Klein ve Wagner – Herman Hesse

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

“İnsanlar, kendi ruhlarıyla yüzleşmekten kaçmak için, ne kadar absürt olursa olsun, her şeyi yaparlar. Kişi, karanlığı bilinç haline getirerek aydınlığa kavuşur, ışığı düşleyerek değil.”
Carl Gustav Jung

Siddartha, Bozkırkurdu, Demian ve daha birçok eseriyle tanınan İsveçli yazar Hermann Hesse, 20. yüzyıl edebiyatında kendine önemli bir yer edinmiştir. 1949 yılında Nobel Ödülü‘ne “klasik insani ülküleri cesur bir şekilde yüksek nitelikli yazım tarzıyla temsil eden ilham verici yazarlığı”yla layık görüldü. İlk olarak 1919 yılında yayımlanan Klein ve Wagner’de olduğu gibi diğer pek çok eserinde de Hesse, bireyin toplum dışında özgünlük, kendini tanıma yolunda ruhani arayışını incelemiştir.

Kitapta, aile babası bir memur olan Friedrich Klein‘ın yeni bir hayat uğruna her şeyi geride bırakarak kendini çetrefilli belleğinde arayıp bulmasına şahit oluyoruz. Hermann Hesse, Klein’ın geçmişinde anımsadığı meslektaşı olan aile katili Wagner ile benliği arasında ince ve dengesiz bir çizgide yürüyüşünü, dengeyi bulmasını çalışmasını ve bu sırada aydınlığa kavuşmadan önce kendi karanlığını keşfetmesini psikanalizden yardım alarak samimi ve derin edebi kalemiyle ustaca harmanlayarak biz okuyuculara sunuyor.

“Nereden çıkıp gelmişti bu gönül okşayıcı ses? Onu yeniden nerede bulabilir, nasıl kandırıp yine ele geçirebilirdi? Hangi dalda ötüyordu bu kuş? Eşine seyrek rastlanan, bu ürkek kuş?… Neden bu sesi her zaman işitemiyordu? Neden gerçek, bir hayalet gibi geçip gidiyordu önünden; bir solukta insanın önünden geçip giden bir hayalet gibi yarı buçuk görülebiliyor; iyice görmek için gözler üzerine çevrildi mi ortadan kayboluyordu? Neden ikide bir bu mutluluk kapısını önünde açık buluyor ama içeri girmeye davrandı mı kapı kapanıyordu birden.”

Kitabın sarmal olay örgüsü, özellikle Carl Gustav Jung’un bilinç öğretileriyle öne çıkardığı psikolojik yaklaşımdan dolayı biraz daha gölgede kalıyor. Karakterin değişimini yaşadığı olayla birlikte görmek yerine, okuyucu olarak geçmişine dair çok bilgimizin olmadığı, yaşanmışlığın hali hazırda bitap düşürdüğü ana karakterin çöküşünü, karakterin düzensiz düşüncelerinde okuyoruz. Bu bakımdan kitap tadımlık bir okuma olmaktansa, uzun uzun ve tekrar tekrar okumalık bir düşünce kitabına dönüyor. Endişeleri olan bir adamın, benliğini tanıma keşfinde kendini bırakıvermesini, kendini yüreğinin yol gösterici kılavuzuna bırakıvermesini, kendini feda ederek bırakıvermesinde, ulaşamadığı ve imrendiği eşine seyrek rastlanan o kuşa nihayet ulaşmasının hafifliğinde, kendi yüreğinizi ziyaret edip o kuşu ararken buluyorsunuz kendinizi.

İnsanın suratını tatlı tatlı okşayan, hafif bir esintinin kol gezdiği küçük bir İtalyan köyünün görüntüsüne tezat bir debeleniş Klein’ınki. Bizler de sık sık böyle durumlar içinde izole oluruz. Kendinizi bir yaz vakti akşam alacakaranlığında, uzaktan gelen seslerin eşliğinde öylece otururken buluverirsiniz. Zamanın akışından soyutlanırız, kalabalık bir yolda birkaç dakikalığına “sağa çekeriz” kendimizi. Geçmiş, şimdi ve gelecek yekpare görünüp hızlı bir şekilde akar gözümüzden. Nasıl bu soyutlanış sonlandıktan sonra daha “farkında” hissediyorsak kendimizi, Klein da aldığı uzun bir nefeste yaşamının daha da farkına varıyor.

Hayata, kendinize ve benliğinizin karamsarlığına dair birçok şey anlatıyor Klein ve Wagner. Nazaran daha derin bir okuması olan bu kitabı, özellikle psikanalitik yazına ilginiz varsa okumanızı mutlaka tavsiye ederim. Hatta okurken Hesse’nin birçok yerde gönderme yaptığı Alman bestekar Wagner’in bestelerini dinleyerek okumanızı daha çok öneririm. Şimdiden keyifli okumalar.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Aydınlığı Bir Ucundan Olsa Bile Gören Kadın: Sevgi Soysal

"Hayat bir denizdir, yüzme bilmeyen boğulur." "Korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak." Sadece yarından konuşmak isteyen; kuru dallardan, kurumaya yüz tutmuş öz...

Dogma 95: Breaking The Waves

Dogma 95 Nedir ?  Lars Von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılmış bir film yapım hareketidir. Hollywood sistemine karşı olan, sinema sanatında hikaye anlatım tarzının...