Kendi Galaksisinde Yaşayan Bir Sosyolog: Ulus Baker

Yazarın Diğer Yazıları

İstanbul’a Sanatçı Saype’nin Eli Dokundu

Söz konusu sanatsa sanatçının neyi tuval olarak seçeceğini tahmin etmek zor olabilir. Çünkü sanat, bazen çıkmaz sokaktaki tuğla duvarda bazen de her gün yürüdüğünüz...

Deliler Neden Huni Takmakla İlişkilendirilmiştir?

Nesneler, yan yana getirildiklerinde arka planında yaşanan deneyim ve olaylar zinciri bilinmeden kolay kolay çağrışım yapılamayacak pek çok şeyle ilişkilendirilmiştir. Örneğin genellikle sıvıların aktarımında...

Kadının Gücünü Heykelleriyle Anlatan Sanatçı: Emel Vardar

Beden olumlama; bireyin bedenine atfedilen hiçbir kalıba sığmak durumunda olmadığının ve dış görünüşün hiçbir bireyi sınıflandırmak adına kullanılamayacağının bilincine varmamızı sağlayan önemli bir harekettir....

Her Güne Farklı Bakmak: Minyatür Takvim Projesi

Daha önce herhangi bir nesneyi bambaşka bir düşünceyle yorumladığınız oldu mu? Bir brokoliyi ağaç olarak, bir defter yüzeyini kayak pisti olarak, bir patatesin yüzeyini...

“Hüzün geriye kalandır, biraz blues dinleyin benim için…”

Bir insan, şu inanılmaz evrende çok küçük bir yere sahiptir ama yok sayılamaz. Düşünen, bir şeyler üreten insanların sayesinde insan, evrende yeri olan değil; evreni keşfetmeye coşkun bir merak duyandır. Gelin hep beraber ülkemizden evrene bakan bir çift gözü, düşündüren, seslenen ve gençlerin kulaklarında yankı yapan bir sosyoloğu, filozofu, yazarı, eleştirmeni, çevirmeni, öğretim üyesini tanıyalım. Bu cümle bize, bir insanın evrendeki yerinin aksine pek çok alanda yer bulabilecek kadar farklı ilgilerinin olabileceğini anlatıyor.

Ulus Baker ve Ailesi

Kendi galaksisinde düşünce fırtınası estiren Ulus Baker 14 Temmuz 1960 tarihinde Leningrad’da (şimdiki adıyla St.Petersburg) dünyaya gelmiş Kıbrıslı bir Türk’tü. 12 Temmuz 2007 yılında henüz genç bir yaşta böbrek ve kalp yetmezliği ile yaşamına veda eden bu genç ama bir o kadar da donanımlı insanın ailesi de kendilerini geliştirmiş kişilerdi. Annesi Pembe Marmara bir şairdi; babası Sedat Baker ise bir psikiyatr. Ulus Baker donanımında bir insan için bile hayat her zaman kaos olmayan bir ortam sunmuyor. Belki de düşünce dünyasını bir kaostan bir evrene dönüştürebilmenin gereği bazı zorlukları deneyimlemektir.

“İlginçtir ki Pembe Marmara Türkiye’nin ünlü şairlerinden Ümit Yaşar Oğuzcan ile, Oğuzcan’ın kendisine mektup içerisinde gönderdiği yüzükle nişanlanmıştı. Marmara’nın ailesi bu evliliğe izin verseydi bizler belki de Ulus Baker gibi dahi bir insanı tanıyabilmekten mahrum kalacaktık. Annesi için kapanan bir kapının ardından bir diğeri açıldı ve sonucunda Baker çocukluğunu Kıbrıs’ta geçirdi. Kıbrıs’ta olduğu dönemler süresince adadaki iki toplum arasındaki savaştan o da payını aldı. Evleri savaş dolayısıyla talan olmuştu, babası savaşta rehin alınmıştı ve ebeveynlerinin evlilikleri mutlu bir evlilik olarak adlandırılamazdı. Ne yazıktır ki annesini kanserden kaybetti, babası da evli sevgilisinin kocası tarafından bir otel lokantasında öldürüldü.”
(Ece Köseoğlu, “ODTÜ’den Geçenler: Ulus Baker”)

ulus baker ile ilgili görsel sonucu

Eğitim Hayatı ve Düşünce Sistemi

Ulus Baker, ODTÜ Sosyoloji Bölümünü bitirdikten sonra hayatını bu alan üzerinden şekillendirdi. Felsefeye ilgi duydu.  17.yüzyıl felsefesinin en önde gelen rasyonalistlerinden biri olan Baruch Spinoza ve 20. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış bir Fransız olan Gilles Deleuze çevirileri yaptı. Bu filozofları kendi bakış açısında değerlendirerek onları ülkemizde daha çok insanın tanımasına vesile oldu. Politik teori, medya ve sinema teorisi üzerinde çalıştı. Rus sineması üzerine yaptığı çalışmalar ilgi görüyordu. “Sine-Göz” akımının kurucusu olan Dziga Vertov üzerine yaptığı sinema eleştirileri, Avrupa’da birçok sinema okulunda ders konusu olmuştur. Sinema Tarihi ve Sosyoloji üzerine ODTÜ, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Özgür Üniversite’de dersler verdi. Onun bu kadar farklı alanlarda bilgi sahibi olması yani entelektüel anlamda birikmiş bilgilerinin bir yerde açığa çıkması ve etrafa saçılarak insanlara ulaşma yöneliminde olması çok normaldi. Onun derslerinde ayrı bir hava olduğu söylenir, çünkü kendisi yedi dil biliyordu ve öğrencilerinin kendi anadillerine uygun olarak soru sormasını bekliyordu. Örneğin, Rus öğrencilerinden Rusça soru sormalarını bekler ve aynı dille yanıt verirdi. Sorulan her sorunun cevabına tabiri caizse açık çek bırakabilecek donanıma sahip olduğunu bilen öğrencileri onun mütevazi karakterinden faydalanabilecek samimiyet ortamına sahiplerdi.

- Advertisement -

“Ne çok insana öğretmenlik etti. Derli toplu bilgi edevatından ziyade, büyüleyici köşe bucakları, göz kamaştırıcı ters açıları (son zamanlarda görsel bilgiye yoğunlaşmıştı) öğretti, yan bakmayı öğretti. Ulus Baker mitosunun vazgeçilmez bir unsuru, bildiği onca dildi; Ulus Baker muammasının unsurlarından biri de, bunların hangilerine tam teşekküllü hakim olduğu… Kadim Yahudi ilâhileri de dinledik onun sesinden, Afrika ninnileri de, Rus halk şarkıları da… Bilginin, düşünmenin, tefekkürün ummanına açılmanın şehvetini öğretti Ulus. Bir üniversite, akılla-fikirle-bilgiyle böyle sevişen bir adamı, sırf bu vasfı uğruna, kendi faunası içinde tutabilmeliydi aslında; ama yoktu ki öyle bir fauna…”
(Tanıl Bora, “Ulus, Her Neredeysen…”)

ulus baker ile ilgili görsel sonucu

Bir Adım Geriden Bakış

Bir insanın düşünce yapısını onun dış görünüşü ve/veya konuşma tarzı belirli ölçülerde yansıtabilir. Ona yönelik gözlemlerin yazılara aktarılması sonucuyla edindiğim bilgileri şu şekilde tasavvur edebiliriz: Dış görünüşüne ve hatta kişisel bakımına önem vermeyen biriydi. Üzerinde bir kazağı sürekli görebilirdiniz. Biraz tülermiş, eskimiş ya da birkaç beden büyük olması bu durumu değiştirmezdi. Öğrencilerinin dikkatle ve merakla izlediği bu hoca tek camı olmayan gözlüğü sebebiyle dikkat dağıtıcı olabiliyordu. Üstelik bahanesi de, diğer gözünde sorun olmadığı yönünde bir cümleye dökülüvermişti. Saçı başı dağınık gezer, kendisine duş alması bir şekilde söylendiğinde duş almak aklına gelirdi. Kütüphanenin tüm raflarını üzerinde taşıyormuşçasına kitap kokardı. Kendine büyük gelen pantolonunu bir ip sayesinde önemsenmeyecek hale getirirdi. Elinde sürekli kahveyle dolaşır, kahvaltı yapmayı ihmal eder belki de sevmezdi. Kısacası hayatın maddi yönünden arınmıştı.

Arkadaşı Mahmut Mutman Ulus Baker ile yaptığı bir konuşmayı şöyle ele almış:

“Ulus ODTÜ’deyken bir gün odasının kapısı önünde gevezelik ediyoruz. Odanın içi darmadağın, inanılmaz bir kitap ve kâğıt yığını ve tabii pislik içinde, bir şeyi ötekinden ayırt etmek imkânsız. Benim odaya umutsuz bir bakış fırlatmam üzerine, bizimki her zamanki şen şakrak haliyle “işte bak, kendimi görünmez kılmaya çalışıyorum!” demez mi!”
(Ulus Baker’in Yaşamı ve Ölümü: Etos ve Etik)

ulus baker ile ilgili görsel sonucu

Ulus Baker’in ölümü için, henüz tamamlanmamış bir hayatın dünyadan ayrılışı olarak bakmak şeklinde tanımlamaların olduğunu görüyoruz. Mahmut Mutman’a göre onun söyleyecek oldukları ile Türkiye’nin alt yapısı henüz birbirine entegre olabilmiş değildi. Bu ifadeyi Mahmut Mutman’ın “Ulus Baker’in Yaşamı ve Ölümü Üzerine: Etos ve Etik” adıyla kaleme aldığı yazısından bir alıntıyla pekiştirebiliriz:

“[…]Buna karşılık Ulus, maalesef, kendi entelektüel gücünden ve özgünlüğünden beklenmesi gerekenden daha az ürün verdi. Daha açabileceği ve çoğaltabileceği, yeniden üretebileceği pek çok özgün başlangıç noktasını herhangi bir yere vardıramadı… Bunun nedenleri pek çoktu, ama sanırım nedenlerden birisi de bizzat Türkiye’nin sağlıksız, verimsiz entelektüel ortamıydı.”

“[…]Elbette bunlar çoğu kez özgün ve aykırı düşüncelerdi, değişik ve sarsıcı bir tarafları vardı. Ama kimse aslında onları anlamaya zahmet filan etmedi—kaç çağdaşı ve meslektaşı Ulus’un bir tane düşüncesini alıp işlemiş ve çoğaltmıştır? Dolayısıyla Ulus Baker kadar bol övülüp, hakkında manzumeler düzülüp ne söylediği konusunda sayılı birkaç kişi dışında aşağı yukarı kimsenin en ufak bir fikri olmadığı bir adam daha yoktur… O nedenle kendi adıma bu yüceltmede hep kuşku uyandırıcı bir nokta bulmuşumdur.”

Kısa Hayatın Gerisinde Kalanlar

O hem birçok kitabı ile dünyadan bir Ulus Baker geçtiğini tüm insanlara ilan etti; hem de yaşadığı süreçte birçok yazı kaleme alarak aklının o sese dönüşemeyen köşelerindeki kelimeleri dergi sayfalarına armağan etti. Birikim, Virgül, Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, Toplum ve Bilim dergilerinde yazdı.

Ulus Baker’in sanata olan merakı Sovyetler Birliği’nde aldığı müzik eğitimiyle taçlandı. O, müzik ve müzik tarihi konusunda da birikime sahip oldu. Müziğin neredeyse her türünün teknik bilgisine sahip olmakla kalmayıp uzmanlık alanı olan sosyoloji ve ilgi alanı olan felsefe yönünden de müziği ele aldı. Müziğin her türüne demiştik, Çingene Müziği konusunda da (daha önce spesifik bir müzik türü olarak bilmediğimiz varsayımıyla) yetkindir. Baker bu türü diğer türler bağlamında karşılaştırarak incelemiş ve aralarında farklı ölçülerde olması olası olan bir bağ olup olmadığı üzerine düşünmüştür. Türkiye’de bu bağı en iyi kuran olmanın yanında müziğin parçacıkları (tını, söz, ses vb.) temelinde kanıtları sunan kişidir.

Sanat ve Arzu

“Medyatik olay parlar-söner, saman alevi gibidir. Ama asıl önemlisi olaylar birbirlerine “tekrar” ve “ısrar” adını verdiğim mekanizmalar dışında bağlanamazlar: sonucu, psikolojik etkilerini her an hissedebileceğimiz yoğun bir “dumur” duygusu, bir felç ve bıkkınlık halidir. Anti-medyatik düşünce “olay”ın ne olduğunu yeniden düşünmeli, olayı olay olarak yeniden kurgulayabilmelidir. Enformasyon ve iletişim toplumunda aydının aslî görevinin bundan ibaret olduğunu düşünüyorum.”
(Ulus Baker, “Medyaya Nasıl Direnilir?”)

Kaynakça:

ODTÜ’den Geçenler: Ulus Baker


https://t24.com.tr/haber/ulus-baker-10-yildir-aramizda-yok,414186
http://www.dunyaninyerlileri.com/ulus-bakerin-yasami-ve-olumu-etos-ve-etik/
https://www.birikimdergisi.com/birikim-yazi/4590/medyaya-nasil-direnilir#.Xg2s6FUzbIU
https://onedio.com/haber/56-dogum-yil-donumunde-politikanin-sinemanin-ve-felsefenin-ustadi-ulus-baker-544284

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....