Gece Modu

Stefan Zweig 1881 yılında Viyana’da doğmuştur. Henüz küçük yaşta eğitim görmeye başladığı için İngilizce, Latince, Yunanca, Fransızca gibi dillere oldukça hâkim olduğu bilinmektedir. Freud ve psikolojiye olan ilgisi eserlerinde oldukça belirgindir. 5 hikayeli ilk taslağı 1927 yılında yayımlanan ve son haliyle (14 hikaye) İngilizceye çevrilmiş İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği Anlar adlı kitabında Zweig, geçmişe damga vuran bazı önemli olayları hikayeleştirerek anlatmıştır. Kitap kurgusal olmaktan öte tarihsel sayılabilse bile, Zweig hikayelerin içine hayat dersi sayılabilecek psikolojik yaklaşımlarda bulunmaktadır. Bu yazımızda bunlardan sadece birkaçına yer veriyoruz. Keyifli okumalar.

  1. “Bir dâhinin çıkması için bir halkın içinden milyonlarca insanın geçmesi gerekmiştir her defasında, gerçek anlamda tarihsel bir olayın, insanlığın yazgısını değiştiren bir anın gelmesi için de milyonlarca yararsız anın akıp gitmesi gerekir.” (sf. 1)
  2. “Tek bir evet, tek bir hayır, biraz erken davranma veya biraz gecikme bu [her şeye karar veren] anı yüzlerce kuşak boyunca geri dönülmez biçimde erteler ve bir bireyin, bir halkın, hatta bütün insanlığın yazgısını belirler.” (sf. 2)
  3. “Bir insanın yazgısında, daha orta yaşlarında, yaratıcı bir dönemindeyken yaşam amacını bulmaktan daha büyük bir talihlilik olamaz.” (sf. 12)
  4. “Fakat talih en sevdiklerine bile hiçbir zaman fazla cömert davranmaz. Tanrıların insanoğluna ölümsüz bir başarı şansını bir kereden fazla tanıdıkları pek görülmemiştir.” (sf. 26)
  5. “Ne var ki tarihte aklın ve barışın ağır bastığı dönemler kısa ve geçicidir.” (sf. 31)
  6. “Savaşa hazırlanan bütün diktatörler hazırlıklarını tamamlayınca kadar sürekli barıştan söz eder.” (sf. 32)
  7. “Bedeli ne olursa olsun diyerek bir işe girişmek bile yaratıcı ve itici bir gücü ortaya çıkarmak için yeterlidir.” (sf. 35)
  8. “Dünyevi işlerde birleşme anları ne yazık ki her zaman en büyük çaresizlikler ortaya çıktığında yaşanır.” (sf. 48)
  9. “İnsanlık, açık unutulan bir kapıdan, Kerkoporta’dan surların içine nasıl bir felaketin dalmış olduğunu; Roma, İskenderiye, Bizans gibi dünyanın kültürel merkezlerinin yağmalanmasında nelerin yitirildiğini hiçbir zaman tam olarak bilemeyecektir.” (sf. 54)
  10. “…pişmanlık yitip giden tek bir anı bile geri getirmez ve tek bir saatin içinde yitirilenler bin yıl geçse yeniden elde edilemez.” (sf. 55)
  11. “Fakat her zaman komuta altında yaşayan insanlar buyruklara karşı çıkıp yazgının sesini duymayı başaramazlar.” (sf. 105)
  12. “Yazgıyı belirleyen böylesi anlar, duraksayanları küçümseyerek geri iter, yalnızca yeryüzünün farklı tanrıları olan yüreklileri ateşten kollarıyla kucaklayarak göklerdeki kahramanlık katına yükseltir.” (sf. 113)
  13. “Bir mucizenin veya mucizevi bir şeyin gerçekleşebilmesi için her zaman ilk koşul, tek bir kişi bile olsa birinin buna inanmasıdır.” (sf. 148)
  14. “Ve insan kendine bu gücü sağlayan unsurları kendi kendini yok etmek ve o harika bütünlüğü bozmak üzere harcamak için uğursuz bir çılgınlıkla sürekli çabalamış olmasaydı zaman ve mekân üzerinde kazandığı bu zaferden sonra sonsuza kadar muhteşem bir birlik halinde yaşayacaktı.” (sf. 166)
  15. “Zeki Ama fazla cesur olmayan bir adamın kendinden daha güçlü biriyle karşılaştığında yapacağı en akıllıca şey onun yolundan çekilmek ve hiç gocunmadan bir değişimin olmasını ve yolun kendisi için tekrar açılmasını beklemektir.” (sf. 238)
  16. “Bir düşünce adamını hiçbir şey kamu ve siyaset alanının dışında kalmak kadar mutlu edemez, çünkü bir düşünür ve sanatçı, ancak böylelikle acımasızlık ve ikiyüzlülükten başka bir yöntemle başa çıkamayacağı onur kırıcı bir ortamdan kurtulabilir ve kimsenin el süremeyeceği, zarar veremeyeceği kendi iç dünyasına dönebilir.” (sf. 239)
  17. “Cicero, kamu işlerinde etkin olan herkesin eninde sonunda görmek zorunda kalacağı acı gerçekle karşılaşmıştır: Sürekli olarak kitlelerin özgürlüğünü savunmak mümkün değildir, insan her zaman kendi içsel özgürlüğünü savunabilir sadece.” (sf. 243)
  18. Devletin temel taşları adalet ve hukuk olmalıdır. Devletin gücü ve hukuk sistemi demagogların değil, gerçek fikir adamlarının elinde olmalıdır. Hiç kimse kendi kişisel iradesini ve dolayısıyla keyfi isteklerini halka dayatmamalıdır ve herkes ‘hoc omne genus pestiferum acque impium’a, yani yönetimi halkın elinden almak isteyen bu türden hırslı kişilere boyun eğmemeyi görev bilmelidir.” (sf. 250)
  19. “Bir toplumda gerçek uyum, ancak birey kamusal alandaki konumundan kendi çıkarı için yararlanmaya bakmak yerine kişisel çıkarlarını kamu çıkarının gerisine çektiğinde mümkün olur.” (sf. 250)
  20. “İnsanları cesaret göstermeye çağıran birinin sözleri ancak kendisi gerçek bir cesaret örneği verebiliyorsa etkili olur.” (sf. 254)

KAYNAKÇA

Zweig, Stefan. İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği Anlar. Çev., İlknur İgan. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019.

Dev Lotr Testi

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin