Jose Ortega Gasset’tan Düşünceler: ‘Sevgi Üstüne’

Yazarın Diğer Yazıları

Bir Yüreklendirme: Mutsuz Olmak | Kitap İncelemesi

"Kim istemez mutlu olmayı Ama mutsuzluğa da var mısın?" Cemal Süreya Pandemi nedeniyle günlük yaşamlar neredeyse tamamen değişmişken her yerde "şunları yaparak evde mutlu ol" gibi...

Bir Dönemin Belleği: Kent Müzeleri

“Gerçek müzeler, Zaman’ın Mekân’a dönüştüğü yerlerdir.” Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk Müze kavramı TDK tarafından “Sanat ve bilim eserlerinin veya sanata ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek...

Hatıralarla Yüzleşmenin Hikayesi: Kaybolan | 27 Alıntı

Günümüz Türk edebiyatının sevilen kalemlerinden olan Tarık Tufan eylül ayı itibariyle yeni kitabı Kaybolan'ı biz okuyucularıyla buluşturdu. Doğan Kitap etiketiyle basılan kitap Hakan, Hakan'ın...

Oğuz Atay’dan Hikayeler: Korkuyu Beklerken | 22 Alıntı

Edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri hiç şüphesiz Oğuz Atay'dır. Yaşadığı dönemde tam olarak hak ettiği değeri görememiş olsa da her eseriyle okuyuculara eşsiz bir...
İrem Nur Kaya
İrem Nur Kaya
“Yarayla alay eder yaralanmamış olan”

   Yapı Kredi Yayınları’nın Cogito serisinde belli konular üzerinde yoğunlaşan kitaplar bulunuyor. Aristotales’ten John Pickles’a farklı isimler ve edebiyattan ekonomiye birbirinden farklı konular hakkında kitaplara bu seri sayesinde ulaşabiliyorsunuz. Jose Ortega y Gasset’ın Sevgi Üstüne kitabı da bu seride yer alan kitaplardan biri. Çevirisini Yurdanur Salman’ın yaptığı kitabın ilk baskısı 1995’tir.

  Öncelikle Gasset’ın kim olduğundan bahsedelim. Edebiyat okurları tarafından çok sevilen Albert Camus onun hakkında “Ortega y Gasset, Nietzsche’den sonra belki de en büyük Avrupalı yazardır.”  demiştir. Husserl ise onu “Yeni İspanya’nın eğiticisi” olarak tanımlar.

 1883 doğumlu yazar Madrid Üniversitesi Edebiyat ve Felsefe Fakültesini bitirmiş ardından aynı üniversitede Felsefe Tarihi üzerine doktorasını tamamlamıştır. Ardından doğduğu kent olan Madrid’e dönüp Madrid Merkez Üniversitesinde metafizik profesörü olarak görev yapmaya başlamıştır. İspanya’da kültür ve edebiyatı yeniden canlandırmak için çeşitli dergiler çıkarmış, bu canlandırma hareketinde önemli bir isim olmuştur. La Revista de Occidente çıkardığı dergilerin en tanınmış olanıdır. İç savaşın çıkmasıyla ülkesini terk etmiş, geri döndüğünde Hümanizma Çalışmaları Enstitüsü’nü kurmuştur. Ne söylediği kadar nasıl söylediğine de önem veren filozof 1955’te hayatını kaybetmiştir.

  Filozofun çalışmalarını incelediğimizde felsefeyi yaşamın tüm alanlarına uygulamaya çalıştığını görürüz. Aşk ve kadınlar gibi konularda yine felsefe aracılığıyla derinlemesine incelemeler yaptığını söyleyebiliriz. Sevgi Üstüne kitabında da sevginin katmanları arasında dolaşıp kadın ve erkeğin bakış açısını keşfetmemizi sağlıyor Gasset.

“İşe ‘aşk ilişkileri’nden değil de, sevgiden söz ederek başlayalım. ‘Aşk ilişkileri’, erkeklerle kadınlar arasında geçen oldukça rastlantısal öykülerdir. Bu ilişkilere katılan sayısız etken, ilişkinin gelişmesini öylesine karmaşıklaştırır öylesine arap saçına çevirir ki, ‘aşk ilişkileri’nin çoğuna gerçek anlamda sevgi dışında her şey karışır. ‘Aşk ilişkileri’ni, bu ilişkilerin bin bir renkli aldatıcı mantığını ruh bilimsel çözümlemeden geçirmek çok ilginç olacaktır; ama gerçek sevginin ne olduğunu belirlemeden yola koyulursak pek bir yere varamayız. Bundan başka, sevgi incelemesini yalnızca erkeklerle kadınların birbirleri için geliştirdikleri duygulara indirgemek, konuyu daraltmak olur.”

   Kitaba bu cümlelerle başlıyor filozof. Aşktan ziyade önceliğinin sevgi olduğunu söylüyor ve bu savını kitap boyunca sürdürüyor. Kitap 7 bölümden oluşuyor: Sevginin Özellikleri, Stendhal’da Sevgi, Sevgide Seçmenin Payı, Santillana Markizi’nin Portresi Önünde Düşünceler, Arkada Geyik Bulunan Doğa Görünümü, Salome’nin Portresi ve İlginç Erkeğin Ruhsal Yapısına Doğru. Her bölümde sevgiyi farklı bir yönden ele alıyor.

- Advertisement -

  İlk bölümde yıllardır aşk üzerine çok fazla konuşulduğunu ancak sevgi üzerine konuşulmadığından yakınıyor Gasset. Sevgiyi tüm yönleriyle ele aldığı kitapta kadının erkeği, erkeğin de kadının sevmesi dışında sanatı bilimi ve hatta Tanrı’yı sevdiğimizden bahsediyor. Ardından sevgi ve arzunun kıyaslamasını yapmaya başlıyor. Kitapta savunduğu görüşlerden biri aşk dediğimiz şeyin aslında bir arzu patlaması olduğu.

“Arzu, doyurulur doyurulmaz söner, doyumla birlikte sonra erer. Oysa sevgi sonsuza dek doyumsuz kalır. Arzunun edilgen bir özelliği vardır; bir şeyi arzu ettiğimde, aslında arzu ettiğim şey o nesnenin bana gelmesidir. Yer çekiminin merkezi olarak ben, her şeyin benim önüme düşmesini beklerim… Sevgide, nesnenin bana gelmesi yerine, ben nesneye giderim ve onun bir parçası olurum.”

     Gasset, sevginin sevilen şeye doğru bir çekilme olduğunu söyler. Bunu yaparken de St. Augustine örneğinden faydalanır. Augustine, sevgiyi bir iştah olarak görse de zaman zaman bu durumu aşmış ve sevginin peşinde gittiğini belirtmiştir. Bu örneği inceledikten sonra Spinoza’nın sevgi üzerine görüşlerini inceler ve onun yanlış gördüğü taraflarını da belirtir. Zira Spinoza sevgiyi mutlulukla özdeşleştirir. “Ona göre sevgi, mutlulukla o mutluluğu yaratan nedenin birleşmesinden doğuyordu.” Ancak sevgi, mutluluk değildir filozofa göre. Bu tanımlamalar sevgi edimini anlatmaz. Böylece kendi tanımlamalarını yapmaya başlar. Sevgi incelendiğinde arzunun da sevginin bir parçası olduğunu ama tamamını kapsamadığını belirtir. Sevgi, ruhu canlandırır ve insan sevdiği andan itibaren bir göç durumuna geçer. Arzu anlık iken sevgi zamana yayılmıştır. Sevmek, sevilenin olmadığı bir evren ihtimalini yadsımak demektir. Bu tanımlama çalışmalarından sonra Stendhal üzerinden sevgi incelemesi yapmaya devam eder kitapta. Stendhal’in gerçek anlamda hiç sevmediğini, bedenlere ve şehvetli duygulara kapıldığını savunur. Filozofa göreyse sevgi şehvetli duygulardan daha üstündür.

   Aşk ve sevgiyi de derinlemesine karşılaştırmaya çalışır. Aşık olmanın bir dikkat olgusu olduğunu savunur. Bir nesneye olması gerekenden daha fazla dikkat ettiğimizde çekim alanına girmeye başlarız. Bu anormal dikkat gözümüzde diğer nesneleri silikleştirir ve o nesne bir anda devleşmeye başlar. Oysa dikkat kişiliğin en önemli aracıdır ve bu dikkat yoğunlaşması insanın hareket özgürlüğünü felce uğratır. Bunun felce uğramaması da yazara göre kişiye bağlıdır. Dikkatle birine saplanmayı insanın kontrol edebileceğini söyler. Aşk bir büyülenme halidir. Öte yandan tüm sevgilerin o çılgın aşık olma durumundan geçtiğini ancak her aşık olma döneminin sevgiyle bitmediğini belirtir.

  Kitabın üçüncü bölümünde -Sevgide Seçmenin Payı- sevgiyi cinselliğe indirgemeye çalışan biri üzerinden bunun yanlışlığını anlatıyor yazar. Sonra da erkek ve kadının ilişkiden beklentilerinin farklı olduğunu ve bu farklılıktan dolayı sorunların açığa çıktığını belirtiyor. Beklenti farklılıkları, aradığını bulamamakla ve suçlamakla sonuçlanıyor zira. İlerleyen bölümlerde de aynı şekilde farklı olgular üzerinden sevgiye dair incelemelerde bulunuyor. Erkekler gördüğü her kadına aşık olur tarzında genellemeleri pek doğru bulmadığımız için kitapta hoşumuza gitmeyen kısımlar da olduğunu belirtmek gerek. Yine de sevgiyi katman katman incelemesi bu konu üzerinde daha çok düşünmemizi sağlıyor. Kendi iç dünyamızda neyi ne şekilde sevdiğimizi, daha doğrusu sevgi mi yoksa arzularla gelen duygu patlamaları mı olduğunu sorguluyoruz kitap sayesinde.

Bir konu üzerinde derinlemesine okumayı seven herkese bu kitabı tavsiye ediyoruz.

“Her şeyden önce, sevgi, doğası gereği, insanın gizli yaşamının bir parçasıdır. İnsan, sevgisinden söz edemez; söz ederken sevgi yok olur ya da buharlaşıp gider.”

 

Jose Ortega y Gasset, Sevgi Üstüne

Yapı Kredi Yayınları, 10. Baskı

 

 

 

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....