EdebiyatKadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

-

spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

     “Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!”

1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap hâline getirilerek geniş okuyucu kitlesiyle buluşur. Sevgi Soysal’a göre “Tante Rosa, bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır.”

Peki, Sevgi Soysal Kimdir?

sevgi soysal 30 Eylül 1936’da İstanbul’da doğar. Anne tarafının Alman olması, Tante Rosa’nın ana hatlarını oluşturacaktır.

2 yaşından itibaren yaşamaya başladığı Ankara, ilişkileri ve yazarlık kariyerinde büyük önem taşır.

Lisans hayatına Ankara Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesinde Arkeoloji bölümüyle başlar. Eğitimini tamamlamadan Özdemir Nutku ile evlenir.

İkinci evliliğini Başar Sabuncu ile yapan Sevgi Soysal’ın son evliliği Mümtaz Soysal ile olur. Tüm bu evlilikleri ve yaşantısının izleri, sonraki yıllarda Tante Rosa ile karşımıza çıkacaktır.

1975 yılına gelindiğinde meme kanseri teşhisi konulan Sevgi Soysal, 22 Kasım 1976‘da aramızdan ayrılır. Geride ise yazdığı satırlar, bıraktığı hatıralar ve üç çocuğu kalır: Korkut Nutku, Defne Soysal, Funda Soysal

Soysal’ın Edebî Hayatı

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: img-4830.jpg

İlk yazıları 1960-1964 yılları arasında Dost, Yelken, Ataç, Yeditepe, Değişim dergilerinde yayımlanır.

İlk öykü kitabı “Tutkulu Perçem” 1962 yılında okuyucuyla buluşur. Bunu 1968 yılında “Tante Rosa” izler.

1970 yılında yayımlanan “Yürümek” adlı romanı, 12 Mart Muhtırasında Soysal’ı susturma isteğiyle birlikte müstehcen damgası vurularak toplatılmıştır.

Ne var ki aynı yıl, “Yürümek” adlı romanı TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülüne lâyık görülecektir.

Suçlamalar nedeniyle 12 Ağustos 1972’de cezaevine gönderilen Soysal, o dönemi ve tutukluk anıları eserlerine yansıtır. Bundandır ki kimileri onu ’12 Mart Yazarı’ olarak tanır.

1973 yılında yayımlanan “Yenişehir’de Bir Öğle Vakti” adlı romanını cezaevinde kaldığı sıralar kaleme alır. Mevcut psikolojisi, tüm çıplaklığıyla satırlarına yansır. Bir sonraki sene aynı romanıyla Orhan Kemal Roman Armağanını kazanır.

1975 yılında yayımlanan “Şafak” adlı romanı, döneme tanıklık ettiği hatıraların, kişisel yargılarıyla harmanlanmış başarılı bir örneğidir.

1976’da yayımlanan “Barış Adlı Çocuk”, Tante Rosa’dan sonra geniş okuyucu kitlesine ulaşan kitaplarındandır. 70’li yılların Türkiye’sine, güncelliğini yitirmeyen bir ışık tutar.

Aynı sene yayımlanan “Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu” cezaevi hatıraları ve muhtıra döneminin en yetkin örneklerindendir. Bu eseriyle birlikte dönemin simge yazarı olur.

Yarım kaldığı için ölümünden sonra yayımlanan “Hoş Geldin Ölüm” eseri, insanların toplumla olan ilişkini yansıtırken Soysal’ı, ölümü kabullenip romanını yazdıracak kadar cesur bir yazar olarak karşımıza çıkarır.

Soysal’ın tüm bunların yanında 1977’de yayımlanan bir de deneme kitabı vardır: Bakmak

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

tante rosa
(Tante Rosa çizimi, sayfa 19)

Sevgi Soysal, Tante Rosa gerçekliğini şöyle ifade eder:
“Büyükannemden başlayıp bende biten bir çizgi.”

Nitekim ifadesinde belirttiği gibi Tante Rosa; Soysal’ın büyükannesi Rosa, teyzesi Rosel ve kendi yaşamının izlerini taşır.

Alman bir kasaba kızı olarak kurguladığı Tante Rosa karakterini, kadınca yaşamın tüm gerçeklik ve bilinmezlikleriyle okuyucuya sunar.

“14 bölüm”

14 bölümden oluşan olaylar bütününde, Tante Rosa’nın çocukluğundan başlayıp ölümüne varan döngüsüne tanıklık ederiz. Ayşe Nur Özdemir, bir makalesinde Tante Rosa’nın bu yönüyle bir Bildungsroman olma özelliği taşıdığını öne sürer.

Bildungsroman: Bireyin oluşum dönemini ve sonunda ulaştığı ideal durumu ele alan roman türü.*

Tante Rosa 11 yaşındadır. Sıkı bir okuru olduğu “Sizlerle Başbaşa” dergisinde bir fotoğraf görür, bunun neticesinde at cambazı olmaya karar verir. Çok zaman geçmez, babası bu isteği üzerine onu bir sirke verir. İlk günden en huysuz ata bindirilen Tante Rosa, attan düşer ve hayatın kendisine sunduğu ilk ama son olmayacak sillesini yer.

Tante Rosa rahibeler okulundadır. Bir sille de oradan gelir. Susadığı için musluğa koşup kana kana su içtikten sonra sert bir şekilde uyarılır:

“Su içiyorsun durup dururken. Sen arzularına gem vuramayan günahkâr bir kızsın.”

Rahibeler okulunda kadın vücudunun kötü ve ayıp olduğunu da öğrenir. Süslenip güzelliğine düşkün olmanın günahkârlıktan sayıldığını da.

Tante Rosa büyürken ilk ilişkisini yaşar ve hamile kalır. Namusu kirlenmiş bir aile kızı olmamak ve zavallı bir piç kurusu doğurmamak için Hans’la evlenir. (s. 28) Kocasıyla istemeden yatmaya başladığı zaman namusu kirlenmiş bir kadın olmanın ve bu yatmalardan sonra doğurdukça piç kurusu doğurmanın ne olduğunu da anlar. (s. 30)

Yaşadıkları ve kaybedişleriyle, hayata dair bir başkaldırıdır Tante Rosa. Kadınlara atfedilen sorumluluklar ve ahlak bütününün dışına çıkıp yeniden doğmanın öyküsüdür. Funda Soysal’ın ifadesine göre Tante Rosa, istemediği bir düzeni bırakıp gidebilir, yeni düzeni defalarca kurabilir.”

Sevgi Soysal’ın Tante Rosa İzleri

Tante Rosa, yayımlandığı 1968 yılları ve sonrasında halk tarafından kolayca benimsenen bir roman olmamıştır. Liberal değerlerin ötesinde bir yaşam biçimini benimseyen toplum, Tante Rosa’ya yabancılaşmıştır.

Funda Soysal, bu duruma ilişkin ise şunları aktarır:

  “Tante Rosa, kadına göre bir yaşam tanımayan toplum için Alman olması sebebiyle değil, özgürlüğünü sahiplenen bir kadın olduğu için yabancıdır.”

Tam bu noktada, Sevgi Soysal’a dair izlere rastlarız. Onun özgürlükçü ve aykırı yönü, satırlarında tüm objektifliğiyle karşımıza çıkar.

NTV’de yayımlanan ‘Hayat Bir Sanat’ programının 07.03.2020 tarihli programında sevgili Mehmet Barlas, Soysal’a dair şu hatırasıyla onun aykırı ruhunu gözler önüne serer:

“Askerler muhtıra verdi, hükûmet devrildi. 12 Mart 1971’de Kızılay’da karşıdan karşıya geçmek yasaktı. Yani yaya geçidi olmayan yerden geçmek yasaktı ve geçenlerden 5 lira ceza alınırdı. Sevgi Soysal, her sabah 50 lirayı 5 liralık bozdurur, durmadan geçer ve ceza öderdi.

Funda Soysal’dan Tante Rosa Yorumu

Sevgi Soysal, kansere yenik düşüp aramızdan ayrıldığında kızı Funda Soysal henüz bebektir. Tante Rosa’da geçen bir satırın, annesinin onu hissederek yazdığı düşüncesine kapılır:

“Bir mektup bıraktı Tante Rosa arkada, üç çocuk bıraktı, biri emzikte…”

Tante Rosa’nın ön sözü için kaleme aldığı yazısında ise şunları dile getirir:

“Sevgi Soysal’ın onu hiç tanımamış kızı olarak benim ekleyebileceğim tek şey, yokluğunun nasıl bir kayıp olduğunu ölmeden iki ay önce çekilen ve bu kitabın kapağından size bakan fotoğrafının bile anlatabileceği annemi, kitaplarıyla, en çok da Tante Rosa ile tanıyıp sevmiş olduğumdur.”

“Tante Rosa, 1992 yılında ‘Seni Seviyorum Rosa’ adıyla beyaz perdeye de uyarlanmıştır.”

Son sözü, Sevgi Soysal’a bırakalım:

“O Rosa ki ne bir nokta ne de bir virgüldür. O Rosa ki başkası tarafından verilmiş bir ad, başkası tarafından çektirilmiş acılardır.”

Kaynakça

  • Soysal, S. (2020). Tante rosa. İstanbul: İletişim.
  • Özdemir, A. (2018). Tersine bir bildungsroman: tante rosa. Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 20 (2), 497-507
  • Gürpınar, A. B. (2016). Tutkulu perçem ve tante rosa ile toplum söylencesinin feshi. Varlık Dergisi, s. 22.
  • BBC News Türkçe (2015). Arşiv odası: sevgi soysal. (youtube.com adresinden erişilmiştir.)
  • NTV (2020). Türk edebiyatının güçlü kalemi: sevgi soysal. (youtube.com adresinden erişilmiştir.)
- Reklam -

Mail Bültenimize Abone Ol!

Haftalık mail bültenlerimizi almak ve duyurularımızı takip etmek için mail bültenimize abone olabilirsiniz.

Ece Özerhttp://hayalleregidenyolum.com
hayat boyu öğrenci kalmayı hedefleyen bir iletişimci

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

PODCAST

Sosyolojik Olarak Sanat #2 – Sanat ve Sanat Sosyolojisi Nasıl Oluştu?

Söylenti Dergi ekibi olarak sanatı çeşitli sosyolojik başlıklarla ele alarak bir seri oluşturduğumuz serimizin ikinci bölümünde “Sanat ve Sanat...

poetika özel – Nâzım Hikmet

Nâzım Hikmet'in en büyük başarısı ülkesinde yasaklanan eserlerinin Rusya'da, üstelik Türkçe olarak yayınlanmasıdır. Sosyalist ülkelerde yaşayan Türkler tarafından eserleri...

Rönesans Ressamları #6 -Piero della Francesca

Abone Ol: Spotify Altıncı bölümümüzde İtalyan Rönesansı’nın ustalarından biri olarak kabul edilen Piero della Francesca’nın hayatı ve çalışmalarını Seda Görüroğlu...

Son Yazılar

La Haine: Gerçek Bir Başyapıt

“Gökdelenden aşağıya düşen adamın hikayesini duymuş muydunuz? Düşerken her katı geçtiğinde kendi kendine mırıldanıp, kendisini teskin ediyormuş: Buraya kadar...

Görülmüştür: Sessiz Çığlıklar Eşliğinde Bir Trajedi

👑 Bu yazı Batuhan Amaç tarafından editörün seçimi arasına eklendi 👑 Serhat Karaaslan'ın ilk uzun metraj filmi olan ''Görülmüştür'' izleyiciyi...

9 ‘Sahte’ Van Gogh Tablosunun Gerçek Olduğu Ortaya Çıktı!

Bir grup Van Gogh eseri daha önce sahte olduğu düşünülerek sergiden çıkarılmıştı, ancak son yıllarda yapılan incelemelerden sonra tablolar...

Van Gogh’un Kaleminden Hayat: Theo’ya Mektuplar | 21 Alıntı

Yıldızlı Gece, Ayçiçekleri, Çiçek Açan Badem Ağacı gibi tabloların ressamı Vincent Van Gogh'un adını duymayan kalmamıştır belki de günümüzde....
- Reklam -

Düşlerini Çizen Ressam: Van Gogh

Vincent Willem van Gogh 30 Mart 1853'de Hollanda/Groot Zundert kasabasında dünyaya geldi. Geldiği soy varlıklı olmasına rağmen kendisi yoksul...

2021 Uluslararası Booker Ödülü Uzun Listesi Açıklandı!

2021 Uluslararası Booker Ödülü Uzun Listesi Açıklandı! Edebiyat dünyasında önemli bir yere sahip olan Uluslararası Booker Ödülü’nün bu yılki uzun...

Deniz Feneri: Virginia Woolf’un Hayatından İzler Taşıyan Roman

"İnsanlar birer kapalı kutuyken, diye sormuştu kendi kendine, nasıl oluyor da onların hakkında bir şeyler bilebiliyoruz?" Deniz Feneri, çoğu okur...

Kapan – Vüs’at O. Bener | 25 Alıntı

1950 kuşağının önemli yazarlarından olan ve İkinci Yeni Dönemi'ne Çehov tarzı hikayeleriyle adını yazdıran Vüs'at O. Bener, Kapan'da bizlere...