Processed with VSCO with fr4 preset
Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



 

 

 

“Artık korkmuyordum.” dedi bana. “Tam tersine, sonunda ölümün ağırlığını üstümden kaldırmışlar gibi hissediyordum; tek istediğim şey, yatıp uyumak için her şeyin bir an önce bitmesiydi.”(sayfa:47)

Gitgide etrafına sağırlaşan bir toplumun oluştuğu bu coğrafyada, bir tokat niteliğindeki bu eseri, yüreği pas tutmamış insanların okuması gerekir.

Türkçe’de “üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi” diye bir deyim vardır bu kitabın sonuyla ve kendisiyle tam olarak uyacak şekilde.

Peki Santiago Nasar’ın üstünde bulunan bu toprak, geleneklerin topluma dayatmasının kapalı bir kişileştirmesi miydi?

Kitabın ilk cümlesinden beri haberi verilmiş bir cinayetin faili somut bir kişi yerine soyut sosyolojik olgular mıydı? Ya da kitabın 34. sayfasında geçen hastaların başında bekleme, ölüm döşeğinde olanlara güç verme, ölüleri kefenleme sanatında olan ustalıkların hepsinin birer amacı mı vardı?

“Santiago, yavrum!” diye bağırmıştı. “Neyin var?”

Santiago Nasar, onu tanımıştı.

“Beni öldürdüler, Wene Hala!” demişti.(sayfa:107)

Okuduğum kitapların sonunu başını unuttuğum oluyor ama bu kitap için geçerli değil. Geçmişte, günümüzde ve büyük ihtimalle gelecekte, var olmuş olmaya devam eden ve olacak olan şu olmaz olasıca önyargı!

İyi ya da kötü fark etmez bir insana şöyle bir bakıp karar veririz. Ama çoğunlukla yanılırız. Yazar öyle güzel anlatmış ki ben kitabın bittiğine üzüldüm. Herkes bu kitabı okumalı. Kim bilir belki iyileşiriz!

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin