
Balkon serin.
Gelme,
üşürsün ruha işleyen güz rüzgarlarında.
Varsa bir bardak caz balkonunda,
Söylenmemiş sözler,
Belki de bir takım yıldızlar kafanı kaldırdığında,
Her eylül yeniden başlamaktır yarım kalmış olanlara.
Hırka giymişsin.
Bazı hırkaları vardır bazı insanların,
Balkonda falan giydikleri.
O hırkalar serin akşamların izlerini taşır,
Buram buram sohbet
Biraz da çay kahve kokarlar.
Senin hırkan onlardan değil.
Sen bu hırkayı tek başına sigara içerken giyersin bilirim.
O yüzden bu hırka biraz eylül, biraz da karanfil kokar hatıralarda.
Bayram telaşı içinde bir ev hanımının yorgunluğu çökmüş gözlerine.
Kapılarını küçük çocuklar çalmış,
Sen verecek şeker bile bulamamışsın.
“Eylülün getirdikleri çoğu zaman yazın götürdükleri olur” derdin bir zamanlar.
Sokaklara dökülen yapraklarla akşam üstleri dans ederdin.
Sonra kimse bakmıyorken usulca uzaklaştın yaşadığın hayattan.
Savrulan ılgınlar gibi döküldü gözlerinden güz yağmurları.
Ben evde yavru kedi besledim,
Sen kaybettiğin hatıraların yolunu gözledin.
At kestaneleri gibi dağıldık eskimiş kaldırımlara.
Üstümüzden çok hayatlar geçti.
Sen bir sigara daha yaktın,
Karanfil kokusu sardı sabah olmayı bekleyen akşamları.
Ben bir Gary Moore şarkısında geçmişi yad ederken,
Koca bir eylül girdi aramıza.
Yaz bitti, güneş uğramaz oldu karanlık sabahlara.
Sonra ne baharlar, ne yazlar geçti aramızdan da,
Takvimler hep eylülde,
Sen ise o bayram sabahı yolunu kaybetmiş küçük çocuğun gözlerinde kaldın.








































