Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Düşünen kadının yumurtalıklarını çıkarıyorlar. Kadın fikir üretmek için değil, süt ve gözyaşı üretmek için doğuyor; hayatı yaşamak için değil, yarı kapalı pencerelerin ardından seyretmek için doğuyor. Alfonsina Storni’ye bin kere anlattılar ama o inanmadı. En çok bilinen dizeleri kadını kafese kapatan erkekleri protesto ediyor.”

Alfonsina bu kitapta bahsedilen tek bir kadın sadece. Aslında hepsi farklı bu kadınların. İsimleri, dilleri, dinleri, kültürleri, ırkları, meslekleri… Fakat her birinin sancısı aynı; kadın olmak. Yazar Eduardo Galeano harika bir iş çıkarmış. 1973 yılından 2012 yılına kadar yazıp yayımladığı kitapların içinden almış bu kadınları ve önümüze sermiş. Her sayfada bambaşka bir kadınla tanıştırıyor ve bu kadınların yaşadıklarına, acılarına, kimi zaman zaferlerine kimi zaman yenilgilerine ortak ediyor bizi.

“Bir kadın sabah erkeğe dönüşmüş olarak uyandığında ne olacaktı? Şayet aile ortamı antrenman sahası olmasa erkek çocuk hükmetmeyi, kız çocuksa boyun eğmeyi nerden öğrenecekti? Ya çocuk yurtları olsaydı? Ya evin erkeği temizlik ve mutfak işlerini paylaşsaydı? Ya masumiyet saygıdeğer olsaydı? Ya akıl ve duygu kol kola gitseydi? Ya vaizler ve gazeteler doğruyu söyleselerdi? Ya kimse kimsenin sahibi olmasaydı?”

Kitabı elinize aldığınızda sizi etkileyen iki şey oluyor; adı ve kapak tasarımı. Bu güzel kitabın adı Kadınlar, kapağında ise 5 vitrin mankeni var. Hepsi birbirinden farklı mankenler bunlar. Kadınlar da hepsi birbirinden farklı, dünyanın her yerinden kadınlar…  Kadınlar hakkında herkesin her zaman çok söyleyecek şeyi var. Nasıl yürümeleri, nasıl giyinmeleri, nasıl davranmaları, nasıl konuşmaları hatta nasıl yaşamaları gerektiği hakkında tonlarca zırva. Ne yazık ki bunlar yüzyıllardır devam eden şeyler. Her dönemde, günlük hayatında, iş hayatında kısacası hayatın her bölümünde hep kadınların karşısına engeller konuldu. Galeano da kadının yaşadığı bu zorlukları kısa ve çarpıçı bir biçimde anlatmış bu kitapta.

Tanıdığımız, tanımadığımız, hikayesini bildiğimiz, bilmediğimiz yüzlerce kadını barındırıyor bu güzel kitap. Kleopatra, Marie Curie, kadın gazetecilerin anası Nellie Bly, Emma Goldman, Frida Kahlo, Emily Dickinson, Bronte kız kardeşler, Marilyn Monroe ve belki adını daha önce duymadığımız önüne her zaman engeller konan nice kadın. Kitapta o kadar şaşıracağınız ve kızacağınız şeyler var ki dönüp bugünün dünyasına baktığınızda ve aynı manzarayla karşılaştığınızda kendinize sormadan edemiyorsunuz “Neden kadınları rahat bırakamıyoruz?”.

Ölmemek için hikayeler anlatmak zorunda kalan Şehrazat’ı, İspanya’nın ilk kraliçesi olsa bile daima hafife alınıp eleştirilen Urraca’yı, mücadele ederek erkeklerin dünyasında kendine bir yol açabilen Alfonsina’yı, peçe kullanmaya karşı çıkıp hiçbir zaman boyun eğmeyen Sukeyne’yi, kadınların bisiklet sürmemesi gerektiğini çünkü ahlaksızlığı teşvik eden edepsiz bir alet olduğunu savunanları, 1929 yılına kadar kadınları bir birey olarak görmeyen Kanada yasalarını, regl olan kadını kirli kabuk eden ve elinin değdiği her şeyi kirli sayan zihniyeti, zekasını övmek istediklerinde “kadına benzemiyor” demelerini, her yerde her zaman kim olursa olsun ne yapıyor olursa olsun her şeyi bir kenara bırakarak sadece “kadın” olduğu için mücadele etmek zorunda bırakılan, yaftalanan, hafife alınan, görmezden gelinen tüm bu güzel ve güçlü kadınların hikayelerini Galeano’nun kaleminden türlü duygular içinde okuyorsunuz.

“Uyumayı başaramıyorum. Gözkapaklarımın arasında uykumu kaçıran bir kadın var. Eğer yapabilseydim ona gitmesini söylerdim; ama boğazımda konuşmamı engelleyen bir kadın var.”

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin