Gece Modu

Çoğumuzun Necmiye Alpay ile birlikte kapatılan Özgür Gündem Gazetesi ile ilgili olaylar ve hapishane süreciyle tanıdığımız Aslı Erdoğan’ın ilk romanı olan Kabuk Adam, 1994 yılında yayımlanmış ilk kez. Ben on yedinci baskısında yetişebildim bu romana. İlk baskısını Mitos Yayınları’ndan, ikinci baskısını ise İş Kültür Yayınları’ndan yapan bu kitap, 2006 yılından beri Everest Yayınları’ndan çıkıyor. 155 sayfa olması ve tasarımının rahat okunmaya elverişli olması dolayısıyla kolay okunabilen bir kitap. Bunun yanında yazar, çok sık betimlemeye gitmemiş. Sanatsal kaygılar yerine bir şeyler anlatmak veya içini dökmek kaygısı daha ağır basıyor diyebilirim Kabuk Adam’da.

Romanın ‘’öz’’ olarak nitelendirebileceğimiz kısmı Karayipler’de bir adada geçiyor. Yazar, kahraman anlatıcı konumunda. Kendisinin oraya gitmesine sebep de amiyane tabirle bir fizik kampı. Aslı Erdoğan’ın da bir fizikçi olduğu göz önüne alındığında gerçek olma ihtimali epey kuvvetli olan bir yapıt. Kitaba ismini veren kişi ise ‘’Tony’’ adında bir deniz kabuğu satıcısı. Anlatıcımız, kendini bir ‘’küçük burjuva’’ olarak tanımlarken, bu kalıba tamamen uygun şeyler yapıyor. Bunun yanında kendisi aykırılığa oldukça meyilli bir küçük burjuva. Genelde topluluklarda yalnız olmasıyla öne çıkıyor ve kendisini onlardan biri olarak görmüyor. Özellikle fizikçiler üzerinden ‘’boşa yaşanan hayatlar’’ı anlatıyor bize Aslı Erdoğan. Yer ile ilgili ufak çaplı tasvirler var. Bunlar gayet ustaca işlenmiş. Ayrıca yazarımızın kadın olması hasebiyle romandaki kadın karakterin düşünce dünyası ayrıntılı bir şekilde işlenmiş. Bunun başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Olumlu bulmadığım kısım ise yazarın romana yaptığı gereksiz müdaheleler. Özellikle sonlara doğru artan, ‘’bu hikayeyi yazamazdım’’ ve sık sık yapılan ‘’yazarlık’’ vurgusu bana samimi gelmedi. Belki de edebiyat ve yazarlık üzerinden sık sık romantizm yapılan bir çağda yaşadığım içindir. Belki bu kitabı yirmi dört yıl önce ilk çıktığında Mitos Yayınları’ndan okusaydım böyle düşünmeyecektim. Bu gereksiz müdahalelerin dışında bir de yazarın başta yarattığı beklentileri karşılayamadığını söyleyebilirim kendi açımdan. Kitaba başladığımda Kabuk Adam’ı bu kadar merak ettirip, onu zihnimizde inanılmaz bir figür haline getiren Aslı Erdoğan, eserin devamında bende yarattığı bu büyük beklentileri karşılayacak kadar üst düzey bir karakter sunmuyor önümüze. Bunun kişisel olabileceği ihtimali üzerinde de duruyorum elbet ama bir şeyi gizlediğiniz zaman ve bunu bir edebiyat eserinde yaptığınız zaman, bu teknikle okuyucuyu şaşırtmayı amaçlarsınız veya hayran bırakmayı. Ama ben maalesef yazarın ikisini de yapamadığını düşünüyorum.

Yine de artısıyla eksisiyle okunmaya değer bir kitap. Fransız edebiyat dergisi Lire tarafından ‘’Geleceğin 50 Yazarı’’ arasında gösterilen Aslı Erdoğan’dan bahsediyoruz sonuçta. Eserleri mutlaka okunmalı ve tahlil edilmelidir. Neticede edebiyat kişiseldir ve herkesin her eserden aynı tadı alabilmesi mümkün değildir.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin