Kamelyalı Kadın: Bir Alexandre Dumas Fils Kitabı | 25 Alıntı

Ünlü Fransız yazar Alexandre Dumas’nın gayrimeşru oğlu Alexandre Dumas’nın kaleminden çıkan Kamelyalı Kadın’da toplumdaki ahlak anlayışı gerçekçi bir dille hikayeye yansıtılır ve okurunun kalbine dokunan bir gönül öyküsü anlatılır.
Dünya klasikleri arasında yer edinmiş bu kıymetli kitaptan sizler için 25 alıntı derledik, iyi okumalar!

1- Bir gün, pasaport almak için valiliğe giderken, yan sokaklardan birinde, bir satılık kadın görmüştüm, iki jandarma almış götürüyordu zavallıyı. Kadın ne yapmıştı, bilmem, bütün söyleyebileceğim, tutuklandığı için ayrılmak zorunda kaldığı birkaç aylık bir çocuğu öperek hüngür hüngür ağladığıydı. O günden beri, hiçbir kadını ilk bakışta küçümsemedim.
(Syf. 6 )

2- Zavallı yaratıklar! Onları sevmek yanlış bir şey olabilir, ama acımak da çok az bir şey. Gün ışınlarını hiç görmemiş körlere, doğanın ezgilerini hiç işitmemiş sağırlara, ruhunun sesini hiçbir zaman duyuramamış dilsizlere acırsınız da utanç gibi yalancı bir bahane bulur, zavallı kadınları deliye döndüren, iyiyi göremeyecek, Tanrı’nın sesini duyuramayacak, aşkın ve inancın arı dilini konuşamayacak duruma getiren bu gönül körlüğüne, bu ruh sağırlığına, bu bilinç dilsizliğine acımak istemezsiniz.
(Syf. 19 )

3- “Ben bir ilkeye inanıyorum yalnız, bu ilke de şu: İyiliğe eğitim yoluyla öğrenememiş bir kadının önünde, iyiliğe giden iki yol açar Tanrı; hemen her zaman böyledir: Biri acı biri de aşktır bu yolların. Çetin yollardır bunlar; bu yollara giren kadınlar ayaklarını kanatırlar, ellerini parçalarlar, ama yolun dikenlerine günahın süslü giyimlerini de bırakırlar aynı zamanda, Tanrı önünde yüz kızartmayan çıplaklıkla erişirler amaca. ”
(Syf. 20 )

- Advertisement -

4- Yaşamın eşiğine biri İyilik yolu, öbürü Kötülük yolu yazıtını taşıyan iki direk koyup da gelenlere: “Seçin,” demekle iş bitmez; (…) yörelerin çekiciliğine kapılmış olanlara ikinciden birinciye giden yolları göstermek gerekir; her şeyden önce de bu yolların başlangıcının fazla acılı olmaması, girilemeyecek gibi görünmemesi gerekir.
(Syf. 20 )

5- Tüm aklı başında insanların çabaları aynı amaca yöneliyor, tüm güçlü istemler aynı ilkeye bağlanıyor: İyi olalım, genç olalım, doğru olalım! Kötülük bir hiçten öte bir şey değil, iyiliğin gururunu taşıyalım, her şeyden önce de umudumuzu yitirmeyelim. Anne, kız kardeş, kız ya da eş olmayan kadını hor görmeyelim. Saygıyı aileye, hoşgörüyü bencilliğe indirgemeyelim.
(Syf. 20)

6- Bir tek günahkarın pişmanlığı gökyüzüne hiçbir zaman günah işlememiş yüz dürüst kişiden daha çok sevinç verdiğine göre, gökyüzünü sevindirmeye çalışalım. Fazlasıyla alabiliriz bunun karşılığını. Yeryüzü sevinçlerinin yerle bir ettiği, ama tanrısal umudun belki de kurtaracağı yaratıklara, bağışlayışımızın sadakalarını bırakalım yolumuzun üstünde; yaşlı kadınların bir ilaç salık verirken söyledikleri gibi, yararı olmasa da zarar vermez.
(Syf. 20)

7- Bir çocukluğu bir sevince dönüştürür insan çoğu zaman, bu sevinci yıkmak kötü bir şeydir, hele onu sürdürüp de duyanı daha bir sevinçli kılmak olanaklıyken.
(Syf. 83)

8- “Üzülmeyin,” dedi gülerek. “Ömrüm ne kadar az olursa olsun, sizin aşkınızdan daha çok yaşayacağım.”
(Syf. 86 )

9- Aşk ne kadar iyi yapar insanı!
(Syf. 90)

10- Arı bir genç kızın aşkını kazanmak, ona aşkın garip gizemini ilk gösteren insan olmak, büyük bir mutluluktur elbet, ama dünyanın en basit şeyidir. Saldırılara alışmamış bir yüreği fethetmek, savunmasız, açık bir kente girmektir. Görgü, görev duygusu, aile çok güçlü bekçilerdir, ama sevdiği adamın ağzından doğanın ilk aşk öğütlerini, arı oldukları kadar da ateşli olan ilk aşk öğütlerini verdiği on altı yaşında bir kızın aldatamayacağı kadar uyanık bekçi yoktur.
(Syf. 100)

11- Genç kız iyiye ne kadar çok inanırsa, o kadar kolay bırakır kendini, sevgiliye bırakmasa bile aşka bırakır öyle ya, sakınımsız olduğu için güçsüzdür de, ona kendini sevdirtmek de yirmi beş yaşına gelmiş her erkeğin istediği zaman erişebileceği bir utkudur. Bunun ne kadar doğru olduğunu görmek için, genç kızların çevresindeki denetimlere, setlere bakmak yeter. Bütün bu sevimli kuşları üzerine çiçekler atma çabasına bile girilmeyen kafeslerinde kapalı tutmak için okulların yeterince yüksek duvarları, annelerin yeterince sağlam kilitleri, dininde yeterince sürekli görevleri yoktur. Kendilerinden gizlenen dünyayı nasıl arzularlar, çekici olduğuna nasıl inanırlar, demir çubuklar arasından gelip kendilerine gizler anlatan ilk sesi nasıl dinlerler, gizemli perdenin bir ucunu ilk kez kaldıran eli nasıl kutsarlar!
(Syf. 100)

12- Ama bu bağışlatıcı aşkı uyandıran adam bu aşkı geçmişi anımsamadan benimseyebilecek kadar yürekliyse, kendini bu aşka bırakırsa, kısacası sevildiği gibi severse, tüm yeryüzü coşkularını bir çırpıda tüketiverir, bu aşktan sonra başka türlü her aşka kapalı kalır yüreği.
(Syf. 102)

13- Duyular hızlanınca yaşamın kısalığını nasıl da fark ediyor insan!
(Syf. 111)

14- …iki dostum kadar neşelenmeye çalıştım; ama onlarda yaratılış olan şey bende çabaydı, bakıp da aldandıkları sinirli kahkaham gözyaşlarına çok yakındı.
(Syf. 112)

15-Ne zavallı, ne zayıf yaratıklarız!
(Syf. 118)

16- Ruhumuzun istediği bir zevki bedenimizin zararına satın almak zorunda kalırız bazı bazı, sonra bu zevk elimizden kaçınca da çok üzülürüz.
(Syf. 129)

17- ”…öyleyse ancak bir tek mutluluğumuz, daha doğrusu ancak bir tek mutluluğum olabilirdi, bu da, bazı bazı kederli, her zaman rahatsız olduğumdan, yaşamımın hesabını sormayacak, bedenimden çok, benliğime tutkun olacak kadar üstün bir adam bulmaktı.”
(Syf. 131)

18- Aşkı hep kırla birleştirmişler, iyi de etmişler: Mavi gök, kokular, çiçekler, meltemler, tarlaların ya da koruların gözler kamaştıran yalnızlığı kadar hiçbir şey çerçeveleyemez sevilen kadını.
(Syf. 140)

19- Âşık olmuşsanız, gerçekten âşık olmuşsanız, tüm benliğinizle kendisinde yaşamak istediğiniz varlığı dünyadan ayırmak gereksinimini herhalde duymuşsunuzdur.
(Syf. 141)

20-Bir kadını sevmek ne demektir, bilirsiniz, günler nasıl kısalıverir, insan kendini ne sevdalı bir tembelliğe bırakır, bilirsiniz. Şiddetli, güvenli, paylaşılmış bir aşktan doğan şu her şeyi unutmayı bilmez değilsiniz. Sevilen kadın olmayan her varlık, gereksiz bir varlık gibi görünür. Daha önce yüreğinin bazı parçalarını başka kadınlara attığına pişman olur insan, ellerinde tuttuğu elden başka bir el sıkmayı olanaksız bulur. Beyin ne çalışma kabul eder, ne anı, durmamacasına önüne sunulan biricik düşünceden uzaklaşmasına yol açabilecek hiçbir şeye yanaşmaz. Her gün sevgilisinde yeni bir çekicilik bulur insan, bilinmedik bir haz bulur.
(Syf. 153)

21-Bu aşkı uyandıran kadın kim olursa olsun, gerçek aşk her zaman daha iyi kılar insanı.
(Syf. 171)

22-En sonunda biraz topladım kendimi, çevreme baktım, herkesin yaşamının benim yıkılışım üzerinde bir an bile durmadan sürüp gitmesine şaştım.
(Syf. 187)

23-Daha dün ruhlarının yalnızlığında hasta odalarının loşluğunda çabucak ölmeyi arzulayanlar, başkalarının yaşamını ve mutluluğunu görünce nasıl da yaşamak istiyorlar?
(Syf. 224)

24-Herhalde doğmadan önce çok kötülük ettik, ya da öldükten sonra çok büyük bir mutluluk tadacağız ki, Tanrı bu yaşamın kefaretinin tüm işkencelerle, tüm acılarla ödenmesine izin verebiliyor.
(Syf. 224)

25-Günahın savunucusu değilim, ama duasını duyduğum her yerde, soylu acının yankısı olacağım.
(Syf. 234)

 

                                                                           Kamelyalı Kadın- Alexandre Dumas Fils

                                                            (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Tahsin Yücel)

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Asiye Yüce
Asiye Yüce
Ars longa, vita brevis.

Must Read

İlk Kadın Romancı Fatma Aliye | Levayih-i Hayat (Hayattan Sahneler) 25...

Fatma Aliye'nin yazarı olduğu Hanımlara Mahsus Gazete'de tefrika edilip kitaplaşan bu mektup roman, Osmanlı kadınlarının gözünden aşk ve evlilik sorunsalına ışık tutar. Yazar, farklı...