Gece Modu

Yaklaşık bir haftadır Türkiye gündeminde farklı kitleler tarafından bambaşka anlamlar çıkarılarak yorumlanan bir gündem var: Cüneyt Yetişkin, Oya Yetişkin, Kamuran Yetişkin ve Yaşar Yetişkin’in toplu intiharı. Bu kişiler yaşları 60, 58, 56, 48 olan kardeşler. İstanbul Fatih’te birlikte yaşayan, intihar notlarında intihar etmelerinin sebebinin yoksulluk olduğunu söyleyerek yaşamlarına siyanür içerek son vermiş dört kardeş. Kişiler hakkında daha fazla şey bilmeye gerek yok. Psikolojileri hakkında konuşmak, yaşam stillerini marjinalleştirmeye çalışmak, açık açık belirtilmiş olan yoksulluk nedenini saklamaya çalışmak ahlaki olmamakla beraber üzerinde durulması gereken olgular değil. Lakin bu intiharın üzerinde uzun uzun konuşmak, yazmak, olaya dair derinlemesine sorular sormak; hem yaşadığımız yeri tanımlamayı, hem ekonomik koşulların toplumun bütün nüvelerini nasıl etkilediğini anlamamızı sağlayacaktır.

Her geçen gün kapitalizmin çarklarının sivrileştiği “modern” hayatta geçim sıkıntısının hızla arşa tırmandığına şahit oluyoruz. Bu sivri çarklara her gün bir yerlerimizi kaptırıyoruz, umudumuzu, geleceğimizi, bazen de doğrudan yaşamımızı. Yoksulluğun günden güne gözümüzün önünde büyüyen bir problem olduğuna tanıklık ediyor ve hissediyoruz. Artık en temelden etkiliyor yaşantımızı ve baş edemez hale gelebiliyoruz. Nerede olursak olalım fabrikada, okulda, sokakta attığımız her adımın hesabını yapıyor, yaşamak için doğrudan bir mücadele veriyoruz. Bunların doğrultusunda ve Durkheim’in metodolojisinin temelinde gördüğümüz bir toplumsal olgunun sebebi mutlaka başka bir toplumsal olgudur anlayışıyla bu intihar örneğini incelemeye çalışacağım.

İntihar birçok disiplin tarafından, farklı metotlarla ele alınmış, nedenleri araştırılmış üzerine uzun uzun konuşulmuş bir olgudur. Kişinin ruhsal ve toplumsal etkenlerden dolayı hayatına son vermesi olarak anlamlandırılan kavram Durkheim’ın çalışmalarında sosyolojik olarak incelenmiştir. Durkheim’a göre bir toplumsal olgunun nedeni yine başka bir toplumsal olgudur. Bu anlayış Durkheim’ın temel metodolojik yaklaşımıdır. Bu yaklaşım doğrultusunda da intiharı ele almıştır. Durkheim’in intihar teorisi ve sosyolojik muhakeme biçimi, sözünü ettiği dört intihar tipi; bencil, elcil, anomik ve fatalist tipler incelendiğinde daha açık olarak görülebilir. Durkheim bu intihar biçimleriyle toplumsal bütünleşme ve toplumun düzenleme düzeyi arasında bağlantı kurar. Bütünleşme birlikteliğin fazla olduğu toplumlarda, kolektif duyguların paylaşılma derecesini gösterir. Elcil intihar yüksek düzeyde, bencil intihar ise düşük düzeyde bütünleşmeyle bağlantılıdır. Düzenleme insanlar üzerindeki dış kısıtlayıcıların derecesini anlatır.

Dev Lotr Testi

Kardeşlerin intiharını elcil intihar olarak konumlandırırsak bunun alt metnini analiz etmek daha kolay olacaktır. Yukarıda anlatıldığı gibi, toplumsal bütünleşmenin fazla olduğu toplumlarda, toplumsal nedenlerden kaynaklanan intihar tipleridir. Bu toplumsal nedenleri ekonomik kriz, kentleşme doğrultusunda yabancılaşma gibi nedenlere bağlayabiliriz. Bunların yanı sıra sosyal devlet gerekliliklerini de hatırlamak intiharın sorumluluğu doğru yere konumlandırmakta yardımcı olacaktır.

Bizim gibi bütünleşme ve birlikteliğin fazla olduğu toplumlarda, sokakta evsizler görmeye, huzur evlerinde ciddi bir yoğunlukla karşılaşmaya alışkın değiliz. Çünkü geniş ailenin oldukça yaygın olması bakımın aile bireyleri içerisinde paylaşılması oldukça sıradan durumlardır. Aksi takdirde bir aile ferdinin bakımını sağlamayan başka bir aile ferdi dışlanmayla karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle Türkiye toplumlarında, çekirdek aile haricinde, kalabalıkça yaşayan ailelere rastlamak oldukça mümkündür. Kişiler birlikte yaşamakla kalmayıp, iş bölümü anlamında da bütüncül hareket edebilirler. Bu durum günümüzde, yabancılaşmanın bu denli yüksek olduğu bir dönemde hayretle karşılanacak bir şeymiş gibi gözükse de, hala sürekliliği olan bir aile anlayışıdır. Kardeşlerin birlikte yaşamaları da bu bağlamda şaşılacak şey değildir. Bunun doğrultusunda ölümü paylaşmış olmaları da kaderci bir anlayıştan öte öğrenilmiş bir birlikteliğin getirisidir.

Sonuç olarak sosyal bir devlet olmanın ilk kaidesi, vatandaşları yaşatabiliyor olmaktır. Yoksulluğu önlemektir. Ölmek istemek için sadece “normalin” dışında hayatlar yaşıyor olmak, Allah’ı sorguluyor olmak, birlikte yaşıyor olmak, kardeş olmak, şişman olmak gibi nedenlere değil zaten yaşamıyor olmak gibi daha geçerli bir nedene ihtiyaç olabilir. Zaten yaşamıyor olmaktan kastım kulağa romantik gelebilir lakin bu örnek bize intihar eden bu dört kişiden daha yabancı değildir.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin