ancak büyükanne bunu bilmeyip, gözünün önüne çekilen bir perdenin arkasına kişiliğini ve hastalığını bırakır. İlk başta kazandığı paranın kat kat fazlasını kısa bir sürede kaybeder.

Bunun dışında değinmek istediğim iki şey var: onlardan bir tanesi romanda rütbe farklılıkları bulunan karakterler var ancak bu farklılık karakterler konuşurken tam tersine dönüyor. Bir general bir öğretmenle sert bir dille konuşacağına ona yalvardığı oluyor. Bu, yazarın, bence, karakterlerin özelliklerini ve içinde bulundukları durumları daha çarpıcı şekilde okurlara göstermek istemesinden kaynaklanıyor.

Aleksey’in kendisiyle aynı paragraf içerisinde çelişen cümlelerinin sayfalar ilerledikçe, karakterin aslında bu çelişkiler üzerine yaratıldığını fark ediyorsunuz. Çelişkileri kendi içinde yaşıyor ve bize de bu çelişkileri yaşatıyor.

”Ufaktan olduktan sonra oyunun ne zararı var.. demiş. Öbürü, küçük hırsların daha kötü olduğu cevabını vermiş. Sanki hırsın küçüğü büyüğü olurmuş gibi…”

 

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....