Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



1- John Boyne – Çizgili Pijamalı Çocuk

Dünyaca ünlü İrlandalı yazar John Boyne’un kaleminden, 46 farklı dile çevrilen, bol ödüllü bir klasik.

Çizgili Pijamalı Çocuk, II. Dünya Savaşı sırasında yolları kesişen iki küçük çocuğun sıra dışı dostluklarını anlatan sarsıcı bir roman.

Çocuklardan biri, Auschwitz Toplama Kampı komutanlarından birinin oğlu Bruno, öteki ise kamptaki esir çocuklardan biri olan Schmuel. Güçlü hikâyesiyle salt çocuklara değil yetişkinlere de seslenen bu kitabı okumaya başladığınızda, Bruno adında dokuz yaşında bir çocuğun peşine takılıp kendinizi tehlikeli bir tel örgünün ardında bulabilirsiniz…

Miramax tarafından sinemaya da uyarlanarak pek çok ödüle değer görülen bu çarpıcı kitap, Nazi toplama kampları gerçeğini iki çocuğun gözünden aktarıyor.

“Sarsıcı finali ile insanın aklından günlerce çıkmayan, çok yalın ve iyi yazılmış bu roman gençler kadar yetişkinler tarafından da okunmayı bekliyor.”

-Radikal Kitap-

“John Boyne, kitap boyunca okurun hep bir adım önünde konumunu korurken, öldürücü darbeyi son sayfalarda indiriyor.”

-The Independent-

(Tanıtım Bülteninden)

Sürükleyici ve kolay anlaşılır diliyle okuması oldukça keyifli olan bu kitapta hem duygusal bir yolculuk yapıp hem bir çocuk oluyorsunuz. Masumiyeti her kelimesinde hissedilen kitap okuru sarsıcı bir sonla karşılamakta. Yaşanmış bir hikayeyi çocuk gözüyle yorumlamaktadır.

2- Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi

“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.”

Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk’un harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor.

1975’te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen, İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun’un hikâyesi: Hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, Masumiyet Müzesi, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak.

Masumiyet Müzesi’ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz.

Romanı yazdıktan dört yıl sonra, 2012’de, Pamuk romanıyla aynı adlı müzeyi Çukurcuma’da açtı. Şimdiye dek on binlerce ziyaretçinin gezdiği müze için ünlü sanat tarihçisi Simon Schama, Financial Times gazetesine yazdığı yazıda, “Dünyadaki en güçlü, en güzel, en insanî ve en etkileyici çağdaş sanat eseri,” diye yazdı. “Aynı zamanda hem şiir hem karamizah gibi; hem zarif ve şefkatle dolu, hem de kutu kutu, vitrin vitrin, estetik olarak muhteşem.”

(Tanıtım Bülteninden)

Yaşanmış hikayeler her zaman daha anlamlı olmuştur bana göre.. Yaşanmışlığı edebiyatta en iyi anlatan isimlerden biri de Orhan Pamuk şüphesiz. Aşkı, acıyı, kıskançlığı sürükleyici bir dille anlatan Pamuk gerçekliği en deriniyle okuyucuya vurgulamaktadır. Kitabın süpriz sonlu bir de daveti bulunmaktadır. Romanda anlatılan yeri görmek isteyenleri Çukurcumaya beklemektedir.

3- Jose Saramago – Körlük

Adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, arabasının direksiyonunda trafik ışığının yeşile dönmesini bekleyen bir adam ansızın kör olur. Ancak karanlıklara değil, bembeyaz bir boşluğa gömülür. Arkasından, körlük salgını bütün kente, hatta bütün ülkeye yayılır. Ne yönetim kalır ülkede, ne de düzen; bütün körler karantinaya alınır. Hayal bile edilemeyecek bir kaos, pislik, açlık ve zorbalık hüküm sürmektedir artık. Yaşam durmuştur, insanların tek çabası, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaktır. Roman, kentteki akıl hastanesinde karantinaya alınan, oradan kurtulunca da birbirinden ayrılmayan, biri çocuk yedi kişiye odaklanır. Aralarında, bütün kentte gözleri gören tek kişi olan ve gruptakilere rehberlik eden bir kadın da vardır. Bu yedi kişi, cehenneme dönen bu kentte, hayatta kalabilmek için inanılmaz bir mücadele verir. Saramago’nun müthiş bir gözlem gücüyle betimlediği bu kaotik dünya, insanın karanlık yüzünün simgesi.

 

Körlük, ürkütücü bir roman, beklenmedik bir felaketi yaşayan bir toplumun nasıl çöktüğünün, nasıl bencilleştiğinin ve değer yargılarını yitirdiğinin hikâyesi. Konusunun ürkütücülüğüne rağmen olağanüstü bir şiirsellikle anlatılmış bu unutulmaz roman, usta yazarın belki de en etkileyici yapıtı.

(Tanıtım Bülteninden)

İsimlerin, yaşların, konumların olmadığı ve körlüğün yalnızca bir metafor olarak kullanıldığı kitapta insanlığın vahşiliği üzerine bir kıyamet anlatılmaktadır. Siyasetten ahlak kurallarına kadar her noktayı içinde barındıran kitap okuyucuya körlüğü anlatırken görmeyi öğretmektedir.

4- Oscar Wilde – Dorian Gray’in Portresi

Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için… bunun için her şeyi verirdim!”

Özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendini ve inançlarını keşfetmesini işleyen Dorian Gray’in Portresi için Oscar Wilde, ‘bir ruhun hikayesi’ demişti. 1891’de ilk basıldığında ahlaksızlığı yücelttiği gerekçesiyle büyük tepki çeken romanın baş kişileri olan Lord Henry ile Dorian’ın karşılıklı etkileşimleri, Dorian’ın kendini giderek kötüye, şeytani olana, hazcılığa adaması kitabın eksenini oluşturuyor. Son derece saf ve yakışıklı Dorian’daki değişim, Lord Henry’nin sözleriyle ve Dorian’ın kendi portresinde kendi güzelliğini keşfetmesiyle başlar. Lord Henry’nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan Dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. İyiliği temsil eden Basil’in Dorian’a duyduğu saf tutkuda eşcinsellik öğeleri açıkça hissedilir. Dorian’ın büyük sırrını, portredeki değişimi gören yalnızca Basil olur. Portreye odaklanan, sonsuz gençlik karşısında ruhunu satan ve ruhunun ölmüş olmasından korkan Dorian için kurtuluş var mıdır? Ve Oscar Wilde’ın dediği gibi, herkes Dorian Gray’da kendi günahını mı görecektir?

(Tanıtım Bülteninden)

Güzelliği put olarak benimseyen bir adamın hikayesini anlatan roman akıcı bir dil ve sürükleyici bir kurguyla yazılmıştır. Okuyucuyu yormayan cümleler kurguyu kolay takip edilebilir şekilde düzenlenmiştir. “ Bu eser ahlaki çöküntüyle ilgili bir öyküdür.” Der ilk açıklamasında. “Üstü örtülü fikirlerle ve nüktelerle dolu Gotik bir melodramdır.” Diyerek devam eder.

5- Bakunin – Anarşizm

Anarşist düşnürlerin ilk kuşak temsilcilerinden Mihail Bakunin ile Karl Marx arasındaki anlaşmazlık, anarşizm ve Marksizm arasındaki farklılığı da ortaya koyar. Devrimci İlmühel`de var olan tüm dinsel, politik, ekonomki ve sosyal kurumların yıkılmasını, özgürlük, akıl, adalet ve emek temelinde evrensel toplumun kurulmasını savunarak Tanrı`yı reddetiğini açıklayan, mülkiyet karşıtı anarşist Bakunini, hayatının son yıllarında İsviçre vatandaşlığına geçmek içni orada bir ev satın almak zornda kaldığında, polisin, resmi tutanaklara “Michael bakunin, rantiye” notunu düşmesi ise ironik olduğu kadar hazindir.

(Tanıtım Bülteninden)

Bir görüşü savunmak ve ya savunmamak onu tam anlamıyla bilmeyi gerektirir. Bu eserde anarşizm olarak adlandırılan görüşün tüm yönleri anlatılmaktadır. En sade ve anlaşılır dil kullanılmıştır. Tüm merak edilen noktalarına ışık tutulmuştur. Okuyucuya karşı sabırlı bir dost gibi tüm bilgiler detayıyla aktarılmaya gayret edilmiştir.

İstisna Yazarlara, İstisna Zamanlara..

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin