Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



1. “Dünyada güzelliğe dair ne görürsek, açıktan veya gizliden hüzünlüdür. Hayır. Açıktan değil, gizliden. Gördüğüm bütün güzel resimler, gizliden hüzünlü. Gördüğüm bütün güzel kadınlar ve bütün güzel insanlar da öyle.” (Sy.19)
2. “Anlamıyorsunuz… Şimdi bunu başarmış olmam, zaten bu işin kendisi. Şu an, ilerisindeki bütün anlarda yaşıyor zaten. Hep yaşayacak. Eylemin gerisi gelsin ya da gelmesin. Ama siz o kadar eylem, o kadar sonuç odaklısınız ki! Bu yüzden körsünüz işte. Eylemi görmekten işin aslını es geçiyorsunuz hep. Özün hep görünmeyende olduğunu tekrar ediyorsunuz bir de utanmadan!” (Sy.20)
3. “Bizim ülkemiz, çocuklarına her gün ve her gün ve her gün ve her gün ve her gün ve her gün mükemmelen ütülü kıyafetler, çocukların evde olacağı dakika hesabına göre pişirilmiş enfes yemekler verirken, aynı çocukların ruhuna hiç de o kadar özenli, nazik davranmayan annelerle doludur.” (Sy.23)
4. “Bugün sokakta iki adam gördüm. İki kocaman adam. Sapasağlam iki adam. Hiçbir eksiği olmayan iki adam. Adamlardan biri diğerine vurmaya başladı ve taraftaki herkes seferber oldu onları ayırmak için. Kocaman bir adam bir başka kocaman adama vurunca herkes hiç düşünmeden müdahale ediyor. O zaman, bir yetişkin bir çocuğa vurunca neden herkes böyle sessiz? Bir çocuk, bir yetişkinden her anlamda ama her anlamda daha zayıf, daha güçsüz, kalıcı yaralar almaya daha çok müsait değil mi? Birinin birine vurmasını göreceksem eğer, bir yetişkinin bir çocuğa değil, bir çocuğun bir yetişkine vurmasını görmeyi tercih ederim. Ama her açıdan zaten daha güçlü olanı korumaya “saygı” adı verilmiş, saygı da müesseseleştirilmiş.” (Sy.26)
5. “‘Trafiğe çıktığınızda bütün araçların şoförlerini deli kabul edin,’ derler; ‘Her an her aracın olmadık bir hamle yapabileceğini göz önünde tutun.’ Trafik de bir şey mi? Asıl hayata çıktığında herkesi deli kabul etmeli insan. Herkes her an her şeyi yapabilir.” (Sy.27)
6. “Temiz, dürüst, ahlaklı olan, işinde iyi olandır zaten. İşini iyi yapmak, dürüstlüğü kendiliğinden getirir. İşinde dalavereye başvuran kim varsa, bu, işinde iyi olmadığı içindir. Siz hiç, işini iyi yapan birinin iş yerinde başkalarının ayağını kaydırarak yükseldiğini gördünüz mü? Nitelikli ve zeki kimseler neden hep böyle saf, kandırılmaya müsait zannediyorsunuz? Her yerde, aptallar ve kalitesizler kandırırlar zeki kimseleri. Zekası da niteliği de olmayan mecburen  kurnazlığı öğrenir, onunla kendine yer edinmeye girişir. Kurnazlık, aptal ve niteliksizlerin tek kozudur; ne var ki, dünyada işler de zeki ve nitelikli olanların değil, kurnazların lehine işliyor.” (Sy.28)
7. “Hayatta gercek anlamda sahip olduğumuz tek bir şey vardır, biliyor musunuz: İsmimiz! Hayatımız boyunca o ismi inşa ederiz, ya da inşa edemeyiz.” (Sy.52)
8. “Çünkü insan geçmişidir. İnsan içinde kökleriyle yaşar. Dünyayı onlarla yürür.” (Sy.54)
9. “Varlığım kimilerini çok incitiyor. Bu yüzden hep, hafif olmak istedim. Ayaklarımı yere bir kar tanesi kadar hafif basmak. Ayaklarımı yere basmıyormuş gibi basmak. İz bırakmadan yaşamaya öyle çok gayret ediyorum ki, kendim de kendime karşı görünmez oluyorum bazen. Arasam da kendimi bulamıyorum.” (Sy.61)
10. “Üşümenin ne demek olduğunu bilmeyen insanlar ‘Sıcakta sıcaktan kaçacak yeriniz yoktur. Üşümenin ise çaresi var’ derler; ama asıl kaçacak yerinizin olmadığı hissi üşümekle, gerçekten üşümekle birlikte gelir. Böyle üşürken hareket edemez, kaçamaz, düşünemez, hiçbir şekilde fonksiyon gösteremezsiniz. İşte bu yüzden üşümek, yas tutmaya çok benzer. İşte bu yüzden üzgün insanların vücut ısısı hep düşük olur.” (Sy.65)
11. “Uzun yıllar kendimin yasını tuttum. Olabileceğim halde olmadığım insanın, yapabileceğim halde yapmadığım şeylerin yasını.” (Sy.66)
12. “İnsan kırıldıkça boynundan incelir. Boynum inceldikçe, inceldi, uzadıkça uzadı ve sonunda çok zarif, çok beyaz bir kuğu oldum. Zarafet timsali olduğumdan söz ettiler, ama yanıma yaklaşmaya cesaret eden birkaç meczup hariç, hiç kimse ne kadar güçlü olduğumu göremedi. Zarafetimin gücümün yalnızca bir sonucu olduğunu fark etmedi. Kırıldıkça parçalandım, bin parçaya bölünüp yıldızlar halinde gökyüzüne saçıldım. Işığımı övdüler, ama nasıl yandığımdan hiç söz etmediler. Beni içeriden yakan ışıkla geceleri her birinizin üzerine vurdum. Gecenizi suni lambalarla öyle aydınlatmıştınız ki, benim ışığımı göremediniz.” (Sy.71)
13. “Kurtların büyüttüğü kızları evcilleştirebilirsiniz; ama kitapların büyüttüğü bir kız, etini cendereye sıkıştırsanız dahi bu dünyaya uyum sağlamayacaktır.” (Sy.98)
14. “Onu o kadar çok sevdim ki, ondan önce bildiğim her şeyi unuttum. Kelimelerimi unuttum, davranışlarımı unuttum; nasıl hareket edilebileceğini, ve, nasıl dönüleceğini unuttum.. Ben artık burada kaldım.” (Sy.114)
15. “Hepimiz, okyanusun içinde tek başımıza bırakılmış gibi yaşıyoruz. Bizi birbirimize bağlayan yegane şey olsa de okyanusun kendisini hiç göremiyoruz.” (Sy.121)
16. “Hayat hiç kimsenin etrafında dönmüyor. Hayat bir olay, bir mekan etrafında da dönmüyor. Hayat tek başına, hiç kimseyi umursamadan yürüyor; biz kalabalıklar halinde onun ardından sürükleniyoruz o yürüdükçe. Bu da belli bir düzen dahilinde olmuyor. Hayat bir dalgaysa eğer, bir, birinin kolu, bir, diğerinin bacağı suyun yüzüne çıkıp kayboluyor hayat kendi istikametinde ilerlerken. Biraz o, biraz bu, biraz o insan, biraz bu insan, biraz orada o olay, biraz şurada bu olay, bir görünüp bir gözden yitiyor hayat tek başına yürürken. Hayatın tek merkezi var; o da kendisi. Bu da hiçibir insan, olay ve zamana uzun mühlet yer, imkan vermiyor.” (Sy.142)
Nihan Kaya – Kırgınlık
İthaki Yayınları-2017

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin