Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Dünya bir felakete doğru dolu dizgin koşuyor. Kötüye kullanılan bilim insanlığın geleceğini tehtit ediyor. Yeni doğan çocuklar büyük oranda erkek. Çünkü “oğlan” olsun istiyordu herkes. Buyrun, bilim dilekleri yerine getirdi sonunda.”
Amin Maalouf’u çoğumuz sadece Semerkant romanıyla tanıyoruz. Oysa bu Lübnan’lı yazarımız, bilim dünyasına ışık tutacak eserler üretiyor. Aynı zamanda bir gazeteci olan Maalouf, en çok okunan yazarlar arasında. İlk romanı olan “Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri” ile tanınmış yazarımız, ırk, din ve dil konusunda çokça bilgili. Bu onu daha iyi bir yazar yapmıştır şüphesiz. Kültür ve geleneğin yansıtılmasında yazarın önemi tartışılmaz elbette. İşte Maalouf, kültür ve ırk konusunda engin bilgilerini okuyucuya yazarak anlatmayı tercih etmiş… O çağdaşları gibi “duygusal” dedikleri türe değinmeden insanlığa ayna tutmuş bu romanıyla.
Ben size Maalouf’un “Beatrice’ten Sonra Birinci Yüzyıl” romanından bahsetmek isterim. Şöyle ki adı ilgi çekici olmasa da eğer biraz bilim, biyoloji, kimya ile alakadarsanız çok seveceksiniz.
Bu roman, dünya üzerinde çoğalan ve doğacak çocuğun cinsiyetini belirlemeye yönelik bir haptan bahsediyor. Özellikle doğu dünyasında varolan “erkek çocuk” merakını, soy uzatma olayının erkek çocukla olmasının bir eleştirisi! Bu eleştiriyi de karakterleriyle yapıyor elbette. Bu cinsiyet belirleme sürecinde dünyanın bir felakete koştuğunu, sağlık konusunda tehlike arz ettiğini çok güzel bir hikayeyle anlatmış. Kitabın adındaki Beatrice bizim baş karakterimizin doğacak kızının adıdır. Beatrice bize öncelikle Dante’yi hatırlatıyor. Peki gönderme var mı? Buna biz karar verelim. Belki de Dante nasıl cehenneme koştuysa, insanlık da bu denli cehenneme yakındır?
Son bir paragraf ile romanı açıklayacak olursak;
“İşin sonu nereye varacak? Kadınlar yeryüzünden silinip gidecek mi? Bir grup aydının kurduğu “Bilgeler Şebekesi” insanları uyarmaya, zararın bir yerinden döndürmeye uğraşıyor ama boşuna. Şimdiye dek Kuzeyliler tarafından “uzaktaki bir başka dünya” olarak değerlendiren Güney ülkelerinde şiddet tırmanıyor, yavaş yavaş tüm dünyaya yayılıyor. Bunlara tanıklık eden, insanlığın düştüğü korkutucu durum karşısında el ele mücadele eden bir gazeteciyle bir böcekbilimci; onlardan doğacak bir kız çocuğu: Beatrice… Bu Beatrice’in yüzyılı, gerileme ve bıkkınlık çağı.”