Yirminci Yüz Yıl Öncesi Mimari Dönem ve Üsluplar

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Mimarlık, her ne yaparsak yapalım, kendisinden kaçamadığımız sanattır. Uyurken, uyanıkken, yapıların içinde ya da yapıların dışında… Tanımsız olarak görülen bütün boşluklar dahi, biz fark etmeksizin mimari öğelerle sınırlandırılmıştır. Mimarlık, yalnızca bir barınak değil, bize bırakılmış kültürel bir kalıttır. Mimarlık, doğa karşısında kendini savunmasız hisseden canlının, bir yere ait olma isteği ile birleşerek ortaya çıkmış bir sanattır.

Her an içinde bulunduğumuz, gerek renk ve biçem gerekse aydınlatma ve akustik bakımından bizi istemeden de etkisi altına alan bu sanatın geçirdiği evrelerden ve edebiyattan resme sanatın her dalına atıfta bulunan akımlarından kısaca söz etmek istiyorum.

  • Mısır Mimarlığı: Mısır, Batı mimarlığının başladığı yerdir: Batı mimarlığının kökeni eski Mısır dini ve bilimidir. Mısır kültürünün ve içinde onun kurumlarını barındıran mimarlığın amacı süreklilik ve düzendi. Eski Mısır toplumu, insan ve doğanın sabit bir örüntü içinde birbirine bağlı olduğu bir toplumdu. Buna uygun olarak Mısır mimarlığı da kütlesel geometrik formların, keskin ve kristal yapıların mimarlığıydı. 
  • Yunan Mimarlığı: Yunanlılar kamusal ve kutsal mimari yapıtlarıyla hep gurur duymuşlardır. İlk Çağ’da bile Atina, Akropolis’in tepesindeki beyaz mermerden Parthenon özel bir başarı olarak değerlendirilmiştir. Yunan mimarisi tıpkı kendinden önce gelen Mısır mimarisinde olduğu gibi, kendine özgü yapı karakteristikleriyle dikkat çeker. Yunan yapılarının en önemlileri tapınaklardı. Yunan tapınakları sıklıkla peyzaja kurulmuş anıtsal bir heykel olarak betimlenmiştir. Evrenselliğine inanılan belli soyut düzen tanımlarının da belirleyicisi olan bu yapı karakteristikleri 3 grupta toplanmıştır: 

1-Dorik

2-İyonik

3-Korent 

Dorik tarz daha çok Klasik döneme ilişkin olup, Helenistik dönem yapı karakterlerini içermez. Buna karşılık İyonik ve Korent tarzlar yalnızca Helenistik dönemi ilgilendirmektedir. 

  • Roma Mimarisi: Peyzajla dengeli bir karşıtlık oluşturacak biçimde yerleştirilmiş heykel kütleleri olarak betimlenebilecek Yunan mimarlığının aksine Roma mimarisi büyük ölçüde, kapalı bir iç mekan ve dış mekan mimarisidir. Roma mimarisinin asıl ögeleri beşikkemer ve kubbelerdir. Kolon – kirişli yapıların ötesine geçerek büyük bina inşalarını sağlayan yapım sistemlerini geliştirilmiştir. Sütunlar, bu dönemde yapının asıl öğesi olmayıp süsleme amacıyla kullanılırken, duvarlar ön plana çıkarılmıştır.
  •  Anglo – Saxon Mimari: Anglo Saxonlar 5. yy’dan Norman istilasına kadar mimarlıkta Roman üslubunu uygulamışlardır. Ancak bu üslubu tam olarak işlemek yerine biraz daha kabaca uygulamışlardır. 6.yy’ ın sonlarında Anglo Saxonlar Hristiyanlığı benimsemişlerdir. Dönemin sanat anlayışı özellikle Karolenj sanatını etkilemiş ve bu etkiler Karolenj İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra da sürmüştür.
  •  Romanesk Mimari: Gotik mimarisine ön ayak olan ve Normanlar’ın İngiltere’yi istilası ile başlayan (İngiltere’de Norman Mimarisi olarak geçen) Romanesk üslup, Roma İmparatorluğu’nun çöküşünün getirdiği Avrupa’daki siyasal denge oluşumunun ürünüdür. Romanesk sanatın doğuşunu hazırlayan etken, skolastik zihniyet içerisindeki kilise ile devletin feodal yönetiminin bir sanat yarışına girmesi olmuştur. Rönesans öncesi dönemde, Avrupa’ya 11. ve 12.yy boyunca ev sahipliği yapmış bir üsluptur. 
  • Gotik Mimari: Orta Çağ’da Avrupa’da, 12. ve 15. yüzyıllar arasında hakim olmuş mimari üsluptur. Gotik mimari, duvarları payanda ve uçan payandalarla desteklenen, yüksek ve büyük pencere açıklıklarına sahip yapılar ile tanınır. Karolenj kiliselerine yapılan ekler, özellikle de büyük yuvarlak gül pencereler sonraki Gotik kilise cephelerinin temelini oluşturmuştur. Bu yapılarda duvar kalınlıkları azalmış, ince ve hafif görünümleri ile dramatik ve görkemli bir mimari etki yakalanması amaçlanmıştır.
  • Rönesans Dönemi: Rönesans, 16. yüzyılın ortalarına dek sürmüş, bilimin ilerlemesi ve klasik kaynakların ortaya çıkarılarak öğrenilmesine önem verilen döneme ait İtalyan sanatı ve mimarisine işaret eden terimdir. İtalyancada yeniden doğuş demektir. Rönesans hareketi; simetri, oran, geometri gibi klasik Yunan ve Roma dönemi ilkelerinden etkilenmiştir. Yapılar çoğunlukla sütun ve pencere düzenleri ile kareye yakın görünen merkezi planlı ve simetriktir. Beşik kemerler, bezemeli tavanlar ve kubbelere sahiptirler. 
  • Barok ve Rokoko Mimarlığı: 17. ve 18. yüzyıllar boyunca Avrupa’da hakim olan mimarlık üslubudur. Bezemeli detaylar, coşkulu kıvrımlar ile gösterişli, teatral ve kompleks mekanlar Barok mimarlığın tipik özellikleridir. Rokoko ise, barok üslubun son dönemine verilen addır. 18. yüzyıl başlarında Fransa’da yaygınlaşan Rokoko, Barok’a tepki olarak daha hafif, oyuncaklı ve zariftir. Simetrik, eğri çizgiler ve doğal formlar bolca kullanılır. 
  •  Klasizm: Yunan ve Roma sanatı ve mimarisinin temel ilkelerine dönüştür. Tarih boyunca klasik mimariyi canlandırmacı üsluplara rastlanır ancak en bilineni Neoklasizim’dir.
  •  Neoklasik Mimari: Neoklasik mimari, neoklasik hareketi tarafından 18. Yüzyılın ortalarından itibaren uygulanmaya başlanan bir mimari akımdır. Rokoko stilinden etkilenmiş bir akım olmakla birlikte, bu akıma tepki olarak doğmuştur. Yunan ve Roma mimarisinde kullanılmış ilkelere dönüşe verilen isimdir. 
  •  Romantik Dönem Mimarisi: 19. yüzyılın özellikle ikinci yarısı, edebiyatta ve görsel sanatlarda Akıl Çağı’na tepki olarak şekillenmiştir. Romantik Dönem olarak bilinir. Çelişkilerden ürkmeyen romantik çağ, mimarlık alanında, antik ile gotiki birleştirmeyi düşlemiştir. Mimaride bir yandan 18. yüzyılda başlayan neo-klasik üslup etkisini sürdürürken pek çok uygulamada spesifik dönemlere özellikle vurgu yapıldığı görülür ki bu tarza “tarihselci” veya “canlandırmacı” deniliyor.
  •  Eklektik Mimari: Birçok teori, üslup ya da kavramın bir araya getirilmesiyle oluşturulan fikir. Mimarlıkta, tek bir yapıda farklı mimari dönemlere ait özelliklerin bir arada kullanılmasıdır. 19.yy boyunca popüler olmuş bir yaklaşımdır.
  •  Arts and Crafts Akımı: 19. yüzyılın sonuna doğru İngiltere’de ortaya çıkan büyük bir sanat akımıdır. Endüstrileşmeye bir tepki olarak doğmuştur. Orta Çağ’ın basit üsluplarını ve el işçiliğini önemseyip överken Endüstri Devrimi’nin insanların yaratıcılığına zarar verdiği görüşündeydi. 
  •  Art Nouveau: 1880’lerde doğan ve 20.yy başında da etkisini sürdüren bir mimarlık üslubudur. Art Nouveau zarif dekoratif süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların ve bitkisel desenlerin sıklıkla kullanıldığı bir sanat akımıdır. Köklerinin Britanya merkezli Arts&Crafts hareketine dek gittiği söylenebilir. Avrupa ve Amerika’yı etkilemiştir.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Yıl 1993: Çağdaş Türk Edebiyatında Kadın Yazarlar

Edebiyatımızda yetmişli yıllarda çok dikkat çekici bir kadın yazarlar patlaması oldu. Hemen hemen çeyrek yüzyılını tamamlamak üzere olan bu patlama, Türk edebiyatına, özellikle de...

Virginia Woolf Hakkında 5 Madde

"Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!” Virginia Woolf Tam adı Adeline Virginia Woolf...

LOU ANDREAS – SALOME ‘ARAYIŞLAR’

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...