Gece Modu

Amin Maalouf,  1998 yılında yayımlanan Ölümcül Kimlikler isimli kitabında kimlik, aidiyet gibi olguları farklı yönleriyle ele alıyor. Maalouf Lübnan doğumlu olup, Fransa’da yaşamını sürdürmesiyle, Hıristiyan olup anadilinin İslam’ın kutsal dili olan Arapça olmasıyla birden fazla kimliği üzerinde barındırıyor. Kitabın “Kimliğim, Aidiyetlerim” isimli ilk bölümünde bunlardan bahsediyor. Kitabında belirttiği üzere; kimliği tek bir aidiyete indirgeyen yaklaşımı reddediyor.

Maalouf’a göre insanlar birbirinden farklı kimlikleri özgürce bir arada taşıyabilmeleri mümkünken, bunu göz ardı edip diğerlerini tek bir kimliğe indirgeyerek o kimlik üzerinden ön yargılarını yükleme eğiliminde oluyorlar.

“Sırplar katliam yaptı… İngilizler yağmaladı… Siyahlar ateşe verdi…”

Dünyadaki kıyımların, çatışmaların, yıkıcılığın temelleri de bu tutucu, katı “tek bir kimlik” anlayışına dayandırılıyor. Kimlik olgusunu ölümcül olarak nitelendirmenin sebebi buradan geliyor.

“Eğer her ülkeden, her durumda, her inançta insanlar bu kadar kıyıcı katillere dönüşebiliyorsa, her çeşitten bağnaz çıkıp kendisini bu kadar kolayca kimlik savunucusu olarak kabul ettirebiliyorsa , bunun nedeni, kimlik konusunda bütün dünyada hâlâ ağır basan kabile kavramının böyle bir sapmayı desteklemesidir…”

Amin Maalouf, kimliğin önemli bir kısmını da oluşturan din konusunu da ele almayı ihmal etmiyor. Bir Hristiyan olarak İslam dini ile karşılaştırmalar yapıyor. Fakat bu karşılaştırmaları yaparken iki dinin birbirine olan üstünlüğünü kanıtlama girişiminde bulunmuyor. Her iki dinin de zaman ve bağlamla geçirdiği değişimlere vurgu yapıyor. Aidiyet duygusunun bir cemaate, dine bağlanarak sağlanma girişiminde olunduğundan söz ediyor.

Din konusundan sonra öteki olarak adlandırılan, kendi kimliğine ait olmayan çevreden gelen modernleşmenin aidiyet duygusu üzerindeki tehdidinden bahsediyor.

Bu tek bir kimliğe sıkı sıkıya sarılma ihtiyacının doğmasında hızlı küreselleşmeye ayak uydurmak durumunda kalan insanoğlunun varoluş sıkıntılarının etken olduğunu ileri sürüyor.

Peki kimliklerin bu ölümcül yanından nasıl kurtulacağız? Bir kimliğimizi reddedip diğerini kabul mü edeceğiz? Bu noktada yazar kitabın “Gezegensel Kabileler Zamanı” isimli üçüncü bölümünde  evrensel bireyler olmayı, tüm insanları din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin sadece insan kimliğiyle kabul etmeyi bu yıkıcı sisteme çare olarak görüyor.

“Her birimiz kendi çeşitliliğini üstlenmeye, kimliğini en üst aidiyet konumuna yükseltilmiş ve dışlanma aracı, bazen de savaş aleti haline getirilmiş tek bir aidiyetle eritmek yerine, çeşitli aidiyetlerinin toplamı gibi algılamaya teşvik edilmelidir.”

Psikoloji dünyasında sıklıkla karşılaşılan Maslow’un “İhtiyaçlar Hiyerarşisi”nin üçüncü basamağında yer alan ait olma ve sevgi ihtiyacı, görüldüğü üzere tek bir aidiyete indirgenmek suretiyle ölümcül bir niteliğe bürünebiliyor. Kimlik ve aidiyet konularına dair farklı bakış açıları sunan bu kitabı öneriyor, evrensel bireyler olabildiğimiz bir dünya diliyoruz…

  • Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler. Yapı Kredi Yayınları.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin