Gece Modu

Yunan Mitolojisi Nedir?

Mitoloji denildiği zaman dünya mitleri değil de daha çok Yunan ve Hint coğrafyaları akla gelmektedir. Yunan mitolojisi, Eski Yunan’da oluşmuş mit ve öykülerin tamamıdır. Mit kavramı, halka mal olmuş kişilerin yaşam hikâyelerini yahut yaratılış hikâyelerini üstlenir. “Yunan Tanrıları” hepinizin bildiği üzere sürekli avangard olan bir konudur. Bunun sebebi, Yunan mitolojisinin klasikleşmiş mitolojide en bilindik olmasıdır. Bu yaratılış hikâyelerinin çoğunluğu –yaklaşık %70 oranıyla- ülkemiz topraklarında gerçekleştiği ve o dönemden bu yıllara çok fazla bilgi bıraktığı için ülkemizde yeri çoktur. Yunan mitolojisindeki kahramanları, Türk halk anlatılarından başka karakterler ile görmek mümkündür.

Her Şey Nasıl Başladı? 

Eski Yunanlıların, adalarına islamiyetten önce 2.000 tarihlerinde geldiği öne sürülmektedir. Bu tarihten başlayıp, kendi örf, adet ve dinlerini geliştirmeye başlayan halk, tüm sosyal bilimler üzerine düşünmüştür. Matematik, felsefe gibi konular onların hayatında büyük önem kazanmıştır. İ.Ö 1100 yıllarında gerileme dönemine girse de, daha sonradan arkaik dönem ile canlanacaktır.

İnançları ve Tanrıları Yaratmaları Nasıl Oldu? 

“Ve insan tanrıyı yarattı.” –Michelangelo

Yunanlılar, çok tanrılı bir inanca sahiptiler. Düşünen, sürekli düşünen bir ilkel milletin yarattığı tanrılar da çok olmalıydı. Yunan mitolojisinin çok önemli bir yerini bu tanrılar oluşturur. Tanrıları akıllarında şekillendirirken en çok etkilendikleri şey hava olaylarıydı. Yer, gök, deniz –özellikle deniz kenarı- çok fazla yer tutmaktadır.

12 Olimposlu Kavramı Nasıl Tanımlanır? 

Yunan mitolojisinde “12 Olimposlu” (12 Tanrı) kavramı vardır. O zamanlar 12 Olimposlular dünyanın da yöneticisi olduğuna inanırlardı. İnanca göre, bu tanrıların hepsinin görevi vardır. Bu tanrılar görevini Titanlıları Titanlar savaşında yenerek aldıklarını söylerler. Günlük hayatta adını çok duyduklarımız da aralarındadır.

Afrodit: Aşk, güzellik tanrıçası (Roma Mitolojisinde Venüs’tür)

Apollon: Müzik sanatı tanrısı

Ares: Savaş tanrısı

Artemis: Ay tanrısı( Roma mitlerinde Diana)

Athena: Zeka tanrıçası

Hera: Evlilik kraliçesi

Hermes: Hile ve Hırsızlık tanrısı

Poseidon: Denizlerin, depremlerin tanrısı

Hephaistos: Ateş tanrısı

Zeus: Baş tanrıdır. Gök tanrısı, şimşeklerin tanrısıdır.

Dionysos: Şarap ve üzüm tanrısı

Bunların haricinde son tanrı olarak üç tanrıyı sayarlardı, bunlar; Demeter, Hestia ve Hades olarak görülür.

Yunan Mitolojisinde Kadının Yeri Nasıldır? 

Mısır mitolojisi, ilk başlarda kadın egemen bir toplum inancında devam eder. Yunan mitolojisine girildiğinde ise bu tamamen göze çarpar. Çünkü, ilk tanrı; tanrıça Gaia’dır. Bu tanrıçayı, yani kadını toprak ile özdeşleştirmişlerdir. Daha sonra başka bir mitoloji konusu olarak kadının “bereket” kavramıyla özdeşleştirilmesi de karşımıza çıkacaktır. (Örn: Kybele)

-Kadın ve bereket kavramlarının özdeşleşmesinin en güzel halini Buket Uzuner’in “Toprak” romanında görürüz. –

O zaman ki halk, yaşamak için yemeklerini toprağa borçludur. Aynı zamanda kadının doğurganlık özelliği de önemlidir. Toprak ile bu denli benzerler. Bu benzerlik günümüzde hala “Toprak Ana” olarak kullanılır. Daha sonra erkek egemenliğine dönen bu anlayış, zamanla evrilir. Daha sonra en yönetici tanrılar erkek olmuştur ki, bunun en güzel örneği Kronos ve Zeus’tur.

Yunanlılar, bugün üzerinde yaşadığımız dünyaya Gaia adını vermişler ve onu bir tanrıça olarak görmüşlerdir. Gaia, erkek olmadan ürer ve Uranos ve dağları doğurmuştur. Gaia daha sonra Eros’un etkisiyle kendi çocuğu Uranos ve Pontus ile birleşmiştir. Bu birleşimden ise Titanlar çıkmıştır. Uranos ize o zamanki en büyük tanrı olarak adlandırılır.

Son olarak, bu destan niteliğindeki yaratılış hikayelerinin günümüzde etkisi süregelmektedir. Günlük hayata, kutsal kitaplara, ibadetlere, ödül-ceza kanunlarına kadar yansıyan bu “yaratılış” kavramı dünyanın ayakta dimdik durmasını mı sağlayacak, yoksa inan karşısında diz çökmesini bilemeyiz.

İnsanoğlu yaratılış gereği despottur ve zulmetmeyi sever.” Kumarbaz

“Güneş bugün de doğdu. Ama biz farkına varmadık. Belki güneşten sonra uyandık, güneşten bile geri kaldık. Gökyüzünün alabildiğine sınırsızlığına aldırmadan başımız eğik yaşadık. Yani başımızda açan çiçeğe hayret bile etmedik. Yaz ayları bize sadece tatili hatırlattı. Kuru topraktan milyonlarca çeşit bitki yaratıldı. Bizse bu yaratılış karşısında hiçbir şey hissetmedik. Gözlerimiz, duygularımız, aklımız kapalı; uykudaydık.” Nietzsche ve Babaannem

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin