Küçük Prens: Gizemli Türk Gök Bilimcinin Keşfi

Yazarın Diğer Yazıları

Antik Mısır – Antik Yunan Sentezi: Fayyum Portreleri

Medeniyetin ilk yıllarından beri insanlık sanatın çeşitli kollarıyla uğraş halinde olmuş, kendisinden sonra gelen uygarlıklara pek çok yazılı ve sözlü sanat eserleri bırakmıştır. Tarihi...

Ben Bu Sokakları Biliyorum: Şiirimizde Mikro Mekan

Bazen izlediğimiz bir filmde başımıza gelir, bazen okuduğumuz bir romanda: bizi peşinden sürükleyen o başkarakter bir şekilde bildiğimiz bir caddenin köşesinden dönüverir. O andan...

Şairler Ölmez: Bir Karanfil Elden Ele

"Bir şairin gözleri kapanınca dünyada görülecek şeyler azalır." Henüz bir ay önce kaybettiğimiz felsefeci ve şair Oruç Aruoba, Cemal Süreya’nın ölümünün ardından böyle demiş. Oruç...

Farklı Dünya Kültürlerinin Deniz Kızı Efsaneleri

En eski çağlardan beri yeryüzünün farklı noktalarında farklı milletler, üstelik farklı zamanlarda birbirine fazlasıyla benzer hikayeleri anlatmış ve bunları benimsemişler. Buna bir örnek de...
Tayfun Tatar
Tayfun Tatar
Gömlek cebinde şiir, fotoğraf ve biraz da sonbahar taşıyan bir basit adam

                Asteroid B612’nin tüm sakinlerine…

Eminim şu anda bu yazıyı okuyan pek çoğumuz Küçük Prens’i en az bir kez okumuş, dilden dile dolaşan alıntılarının altını çizmiş, fil yutmuş boa yılanını yetişkinlerin nasıl da bir şapka sandığına şaşırmışızdır. Dünya üzerinde kutsal kitaplardan sonra en fazla çeviriye sahip olan ve belki de, bunu ölçmek nasıl mümkün olur bilmem ama, en çok okunan kitabı olan Küçük Prens hakkında böyle bir varsayımda bulunmak çok da yanlış olmaz sanıyorum.

Her ne kadar her sayfasında altını çizdiğimiz farklı farklı yerler olsa da, hikayenin ülkemiz okurlarını bir tık daha fazla ilgilendiren bir kısmı var. Çoğumuz hatırlayacaktır, hikayeye göre Küçük Prens Asteroid B612 isimli bir gezegenden geliyor. Bu gezegenin nerede olduğunu kimse bilmiyor, ancak yalnızca bir gök bilimci, yalnızca bir kez, 1909 yılında teleskobuyla gözlemleyebilmiş bu gezegeni. Hikayenin bu kısmının bizi daha çok ilgilendirme sebebi ise bu gök bilimcinin Türk olması.

Bunun üzerine yıllarca yazarın bu Türk gökbilimci ifadesiyle kimi kastetmiş olabileceği tartışılmış, dönemin gök bilimcileri mercek altına alınmış. Eserin bir kurgu olduğu gerçeği zaman zaman göz ardı edilerek bu Türk gök bilimci adayımız için listeler dahi hazırlanmış. İşte bu yazıda size o gök bilimcinin kim olabileceği üzerine oluşturulan listelerden bir derleme yaptık.

  • Mehmet Fatin Gökmen

Aynı zamanda İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin de kurucuları arasında yer alan Fatin Gökmen, akademik çevrelerde daha çok Fatin Hoca olarak anılıyordu. Bunun sebebi ise astronom olmasının ötesinde, Kandilli Rasathanesi’nin kurucusu ve ilk müdürü olmasıydı. 31 Mart Olayları sırasında binası ve aletleri zarar gören Rasadhane-i Âmire’nin yenilenmesine karar verildiğinde bu görev Fatin Gökmen’e verilmişti. Rasathanenin kurulması gereken yer ve alınması gereken aletler için tetkikleri yürüten Fatin Gökmen, yer için İcadiye Tepesi’nde karar kılarken gerekli aletlerin getirilmesi için ise Fransız Meteoroloji Birliği ile iş birliği yapmıştı. Küçük Prens’in yazarı Antoine de Saint Exupery’nin Fransız olması da bu iş birliği sırasında tanışmış olmalarını olası kılıyor. Bu çalışmaların 1909 yılında yürütülmüş ve rasathanenin 1910 yılında faaliyete geçirilmiş olmasıyla da birleştirince, bunların bir tesadüf olup olmadığını bilemesek de Mehmet Fatin Gökmen’in o Türk gök bilimci olabileceği ihtimali güçleniyor.

  • Salih Zeki Bey
- Advertisement -

Kandilli Rasathanesi’nin ilk müdüründen, Rasadhane-i Âmire’nin son müdürüne geçiyoruz. Bir matematikçi, fizikçi ve bilim tarihçisi olan Salih Zeki, aynı zamanda çağdaş Türk bilim tarihçiliğinin kurucusu olarak anılır. Henri Poincare ve Alexis Bertrand’ın eserlerinin çevirilerini dilimize kazandırarak bilim felsefesinin ülkemizde gelişmesine de önemli katkıda bulunmuştur. Matematik ve astronomi tarihine, Credit Lyonnais müdürü Mösyö Lemoine’in tavsiyeleri üzerine yönelen Salih Zeki, aynı zamanda iyi derecede Fransızca bilmekteydi ve kendisinin de yetiştiği Darüşşafaka’da Fransızca ve fizik dersleri vermişti. Mesleki hayatında Mekteb-i Sultani müdürlüğü ve Darülfünun rektörlüğü de bulunan, Ortaçağ İslam Dünyası’nda yapılan matematik ve astronomi çalışmalarını Asar-ı Bakiye isimli eserinde sergileyen Salih Zeki Bey’in listemize uygun bir aday olduğunu gösteren olay ise 1900 yılında gerçekleşti (evet, maalesef yıl tutmuyor). O yıl Paris’te toplanacak olan Beynelmilel Rasathaneler Fevkalade Kongresi’ne davetli olan Salih Zeki Bey, çeşitli sebeplerle kongreye katılamadı. Ancak yine de takdir edersiniz ki bu gerçekleşmemiş olay bile hikayemizdeki Uluslararası Astronomi Kongresi ile yeterince benzerlik taşıyor.

  • Ahmet Ziya Akbulut

Ressam ve yazar Ahmet Ziya Akbulut, aynı zamanda Fransızca ve geometri öğretmeniydi. Küçük Prens’in bütün çizimlerinin de yazarın elinden çıktığını, yani Antoine de Saint-Exupery’nin aynı zamanda bir ressam da olduğunu düşünürsek yazarla aralarında hatrı sayılır ortak noktalar vardı. Ahmet Ziya, daha çok ressamlığıyla tanınsa da menazur olarak da bilinen perspektif biliminde bir otorite olarak kabul görecek kadar bilimle de uğraşmıştı. Resimlerinde de bu alandaki bilgilerini kullanmış ve resimlerini “her şey perspektif için” ilkesi ile ele almıştı. Kandilli Rasathanesi’nde müdür yardımcılığı da yapan Ahmet Ziya, 1924 yılında Paris’te girdiği astronomi öğretmenliği sınavlarını kazandıktan sonra Astronomi Derneği’ne de üye olmuştu. Yazarımızın da Paris’teki bir derneğin üyesi ile tanışmış olma ihtimalinin düşük olmadığını kabul etmek gerekiyor kuşkusuz.

  • Hatice Nüzhet Gökdoğan

Türkiye’nin ilk kadın gök bilimcisi ve ilk kadın dekanı (İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi) unvanını taşıyan Hatice Nüzhet Gökdoğan’ı listemizdeki diğer üç gök bilimciden ayıran temel özellikler, 1909’da bir konferansa katılmasının 1910 doğumlu olması nedeniyle mümkün olmaması ve Küçük Prens’teki gök bilimcinin aksine bir kadın olması. Ancak yine de yazarın Küçük Prens’e bu ayrıntıyı eklerken kendisinden esinlenmiş olabileceğini gösteren güçlü ihtimaller var elimizde. Zira Gökdoğan, 1928’de Erenköy Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Antoine de Saint-Exupery’nin de doğum yeri olan Lyon’a fizik ve matematik lisansı yapmaya gitti. Sonrasında ise 1933 yılında Paris Üniversitesi’nde fizik öğrenimine başladı ve bu süreçte Paris Gözlemevi’nde staj yaptı. Küçük Prens’in de 1943 yılında yayımlandığını düşünürsek, Gökdoğan’ın bu Fransa macerası sırasında yollarının kesişmiş ve bunun esere yansımış olmasının düşük bir ihtimal olmadığını kabul etmek gerekiyor.

Yazarı da aramızdan çok önce ayrıldığına göre, sanıyorum ki bu Türk gök bilimcinin gerçekten var olup olmadığını, ya da varsa kim olduğunu kesin olarak öğrenmenin bir yolu yok. Eğer yine de kim olduğu sorusu kafanızı kurcalamış veya kurcalıyorsa, ihtimallerin bu dört ismi gösterdiğini söyleyebilirim. Ancak son olarak, Küçük Prens’ten de bir alıntıyla, bu isimlerin listesini yalnızca gereksiz ayrıntılara boğulan yetişkinler için yaptığımı da ekleyeyim. Çünkü biliyoruz ki onlar şekillerden hoşlanırlar. Ve onlara yeni tanıştığınız bir arkadaşınızdan bahsetseniz, asla size onun sesinin nasıl olduğu, hangi oyunları tercih ettiği, kelebek koleksiyonu yapıp yapmadığı gibi önemli soruları sormazlar.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...