Korona Günlerinde Öneriler: Keşfedilmesi Gereken Albümler / Spotify Listeleri

Gece Modu

Evden çıkamadığımız şu günlerde izlenmedik dizi, film ve hatta belgesel bırakmadıysanız birde müzik gruplarını ve albümlerini keşfetmeye ne dersiniz? Sizin için kıyıda köşede kalmış, belki de keşfedilmeyi bekleyen ya da sizin çoktan keşfettiğiniz grupları, kişileri ve albümleri derledik. Keyifli dinlemeler…

Empyrium / Where at Night the Wood Grouse Plays / 1999


1994 yılında kurulmuş bir ağır Alman senfonik folk / doom metal projesi. Empyrium mistik, doğa odaklı neo-folk senfonik death metal müzik yapar. Grubun ilk iki stüdyo albümü, A Wintersunset … (1996) ve Songs of Moors ve Misty Fields (1997), Alman karanlık metal etiketçisi Prophecy Productions aracılığıyla yayınlandı. 2002’de Almanca yapılan Weiland albümünün tümünü ise İngilizce olarak tekrar söylediler.
Night at the Wood Grouse Plays (1999), Empyrium’un üçüncü albümüdür ve 9 şarkıdan oluşur. “Dying Brokenhearted” isimli albümün ikinci şarkısı ise yaralı ruhlara fazlasıyla hitap edebilir.

KMFDM / SYMBOLS / 1997


1997 yılına kadar KMFDM çoğunlukla birinci sınıf ağır endüstriyel müzik üretken bir kaynak haline gelmişti… KMFDM , yeni müzisyenleri kolektiflerine getirerek her albümle sesini biraz tazeliyor; Tim Skold ve eski Skinny Puppy Ogre (açıkça ürkütücü hırıltısıyla) birkaç parçada “şarkı söylüyor”, tecrübeli endüstriyel davulcu William Reiflin davul çalıyor..Temiz, detaylı üretim en üst kalitededir. Megalomaniac ve Anarchy gibi şarkılarının birçoğu olağanüstüdür. Ancak grubu takip edenler için Symbols albümü alışılagelmiş KMFDM’nin dışında birkaç sürpriz sunuyor.

Tokio Hotel / Kings of Suburbia / 2014


Sürekli gelişen pop / rock dörtlüsü Tokio Hotel , 2001 yılında kendi nesillerinin en başarılı Alman hareketlerinden biri olarak ortaya çıktı. İlk albümleri Schrei ile üç numaralı single’ı yapan genç müzisyenler, müzikleri için uluslararası bir seyirci buldu ve sonunda birçok yabancı ülkede fazlasıyla ödül sahibi oldular. Kings of Suburbia , Alman grubu Tokio Hotel’in dördüncü stüdyo albümü. Hem Almanca hem de İngilizce olarak yayınlanan önceki çalışmalarının aksine , Suburbia Kralları sadece İngilizce olarak yayınlandı. Albümde 8 şarkı bulunmakta.

Mono Inc. / Together Till the End / 2017


Mono Inc., 2000 yılında Miky Mono (baş vokal, bas), Carl Fornia (gitar) ve Martin Engler (davul) tarafından Hamburg’ta kuruldu. Bass gitarist Manuel Antoni ise 2003 yılında gruba katılmış. Grubun albümden ziyade çok fazla single’ı var. Death Metal, alternatif rock, gotik ve endüstriyel metal türlerinde müzik yapıyorlar. En aktif oldukları yıl ise 2002. Together Till the End albümlerinde 6 şarkı vardır ve 2017′ de, yani yakın bir zamanda albümleri çıkmış olmasına rağmen çok beğenilen albümleri arasına girmeyi başarmıştır.

Tool / Ænima / 1996


Alternative metal, progressive metal, post-metal türünde müzik yapan grup Los Angeles kökenli Amerikan rock grubudur. 1990 yılında kurulan grubun davulcusu Danny Carey, gitarist Adam Jones ve vokalisti Maynard James Keenan. Justin Chancellor, Paul D’Amour’un yerine 1995’ten beri grubun basçısı. Tool dört Grammy Ödülü kazandı , dünya çapında turlar gerçekleştirdi ve çeşitli ülkelerdeki listelerin tepesinde albümler üretti. Eylül 1995’te grup ikinci stüdyo albümlerini yazmaya ve kaydetmeye başladı. O sırada Tool, bas gitarist D’Amour’un gruptan dostane bir şekilde ayrılmasıyla bugüne kadarki tek kadro değişimini yaşadı. Carey’ye göre D’Amour gruptan ayrıldı çünkü bas yerine gitar çalmak istiyordu. 17 Eylül 1996’da, Tool ikinci tam albüm Ænima (“ON-ima”) çıkardı. 4 Mart 2003 tarihinde RIAA tarafından üçlü platin sertifikası aldı.

Erkan Oğur / Telvin / 2006


Telvin, “renkten renge bürünmek” anlamı taşıyan bir kelimedir. Tasavvufta da “halden hale geçmek, kaptan kaba boşalmak” anlamında kullanılmıştır. Aynı zamanda Erkan Oğur’un 95’li yıllarda kurduğu, “doğaçlama caz” diye adlandırılabilecek müzik yaptığı grubun adıdır. İlk albümleri 2006 yılında “telvin” adı altında çıkmıştır. Davulda Turgut Alp Bekoğlu, bass gitarda ise İlkin Deniz yer almaktadır. Grup isminin hakkını fazlasıyla verir. Müzikte halden hale nasıl geçilir ustalıkla sergilemişlerdir. Bir de 2012 yılında Okan Avcı yönetiminde Kalan Müzik’ten “Telvin-Turne Belgeseli” adı altında bir dvd’leri çıkmıştır. Burada telvin’in müzikleri yanı sıra felsefesi de anlatılmaktadır.

Cenk Erdoğan / Fermata / 2018


İlk albümü “İle” yi 2008 yılında çıkaran ve yoluna “Kavis”, “Kara Kutu”, “Lahza” ve “Fermata” ile devam eden Cenk Erdoğan, gitar tekniği ve vurgusu, akustikten elektriğe geçişi, ardından perdesizle yaptığı etki büyük usta Erkan Oğur‘dan sonra yer almasına neden olmuştur. Ayrıca kendisi büyük bir Paco de Lucia hayranı ve bu da bizi hiç şaşırtmıyor. Cenk Erdoğan 25 Mayıs 2018’de Kabak & Lin Records çatısı altında “Fermata”yı çıkarıyor. ‘Fermata’ İtalyanca’da ‘durak’ demek. Cenk Erdoğan bu albümle bambaşka bir şey deniyor. Sürdürülebilir giden ve sonra biten caz müzik melodilerinin aksine durlar kalklar ve yeniden başlamalar olsun istiyor. Genelde caz terminolojisi ile Anadolu ruhunu birleştirip flamenko ezgileriyle yorumlayan Cenk Erdoğan, Mehmet İkiz ve Baran Say ile birlikte yer alıyor bu albümde. Sonra gittikçe renk kazanıyor. Perküsyonda Velican Sağun giriyor devreye. “Can Direği” adlı parçada Sibel Gürsoy, Tuba Önal, Dünya Kızılçay ve İranlı şarkıcı Golnar Shahyar var. Ayrıca İsmail Tunçbilek ile çaldığı ve onun için bestelediği “Çare” adlı parça var.

Ayşe Deniz Gökçin / Pure Piano Suite / 2019


Küçük yaşlarda piyanoyla tanışan Ayşe Deniz Gökçin, yeteneği ve azmi ile daha henüz 9 yaşındayken Gordion Oda Orkestrası eşliğinde Bach’ın 5. Klavye konçertosunu icra etme başarısı gösteren bir isim. İbrahim Yazıcı, Fahrettin Kerimov, Antonio Pirolli, Cem Mansur, Rengim Gökmen gibi daha pek çok orkestra şefiyle birlikte çalan Ayşe Deniz, ünlü piyanist ve müzik adamı Nikolai Petrov’un, çaldığı Chopin performansını duyup onu Kremlin Sarayı’na konsere davet etmesiyle kariyerinin daha hemen başlarında bir dönüm noktası yaşadı.
Klasik müzik alanında çalışmasına rağmen bir genç olarak döneminin müziklerine de kayıtsız kalamadı. Gençlik yıllarını bir yandan Rachmaninov, Liszt, Beethoven gibi isimlerle geçirirken diğer yandan da Pink Floyd, Nirvana gibi grupları dinleyen Ayşe Deniz, daha Kraliyet Müzik Akademisindeyken aklında olan Pink Floyd projesiyle geniş bir kitleye ilk defa adını duyurmuş oldu. Bu albümünde ki “Su” isimli parçayı aslında single olarak hazırlayıp sonradan albüme eklemiştir ve favori bestelerindendir. Ayrıca “Home” isimli besteyi dinlemeniz de önemle rica olunur.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin